“KAHROLSUN İSRAİL” DEMEKLE İŞ BİTİYOR MU?

 

 

 

Dünyayı kana bulayan, "Arz-ı Mev'ud” heyulasıyla ortamı kasıp kavuran MOSSAD'ın kurduğu ve MOSSAD'ın denetleyip, kollayıp, öğrencileri kendisinin seçtiği, YAHUDİ olmayanların giremediği bir ÜNİVERSİTE! İnsanın aklı duruyor değil mi? Olamaz böyle bir şey mi diyorsunuz? Olmuş ve de oluyor.

İsrail'in başkenti Tel Aviv'de 1956 yılında kurulmuş. Yaklaşık 65 yıldır eğitim vermeye aralıksız devam etmektedir.

Üniversitede; Kur'an, Hadis, Siyer, Kelam, Akaid, Arapça, Psikoloji, Sosyoloji, Tarih, Coğrafya, gibi birçok alanda dersler okutulmaktadır. Öğrencileri Yahudi çocuklar arasından seçerler. Seçtikleri, "Müslüman din adamı” olarak yetiştirip, mezun olabilmeleri için özel çaba harcamaktadırlar.

Okulu bitirenler, Müslümanların arasına giriyor, onlarla beraber İslami faaliyetlere katılıyor, Müslümanlarla iletişim kuruyorlar.

Öğrenciler mezun olduktan sonra hayatlarında kullanacakları isimler veriliyor.

Mesela çocuğun ismi Ariel iken, mezuniyeti sonra, Abdullah, Enver, İsmet, Mustafa Fetullah… gibi bir isimle karşınıza çıkıyor.

Bu üniversiteyi bitirenler; İslam dinini sizden iyi bilen, âlim bir şahsiyet olarak fetva aldığınız, arkasında namaza durduğunuz birileri olup çıkıyorlar. Hatta, cemaat, tarikat kurup Müslümanlara önderlik ettikleri olmuştur.

Çünkü bu üniversitede yetişen çocuklar, dünyanın her tarafındaki, nüfusu yoğun Müslüman ülkelere gönderilerek, buralarda faaliyet göstermelerine her türlü imkân sağlanmaktadır. Arkalarında maddi güç sağlayıcıları vardır.

Mossad'ın Tel Aviv İslam Üniversitesi'ni kurmasındaki amaç, senin gibi olan; ama senden olmayanları yetiştirip senin içine yerleştirmek ve bu sayede her geçen gün hakimiyetini sağlamlaştırmak. Başarıyorlar mı peki? Başarıyorlar.

İyi de bu durumda Müslümanlar ne yapıyor? Mossad'ın yetiştirdiği hocaların peşinde İsrail'e lanet mitingleri düzenliyor;

Kahrolsun İsrail!

Kahrolsun Siyonizm!

Diyerek bir kaç dua ediyorlar, ölenler için gıyabi cenaze namazı kılıyorlar.

Bunu inkâr etmek mümkün değil. Çünkü 1948'den önceki Filistin haritası ile bugünkü Filistin haritasını karılaştırdığınız zaman meselenin ne kadar feci olduğunu, nereden nereye gelindiğini anlarız.

Mossad, yeni Lawrence'ler yetiştirip en can alıcı noktalarda önümüze imam diye yerleştirirken.

Müslümanlar slogandan öteye gidemiyor maalesef...Sloganla biter mi? Slogan işi çözer mi? Fiili dua yani bir şeyler yapmadan, kıyama kalkmadan sonuç alınabilir mi? hayır.

Öyleyse çözüm nedir? Çözüm; Kur'an'ı doğru öğretmek, Kur'an'ca hayatı kendimize rehber edinmek. Yani doğru tarih, milli ve yerli kültürden geçiyor yollar.

Mesela; İsrail'e petrol, doğalgaz vermemek, onu enerjisiz bırakmak, ne kadar İsrail malı varsa almamak, boykot etmek. Yani ekonomik, sosyolojik, psikolojik ambargo koymak.

Kitaplarımız; materyalist Felsefe ile dolu oldukça, okullarda Darvin teorisi okutulmaya devam ettikçe, İslamofobi hamakatı oldukça, Kur'an'ı; siyonist, mason, şirk, inkârcı… zihniyetle yorumlamaya devam ettikçe netice alamayız.

"Kafirleri dost edinmeyin” ilkesi bunu kast ediyor. Allah, aksiyoner olmayı, uyanık bulunmayı istiyor.

 

Hep Yaş Dökeriz!

 

Terazi bozuldu, ibreler kaydı,

Samimiyet hasta, hep yaş dökeriz,

Dünyamız kirlendi, hissizce koydu,

İnsanlık iflasta, hep yaş dökeriz!

 

Gönüllerde tipi, sanki kış gibi,

Ruhlarda tufan var, bir akış gibi,

Elveda söyleyen bir bakış gibi,

Sevgiler arasta, hep yaş dökeriz!

 

Makamla mansıpla savruluyoruz,

Riyakâr tiplerden yoruluyoruz,

Muhabbetsizlikten kavruluyoruz,

Beşeriyet yasta, hep yaş dökeriz!

 

İlimden habersiz cahil bireyler,

İhsan şuurunu bilmez ki Beyler(!),

Duygular felç oldu ruhsuz her şeyler,

İrfanlar iflasta, hep yaş dökeriz! (24 EKİM 2023)

 


Yazarın Diğer Yazıları