SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Sevgili dostlar! İnsanlarla iletişim kurmak için bazı kurallar vardır. Bu kurallara uyan herkes; mutlu, huzurlu ve gönül rahatlığı içinde olur. Derler ki; “cenneti kazanmak zor” asla öyle değil. Bu söz doğru değil! Eğer öyle olmuş olsaydı Allah, kullarına kolaylık vermez, zorluğu telkin ederdi. En ucuz, en kolay yol, cennetin yoludur. Hem de bedava bu yol! Cennete girmek için kimseden ücret istenmemektedir.
Evet; insanları sevmek için önce onlarla iletişime geçmek gerekir. İletişimin başlangıcı; selamdır. “Önce selam, sonra kelam” denir. Selam; “benden sana zarar gelmez, bana güvenebilirsin, çünkü ben müminim…”demektir. Selam, bir çeşit paroladır. Selamdan sonra artık kurulacak iletişimde; kopukluk olmaz.
Selamın akabinde; hal hatır sormak, çok güzel ve insanî bir yaklaşımdır. Kim olursa olsun hatır sormak kadar insanları birbirine yaklaştıran başka bir sistem yoktur. Hal hatır sormak aynı zamanda sadakadır. Kesinlikle abuk, sert, haşin bir surata sahip olmamalıyız. Bu, şu anlama gelmez; durmadan gül, devamlı sırıt, ağzın hiç kapanmasın… böyle değil. Surat ne kadar da gülmez olsa bile, gönlümüzün; sevgili, güler yüzlü, yaklaşıma açık olması şarttır.
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
‘Ya hayır de, yahut sus,’
Dili incitme gönül.
Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.
Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.
Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.
Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül. (Bestami YAZGAN)
Konuşmalarımızda; “sen” sözünü hiçbir zaman kullanmayalım. Hele, “sen var ya sen, sen dün şunları şunları yapmıştın…” diyerek sorgulamak ve yargılamak, insanları yaralar. Hiç birimiz ne hakimiz, ne savcı. O zaman karşımızdaki muhatap da bizleri sorgulamaya kalkar! Sonuç; çatışma, kavga, ağız dalaşı… ve dostluğun bitmesi! İNSANLARI SEVMENİN YOLLARI sadece bu kadar değil. kalan kısmı bir başka zaman konuşmak üzere hoşça kalınız.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ