SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Aslında kardeş olmak, dostluk bağlarının pekişmesi için; felaket anlarını beklemeden, sıkıntılı olaylara sarılmadan, bunlardan medet ummadan mantığımızı kullanarak, kimselerin oyununa gelmeden, dini ve milli değerlerimiz istikametinde hareket etmemiz gerekirmez mi? Ama “olmuyor!” olmuyor demek, hiç olmayacak demek değildir. İnsan isterse olmayacak bir şey yoktur. “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” hayat anlayışı ortada iken; “empati” adı verilen ilkeler varken, “kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma” peygamber iksiri bize yol gösterirken, gönül birliğini tesis edememek diye bir şey olamaz.
Fakat şu da bir gerçek ki; insanımızın aşağı yukarı % 90’nına yakını herhangi bir felaket anında hiç düşünmeden, varını yokunu, elindeki ve avucundakini vermekten çekinmemekte, hiçbir insanın burnunun kanamasını istememektedir! Yaşanan olaylarda bunları açıkça görüyoruz! Devletimiz bütün birimleriyle felaket bölgesinde! Sadece devlet kuruluşlarımız değil, sivil yardım ve kurtarma kuruluşlarımız da can siperane çalışıyor!
Ortaya yalnızca % 10’luk bir kesim kalıyor ki, bunların da kısa zamanda gerçekleri görüp, yaptıkları yanlışı anlayırp doğruyu bulacaklarına olan inancım tamdır. Her türlü desteğe mani olmaya çalışan kesim var! Fakat eğitimle bu eksikliğin de giderileceğine kaniyim.
Ama artık mızrak çuvala girmemekte, gerçekler gizlenememekte, yapılanları halkımız açıkça görmektedir. Bakınız hükümetimiz, Ermenek’te yaşanan maden kazasında özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı sayın Taner Yıldız gecesini gündüzüne katarak çalışıyor!
Bu olayda ihmal olduğu mahkemenin tespitiyle ortaya çıktı. Fakat hükümete karşı olanlar, her şeyi kötüye yormakta, muhalefetin ocağına odun taşımaktadırlar! Sadece bu değil, her icrata; “kara”, “kötü, “kaka” damgası vurmayı kendilerine meslek edinenler mevcut! Ermenek olayı devam ederken, “Soma’da zeytin ağaçları kesiliyor, köylünün ekmek kapısı kapatılıyor!” diyerek, halkı galeyana getirici konuşmalar, menfi propagandalar yapılıyor! Bu da aynen Taksim Gezi parkı eylemlerinde; “ağaçlar katlediliyor” diyerek, ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenler yine sahnede! O zaman neyse, bugün de aynı oyunlar oynanmakta! Mesele gayet basit; 2015 genel seçimlerini kilitlemek, hükümete –güya- pes ettirmek, atılacak ilerleme hamlesi ile ilgili adımları geriye çevirmek!
Bereket versin, güçlü, ne yaptığını bilen, tek başına bir hükümet var karşımızda! Eğer koalisyon olmuş olsaydı, şimdiye kadar çoktan yıkılmış- daha doğrusu bazı kötü niyetlilerce yıktırılmış- olur, ülkemiz karanlığa bürünürdü! Bu nedenle bu hükümetin kadrini bilmeli, Türkiye’den başka Türkiye olmadığı, bu vatan toprağımızın ayaklarımızın altından kaymasıyla vatansız kalacağımız gibi, hürriyetimiz, inancımız, manevi değerlerimiz, insanlık haysiyet ve şerefimizin yok olacağını düşünerek davranış sergilemeye mecburuz.
Daha önceleri olduğu gibi, aynı şekilde, aynı oyunları oynamaya kalkan bir, satılık güruh var! milli, manevi değerleri hiçe sayan, inanca karşı amansızca düşmanlık eden, “din dersleri kaldırılsın, nüfus cüzdanlarındaki din hanesi iptal edilsin, Diyanet kapatılsın, cem evleri de ibadethane sayılsın…” diyerek, halkı hiçe sayan zihniyet, seçim zamanlarında başörtüsü, Kur’an dağıtarak, başörtülülere rozet takarak, partilerine üye yaparak… tahrik kampanyaları açanlar var!
Elbette; kimse inanmaya, inanmamaya zorlanamaz. Kimsenin inançsızlığı sorgulanamaz! Benim inanmam nasıl normal ise, başkasının inanmaması da o kadar normaldir. Ancak; benim inancıma saldırı olduğunda, kutsal değerlere hakaret yapıldığı zaman sessiz durmamı kimse beklememelidir. Ak’a kara, kara’ya ak, doğruya yanlış, yanlışa doğru… olarak yaklaşmak hiçbir akıllı, mantıklı ve sağduyu sahibinin yapacağı şey değildir!
Hazır mısın?
İman, tutunacak görünmez ip,
Hep birden o ipi çekip,
Şuurlu bir ekip,
Olmaya hazır mısın?
Doğduğun gibi tertemiz his,
Tortusuz, arı ve nefis,
Ne şeytan ne de nefis,
Kirlenmeden akmaya hazır mısın?
Vahdeti bulmak için,
Murada ermek için,
Hakk’a ermek için,
Dik durmaya hazır mısın?
Sahteler senin olsun,
Maskeler senin olsun,
Softalar senin olsun,
Riyasız mümin olmaya hazır mısın?
Yürüyerek şerlere aldırmadan,
Sükuneti koruyup etrafa saldırmadan,
Siyonist akrebi Aksa’yı doldurmadan,
Kur’an’ca yürümeye hazır mısın?
Ebrehe de Kabe’ye yönelmişti!
Ebabillerle, koskoca filler elenmişti!
Firavun da son nefesinde eman dilemişti!
Firavun’a karşı Musa olmaya hazır mısın?
Körler arasında şaşı olmadan,
Sağırlar gibi yapıp, sessiz kalmadan,
Aklını, fikrini şeytan çalmadan,
İtibarlı insan olmaya hazır mısın?
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ