SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İslamofobi kelimesi anlam olarak "İslam korkusu" demektir. Terim olarak İslam'dan ve Müslümanlardan korkma, çekinme içgüdüsünü ifade eder.
Kelime ilk kez 1991 yılında kullanılmış olup 11 Eylül saldırılarıyla gündeme getirilmiştir. Bugün İslamofobi dendiğinde hem İslam dinini tanımamaktan kaynaklanan bir korku, hem de bu korkuya dayanarak müslümanlara karşı ayrımcılık yapılmasının meşru görülmesi akla gelmektedir.
Tarihi kökleri İspanya'da Endülüs'ün İslam tarafından fethedilmesine kadar iner. Haçlı seferlerine asker devşirmek isteyen kilise mensuplarının yaptığı propagandalar ile fikir zemini Hristiyanlığa karşı tehditler ve tehlikeler üzerinde oluşturulmuş olan "islamofobi", İslam ile Hrıstiyanlar arasındaki ilişkilerin, tanışıklığın yaygınlık kazanması ile yüzyıllar içerisinde azalmış iken yaklaşık son 10 yıldır yeniden popülarite kazanmıştır. Bu popülaritesinde Huntington'un ünlü "Medeniyetler Çatışması" makalesinde İslam'ı Batı için bir “potansiyel yalan odağı(!)” olarak lanse etmesinin önemli bir etkisi olmuştur.
Özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde New York'taki "İkiz Kuleler" saldırılarından sonra Hristiyan dünyasında daha önceki yabancı düşmanı ırkçı eğilimlerden kaynaklanan yeni bir durumdur. Avrupa ülkelerinde işsizlik, nüfusun yaşlanması gibi yeni durumların beslediği yabancı düşmanlıklarının en önemli öznesi olarak “Müslümanlardan korku” giderek bir paranoyaya dönüşmüştür. Bu paranoyanın bazı güç odakları tarafından manipüle edildiği de düşünülmektedir. İslam'ı ve Müslümanları Avrupa kültürü ve materyalist hayat tarzı için "potansiyel düşman" olarak gören Batı intelijansiyası içindeki ırkçı eğilimler politika belirleyici odakları etkilemeye çalışıp "Avrupa'dan, başta Türkler olmak üzere, tüm Müslümanların "tehcir"i; sürülmesi gibi bir aşırı noktaya kadar gelindiği belirtilmektedir.
İlgili deyim: Xenophobia (Xenophobe) (ingilizce) "yabancı korkusu/düşmanlığı" anlamında olup "yaban"cılara karşı duyulan korku ya da düşmanlığı ifade eder.
Buradan hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; globalleşen dünyada taşlar yerinden oynamış, İslami hassasiyetler gittikçe bir çığ gibi büyümektedir. Zaten; Belçika'da, İsviçre'de, İsrail'de… olanların altında yatan gerçek budur.
Bugün İslama karşı bir duruş sergilenmeye çalışılıyor, Türkiye'nin AB'ye girmemesi için çabalar sarf ediliyorsa, İslami değerlerden rahatsızlıklar sergileniyorsa.. bu; İslamofobinin etkisidir.
Bütün dünyada; felsefi akımların, ilmi çalışmaların, fikir geliştiren insanların, “aydın” adı altındaki kesimin kafasının gerisinde, “İslam; öcü, kötü, tehlikeli, terör yanlısı, vandalizmi körükleyen, faşit düşünceye sahip…” olarak öğretilmiş, beyinlere kazınmıştır! Ama unutulan bir şey var ki; İslamı, kaynağından değil, hayranlık duydukları batıdan ve misyonerlerden öğrenmeye çalışmışlar, dolayısıyla ortaya böyle bir yanlış çıkmıştır! Darwen'in, “ insanın aslı maymun nazariyesi”, ders kitaplarına konmuş, sosyal olayların çözümünü Kur'an ve sünnette aramak yerine; batılı felsefecilerde aranmıştır! Durum böyle ounca, yıllarca islama düşman olan, kin güden haçlı zihniyeti de, fırsatı değerlendirmiş, her yönden islama zehirini kusmuş ve kusmaya devam etmektedir!
İsrail'in; Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırı, kalkınmakta olan Türkiye'de meydana getirilmeye çalışılan olayların… altında bu anlayış yatmaktadır!
Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim; bizler islamın temsilcileri olarak, Kur'ani hükümler doğrultusunda hareket etmeye, islamın güzelliklerini bütün insanlığa göstermek zorundayız. Bu konuda yanlışımız var. Özümüz sözümüze, davranışlarımız inancımıza uymuyor. Topyekun, hiç sapmadan; “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ilkeleri ışığında davranış sergilendiğinde; ne İsviçre'de minare skandalı, ne İsrail'de Filistinlilere karşı asimilasyon hareketleri, ne Belçika'da yüce Peygamberimize karşı saygısızlıklar, ne baş örtüsüne saldırı çılgınlığı, ne de İHL ve inançlı kesimlere karşı yanlışlıklar…. Yaşanır. İslama ve Müslümanlara karşı ortaya konulan senaryoların köküne inmek, aslını öğrenmek için; “İSRAİL İHANETİ VE GAZZE” isimli kitabımı tavsiye ederim. Kitap, NKM (Nüve Kültür Merkezi) Rampalı Çarşı Bodrum kat'ta ve seçkin kitapçılarda satılmaktadır.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ