Hep Ahkam Kesiyoruz, Ama Yamuklukta Devam Ediyoruz

Doğrusu duydukça, okudukça, gördükçe… şaşırmıyorum desem yalan olmaz. bakıyorum; “bu adam bunu yapmaz, hatta yapamaz” diyerek, gördüklerime inanasım gelmiyor. Olaylara bakış açıları, olayları kendi menfaatlerine doğru yorumlamaları ve uygulamaları insanlarda şaşkınlık meydana getiriyor.
Yapmayanları tenzih ederim fakat olan bir gerçeklik var ortada. İş gereği, iş gezisi…diyerek yurt dışına giden birçok iş adamının oralarda şehvetlerini tatmin ettiği, nefislerine yenik düştükleri, gencecik kızlarla birlikte oldukları kulağımıza geliyor!
Kendi şehrinde bir türlü, dışarıda başka türlü bir tavır sergiliyorlar! Dahası bulunduğu şehirde ön safta namaz kılıyor, her yıl umreye gidiyor, arkadaş toplantılarında ahkam kesmekten geri durmuyorlar! Ama, yalnız kalınca, kendini serbset hissedince kırdıkları fındıkların haddi hesabı yok!
Mesele sadece başkası değil, kendimize aynayı bir tutalım; bizim gönül alemimiz nasıl? İnandığımız gibi mi yaşıyoruz? Yoksa yaşadığımız gibi mi inanıyoruz? Kendimizi sık sık nefis muhasebesine tabi tutyor muyuz? Her işimizi; “Allah görüyor, O biliyor” mantığıyla mı yapıyoruz? Her gün akşam evimize gittiğimizde; “bugün Allah için ne yaptık?” sorusunu soruyor muyuz? Komşularımızla aramız nasıl? Akrabalarımızla geçinebiliyor muyuz? Kardeşlerimizin hakkını hukukunu koruyor muyuz? Anne babab   ımıza bakış açımız ne merkezde?
Değerli dostlar! Konuşmak değil, uygulamak, görünmek değil, olmak, insana yaranmak değil, Allah’a yaranmak, el ne der değil, Allah ne der?  Mantığıyla hareket ettiğimiz zaman, hem bu dünyada, hem de öteki dünyada mutlu oluruz.
Yani demek istiyorum ki; en etkili durum, davranıştır. Söz uçar, davranışlar, mermere yazılan yazı gibi kalıcıdır. Adam görünmek için çaba sarf etmemeli, bizzat adam olmalı ve adam kalmalıyız. Bu hususta Şems-i tebrizi şöyle der;
Allah’ı tanıdığınızı iddia ediyor, fakat ona olan borcunuzu vermiyorsunuz. Bu borcu, fakir ve muhtaçlara ihsanda bulunarak ödeyin.
Kur’an-ı Kerim’i okuyorsunuz fakat hüküm ve kurallarından haberiniz yok. Okuduklarınızı uygulayın.
Şeytanın, düşmanınız olduğunu iddia ediyor, fakat ona itaat ediyorsunuz. Onun tekliflerini geri çevirin.
Kendinizi Muhammed (SAV) ümmetinden sayıyor, fakat sünnetini uygulamaya çalışmıyorsunuz.
Cennete girmek istediğinizi söylüyor, fakat ona girmek için gerekli hiçbir ameli işlemiyorsunuz.
Ateşten kurtulmak istiyor, fakat günahlarınızı ve kötü amellerinizle kendinizi durmadan ona doğru sürüklüyorsunuz.
Ölümün herkese geldiğini biliyor, fakat ona hiçbir hazırlıkta bulunmuyorsunuz.
Bütün din kardeşlerinizin kusurlarını görüyor, fakat kendi kusurlarınızı görmüyorsunuz.
Allah’tan gelen bütün nimetleri şükretmeden yiyor ve kullanıyor, fakat O’na olan minnettarlığınızı size verdiği nimetlerden muhtaçlara tasadduk ederek göstermiyorsunuz.
Ölülerinizi, aynı sonun sizin de başınıza geleceğini bile bile, ibret almadan, gömüyorsunuz.


Yazarın Diğer Yazıları