İşi Ehil Ellere Vermek Gerekli

Ehliyet çok önemli bir kavram. Aslında, kavramdan öte bir uygulama. Sıkıntı çektiğimiz bir konu bu. Her alanda, her mekanda, her yerde aynı. İnsanın becerisine, ehline değil, “bu kart hamili yakınımdır” referansıyla, “bizim partiden, bizden…” diyerek işe almak, bir yere yerleştirmek, iş sahibi yapmak, öteden beri yapılan bir hata!
Halbuki, işe ehil mi? Bu işin adamı mı? Uhdesine verilen işi yapabilecek mi? sorumluluk sahibi mi?....gibi konulara pek bakan yok.
Eğer sorumluluk yoksa, orada sorun vardır. Sorunun olduğu yerde ise işler yürümez, yani o iş yerinin kıyameti kopar! Sevgili peygamberimize;
-“Ya Resulullah! Kıyamet ne zaman?”
Diye sorduklarında;
-“İş, ehil olmayana verildiği zaman kıyameti bekleyin” cevabı bize rehber olmalı.
Hani, araba kullanmak için ehliyet gerekiyorsa, ehliyetsiz araba kullanmak suçsa, ehliyetsiz araba kullananların, çoğunlukla kaza yapma olasılıkları çoksa, aynen bunun gibi, ehil olmayan, işten anlamayanların da, çalıştıkları iş yerini, bulundukları makamları yerle bir etmek, perişan duruma sokmak, iflas bayrağını çektirmek de aynıdır!
Cenap şehabettin’in çok güzel bir özdeyişi var; şöyle der;
-“yükseklerde yılana da, kartala da rastlarsınız. Birisi sürünerek, diğeri uçarak çıkmıştır.”
 İşin içine; ideolojiyi değil, ehliyeti sokmak, işin içinde, mezhep, tarikat, siyasi mülahaza değil, işi yapabilme yeteneği olup olmadığına bakmak en doğru olandır.
Buradan hareketle, bakıyoruz; hiçbir dini, ilmi ve ilahiyat tahsili görmemiş insanlar, “sohbet hocalığı” yapıyor! Elif’i görse mertek sananlar, bir sitede, bir evde veya herhangi bir mekanda sohbet etmeye kalkıyor! “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder” dedikleri gibi, insanları dini konuda yanlış ve hatalı bilgilendiriyorlar! İslam’ın “usulü”nü bilmeyen, İslam’ın ve Kur’anın ne demek istediğini anlamayan kısır düşüncelilerin bu davranışlarına “dur” demek gerekli.
İş, ehliyetten açıldığına göre, bir başka açmazımız da; “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” anlayışı! Nerede yazıyor? Kim söylüyor? Hangi belgeye veya hangi ayet ve hadise dayanıyor? Bu, “tarikat şeyhiyim” diyenlerin uydurdukları bir yalandır! Ehil olunmazsa, bu ve buna benzer saçmalıklarla daha çok karşılaşırız!
Ne mi yapılmalı? Her işyerinde, her toplulukta; ilahiyat tahsili almış, dinin özünü özümsemiş, Kur’anı ve Resulullah’ın anlatmak istediklerini iyi kavramış, ilmi ve mantıklı bir açıklama getirebilecek, Tefsir Usulü, Hadis Usulü, Fıkıh Usulü, Din Felsefesi, Kelam, Mantık…. Konularında “mürekkep yalamış” insanlara görev vermek daha doğru olur kanaatindeyim.
Bunun için; Diyanet’e, İlahiyat Fakültelerine ve de devlete çok büyük görev düşüyor. Aslında yapılıyor da, ama tamamen na ehil olanların kökü kazınmadı. Bu konuda çok ciddi ve titiz bir çalışma sergilemek lazım. Değilse, başımızı ağrıtan, ülkeye büyük zarar veren “paralel yapı” misali bir yapılaşma ortaya çıkar ki Allah korusun, o vakit; “dindar gençlik” yetiştirme düşünceleri hayal olur! Daha doğrusu, “sağlam temellere oturan bir toplumu” oluşturamayız.
Ehil olmayanları, derneklerde, vakıflarda, sivil toplum kuruluşlarında…da görmek mümkündür. Hiçbir zaman; “ben olmalıyım, ben yapmalıyım, ben olmazsam olmaz, ben vitrine oynamalıyım….” Düşüncelerine kapılmamalı.


Yazarın Diğer Yazıları