SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Eleştiri; Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit: "Fırkacılık, karşıya sövüp saymadan çamur atmadan çok önce hatta karşıyı eleştiriden önce, kendi ilke ve amaçlarını, uygulama yöntemlerini anlatmak olmalıydı."- T. Buğra.
"Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır."- N. Ataç.
"Hikâyelerimi beğenmeyen eleştirmeciler hakkında onun beni müdafaa etmesini zevkle dinliyordum."- S. F. Abasıyanık.
Eleştirmen: Uzmanı olduğu sanat dalındaki eserleri ve olayları izleyen, değerlendiren, eleştiri yazıları yazan kişidir.
Bir eleştirmen, önce kendi hayat çizgisini, hayat felsefesini, gidişatını, hal ve hareketlerini ele alıp eleştirmeli sonra başkalarını eleştirmeye kalkmalıdır. Bendenizin önemsediği, bir söz var; "kendisi muhtaç bir dede, gayrıya ne kaldı himmet ede” ayrıca sık sık dile getirdiğim, söyleşilerimde ve konferanslarımda söylediğim; "önce can, sonra canan” sözü de her zaman tazelik ve canlılığını koruyan ilkelerdendir.
Bir konferans vereceksiniz, bir panele katılacaksınız, bir söyleşi yapacaksınız…o mahalle saatinde gelmek, dinleyenleri bekletmemek, kimsenin zamanını çalmamak zorundasınız. Konferanslar, paneller, söyleşiler, sempozyumlar…nedense zamanında başlamıyor. Neymiş, protokol gelmemiş, panelist, konferans verecek, söyleşi yapacak olan yetişememiş! Salon tıklım tıklım dolu, herkes; -" bir an önce program başlasa da, işimize, gücümüze gitsek. Zaman kıymetli. Bu kadar da bekletilmez ki. Kardeşim, zamanında geleceksin, kimseyi bekletmeyeceksin…” diyerek itirazlarını dalga dalga yaymaya başlıyor.
Birçok konferansa katıldım. Pek çok programda bulundum. Sayısız konuşma ve sohbete şahit oldum. Her konferanstan yararlandım. İzlediğim her sohbet, her panel ve her program bazı mesajlar verdi bendenize.
Edebiyatın bir parçasıdır eleştiri. Edebiyat, edep'ten gelir. Her edebiyatçının; mütevazı, hoşgörülü, sabırlı, güler yüzlü, davranışlarına dikkat eden, kendisi eleştirmen de olsa, eleştiriye açık bir yapıda olması gerek.
Eleştirmenlerin; kibir, insanlara tepeden bakma, alay etme, bilgiçlik taslama, ukalalık yapma gibi bir tavırları olamaz. Eleştirmen; zamanı iyi kullanır ve değerlendirir. "kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmaz”, "ne incinir ne incitir.”
Toprak gönüllüdür eleştirmen. Burnu kaf dağında, küçük dağları ben yarattım cinsinden bir hamakata giremez.
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail'ce
Bıçak senden incinmesin.
"Burdayım” de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.
İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Kaynak senden incinmesin.
Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.
(Abdurrahim Karakoç)
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ