Gündemde Cumhurbaşkanlığı Var

En geç Temmuz ayının sonuna kadar Cumhurbaşkanlığı konusu gündemdeki yerini koruyacak. Her siyasi parti, her meslek kuruluşu, her akil insan, her yazar, bilim adamı, kendini bu hususta sorumlu hisseden herkes… fikrini söyleyecek. İyi de olur; hem beyin cimnastiği yapmış, hem fikrimizi ortaya koymuş, hem de “Cumhurun başı” olan Cumhurbaşkanının kim, nasıl ve ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği anlaşılmış olur. Aynı zamanda da halkın, hangi cumhurbaşkanına onay vereceği kendini belli etmiş bulunur.
Geçenlerde Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül, bu yöndeki fikrini açıkladı; bugünkü şartlarda siyasete dönmeyeceğini deklare etti. Ancak bu, tekrar cumhurbaşkanı olarak aday gösterilirsem olmaz demek değildir. Çünkü o makam, siyasi makam değil. Daha sayın Erdoğan ile oturup konuşmuş değiller. Belki durumlarda değişiklik de olabilir.
Aslında AK PARTİ içinde bu makama layık insanlar çok! Hatta her kesimden var. Ama  meseleyi iyi tahlil etmemiz lazım.
Mesela eski Yargıtay Başkanının bir televizyon kanalındaki İsrail Cumhurbaşkanını övücü konuşması, Başbakanımızın, “one minute” sözünün yanlışlığını, İsrail’i şımartır sözlerini kabullenmek mümkün değil. Daha önceleri bu insanın; mantıklı, tutarlı konuşmaları her kesimden destek alıyor ve sevgi topluyordu. Hatta konferanslara, panellere, sohbetlere… katılıyordu! Dahası bir zamanlar, onun Cumhurbaşkanı olacağı yolunda söylentiler de vardı. Gerçekten bu insanın Cumhurbaşkanlığına layık olduğunu da düşünmüştüm. Demek ki zamanla her şeyde değişiklik olduğu gibi, insanlarda da değişim olabiliyor. Şöyle bir söz var, “insan süte benzer, ortamını bulmazsa bozulur”. Çok önemli bir makam olan Cumhurbaşkanlığı makamı; hassas, ince, titizce üzerinde durulması gereken bir noktadır. Hele halkımız, olayları iyi tahlil ediyor. Kimsenin dedikodusuna, medyanın kışkırtmasına, paralel yapının tehdidine, faiz lobisinin saldırısına öyle bir cevap veriyor ki bunun yansımasını seçimlerde şamar gibi suratlara patlatıyor!
CHP de kendi adayını çıkaracakmış! Tabii, en doğru olanı da bu. Madem  AK PARTİ  çıkaracaksa, CHP, MHP ve BDP de çıkarma hakkına sahip. Çıkarsınlar, halkın önüne koysunlar, seçim sonucunu görsünler.
Fakat atladığımız bir husus var; AK PARTİ, her seçimde neden bu kadar çok oy alarak, iktidarını sağlamlaştırıyor? Biliyoruz ki, hükümet yıpranır, ama AK PARTİ, yıpranmak bir tarafa, her seferinde kendini yenileyerek gücünü ortaya koyuyor. Bunun sırrı ne? Elinde sihirli bir değnek mi var? Yoksa büyücü mü? Acaba halkı mı kandırıyor?
Evet, her seçimde, “bunlar yalancı, soyguncu, kasalarla paraları evlerinde saklıyorlar, çalıyorlar, hırsızlar…” yalanlarına, iftiralarına itibar etmedi halkımız. Halkımız şunu da benimsemiyor; çok konuşup, iş yapmamak. İcraat yerine belden aşağı vurarak halka kara propaganda yapmak. Hamasi nutuklar atmak…
30 Mart yerel seçimlerinde muhalefet neden kaybetti? Pensilvanya ile ittifak yaptığı için. 20 Nisan 2014 tarihli Akşam gazetesinin manşetinde şunları görüyoruz; “Pensilvanya ile ittifak, CHP’yi paramparça etti. Gülen icazeti, CHP’yi dağıttı. Parti Meclisi’nde kıyamet koptu. Seçim yenilgisinin hesabını soran ağır toplar, Kılıçdaroğlu yönetimini cemaatle işbirliği yapmakla suçladı. En sert çıkış; “İstanbul Büyükşehir adaylığı için Mustafa Sarıgül’ün ismini Fethullah Gülen’e niye verdiniz?”  diyen İlhan Cihaner’den geldi.”
Yani CHP, kaynıyor! Yakın zamanda kurultay yapılırsa şaşmayalım. Bir tarafta Deniz Baykal, bir tarafta Fikri Sağlar, bir tarafta Ulusalcılar, bir tarafta da Mustafa Sarıgül…işin bir de MHP boyutu var! MHP’de de, yavaş yavaş kıpırdanmalar başladı! Belki ilerleyen zamanda burada da kopmalar ve genel kurul çalışmaları başlayabilir! Bütün bunların sebebi; seçimdeki hezimet, halkın görüşlerine itibar etmemek, halkı hiçe saymak, meydanlarda proje yerine dedikodu üretmek, Paralel yapının oyununa gelmek!...
Böyle bir hengamede AK PARTİ’nin göstereceği aday, cumhurbaşkanlığı ipini göğüsleyecek! Görünen o ki Başbakan sayın Tayyip Erdoğan aday olacak gibi! Aday olursa, halk ilk turda seçer. Seçer de ilerde ne olur? Nasıl bir AK PARTİ  profili ortaya çıkar? Onu zaman gösterecek. Fakat her zaman dediğim gibi burada tekrar söylemek istiyorum; 2015 genel seçimlerinde kadar, Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığında devam etsin. Başbakanımız sayın Erdoğan da aynı şekilde Başbakanlığı sürdürsün. 2015 seçimlerinde % 50- % 60 oy alarak daha güçlü, daha etkili olarak Meclis’e girer ve; yeni anayasa yapılarak, başkanlık sistemi devreye girer, sayın Erdoğan, Köşk’e rahat bir şekilde Başkan olarak çıkar ve sıkıntı da olmaz. Böylece AK PARTİ’de genel başkanlık krizi de çıkmamış olur.


Yazarın Diğer Yazıları