Edebiyatın Duayeni: Saim Sakaoğlu

"Kısmetmiş, yazı hayatımın 60. Yılına da kavuştum. Yazmaktan yorulmadım, hâlâ yazıyorum. Bu yazıların bazıları bilime ışık tutarken, bazıları da hatıralarımdan derin izler taşımaktadır. Hatırlanmak güzel şeydir. Ya unutulmak? Sağ olsun, bizi hatırlayanların sayısı oldukça fazla.

60 yıl önce, Ekim ayında ilk yazım, bir hikaye olan ilk yazım yayımlanmıştı. Şimdi 60'tan fazla kitabım var. İyi ki o hikayeyi yazmışım, iyi ki o hikayemi yayımlamışlar, iyi ki yazmayı bırakmamışım.

Konyalı olarak doğdum, yaşadım ve yazdım. Elbette Konyalı olmanın gururunun yanında, omuzlarıma yüklediği sorumluluklar da olacaktı. Ben, Konya'nın bana verdiğinden daha fazlasını, hiçbir karşılık beklemeden ona verdiğime inanıyorum…”

Bu cümleler, Konya'mızın değil, tüm Türkiye'nin; ilmini, değerini takdir eden SAİM SAKAOĞLU'na ait. Saim Hocamı, Eğitim Fakültesi Dekanı iken tanıdım. Bana; "İlim adamı nasıl olur?” diye sorsalar, tereddütsüz Saim Sakaoğlu hocamı gösteririm. Gerçekten muhtaç olduğumuz, ama bir türlü hepsinde göremediğimiz akademisyen ve ilim adamlığı ağırlığı mevcut üstünde.

Burada muhterem hocamın biyoğrafisini anlatacak, eserlerini sıralayacak değilim. Zira eserlerinin sayısı ne bu satıra sığar, ne sayfalara…onu anlamak için, bilgisayar'da, "Saim Sakaoğlu” ismini yazarak internete girerseniz, ne kadar çok eseri olduğunu ve ne kadar çok makale, konferans, sempozyum, uluslararası toplantılara katıldığını görürsünüz. Ayrıca kütüphanelere gidip görevlilerden Saim Sakaoğlu hocam ile ilgili bilgi isterseniz, size sayılamayacak kadar doküman verirler.

İnsanları, öldükten sonra değil, yaşarken hatırlamak güzel bir yaklaşım. Bu açıdan Konya Aydınlar Ocağı, Salı sohbetlerinde 10 Ekim 2017 tarihinde SAİM SAKAOĞLU hocamın yazarlığının 60. Yılında bir vefa örneği gösterdi. Bir kez daha onu sevenlerin ne kadar çok olduğunu gözlerimle müşahede ettim.

Müstesna bir geceydi! Öncelikle böyle bir program hazırladığı için aydınlar Ocağı'na ve hassaten Mustafa Güçlü kardeşime teşekkür ederim. Kültür adamlarına hayatlarında değer verip, onurlandırdığı için.

Şair İsmail Detseli de, hocam ile ilgili yazdığı şiirlerden okudu. Saim hocama bir şiir değil şiirler yazılmalı.

Programa katılanları dinledim. Şöyle diyorlardı:

Fahriye Gürler  Sayar: "İtiraf ediyorum......hayatımda bu kadar güzel bu kadar anlamlı bir gece yaşamadım.....harika organizasyon...müthiş bir gece...Konya'mızın en değerli hocası...sayın Saim Sakaoğlu hocam. Bir kere daha gurur duydum......ortama hayran oldum.....değerli arkadaşım Yurdanur Sakaoğlu da gecenin kraliçesiydi......bayıldım....bayıldım...unutulmaz geceydi....sevgili hocam......harika eşiniz....güzel ailenizle nice nice ..sağlıklı mutlu yıllar.....selam ve saygılarımla......”

Muammer Yavuz: "Haza bir beyefendinin anıları muhteşemdi ...”

Tayyar Yıldırım: "Muhteşem bir geceydi. Hem duygusal anlar yaşadık hem de bir yerlere gelmek için emeğin ve alın terinin değerini bir kez daha anladık. Diğer vasıfların yanında Kültür Adamı, Bilge, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu'nun "yazarlıkta 60. yılı." Dile kolay!

Programa gelirken kapıda bekliyordu Saim hocam, bana; "Kazım bey sende şairlik de mi var?” deyince, ben: "Hocam şiirlerim var ama şair değilim” dedim. O; "her şiir yazan şairdir” karşılığını verdi.

Rabbim, Saim Sakaoğlu hocam gibi insanların sayısını artırsın. Buna gerçekten çok ihtiyacımız var.


Yazarın Diğer Yazıları