KİŞİLER VE KIYAFETLER ÜZERİNDEN İSLAM’A SALDIRANLAR!

Son zamanlarda Diyanet İşleri Başkanını bahane ederek, İslam'ın emri olan tesettür zincire vurularak İslam inancına, Müslümanlara saldırı hız kazandı. Seçim esnasında başı örtülü, mütesettir kadınlara rozet takılıyor. Sair zaman zincire vurulmaya çalışılıyor! Veya bir kadıncağızın isteğini medya önünde sırıtarak, pişkince ve kimseden utanmadan anlatma cüreti gösteren tipler var.

Bakıyorsunuz kanallarda; "Ben şeriatçı değilim, bu ülkeye şeriat gelmeyecek, buna izin vermeyeceğiz…” diyerek Müslümanların kırmızıçizgilerine dokunan insanımsılar var.

Sorduğumuz zaman; "tabii ki Müslümanım” demekten de geri kalmıyorlar. Ama baktığımızda; İslam'ın hiçbir alametini göremiyorsunuz. Bırakın görmeyi inkâr etme pozisyonunda kalıyorlar. Mesela; "Kahrolsun şeriat” demek kahrolsun İslam demektir. "Ben şeriatçı değilim” demek, "ben Müslüman değilim” demektir. "Bu çağda Kur'anın hükmü geçmez” demek, "Kur'an'a inanmıyorum” anlamına gelir.

"ALLAH'TAN BAŞKA, BİR İLAH MI VAR? NE KIT DÜŞÜNÜYORSUNUZ?”(NEML/62)

 

"ALLAH MI DAHA HAYIRLIDIR? YOKSA ONLARIN, ALLAH'A DENK TUTTUKLARI MI?” (NEML/ 59)

 

"AYETLERİMİZİ YALANLAYAN VE ONLARA KARŞI BÜYÜKLÜK TASLAYANLARA, GÖKLERİN KAPILARI ASLA AÇILMAZ VE ONLAR, DEVE İĞNE DELİĞİNDEN GEÇMEDİKÇE CENNETE GİREMEZ…” (A'RAF/ 40)

 

İnsanların uydurdukları, kendilerine göre bazı nitelikler yükledikleri mabutlara TANRI denir.

Allah'ın birliğini, O'nun, tüm yetkin nitelikleri Kendisinde topladığını, yaratılmışlara özgü noksanlıklardan uzak olduğunu, eşi ve benzerinin olmadığını, yegâne yaratıcının ve evrendeki her işin asıl çekip-çevireninin O olduğunu bilip buna iman etmek; O'ndan başkasına tapmamak; yapıp ettiklerimizi sadece O'nun rızasını gözeterek yapmak gibi kapsam alanı oldukça geniş manaları içeren tevhid, dinin özüdür.

İslam, esasen tek bir esas üzerine kuruludur, o da tevhiddir. Dinin temeli olan tevhid esasının ilk tebliğcisi, şüphesiz insanlığın atası Hz. Âdem'dir. Bu kutsal görevi, daha sonra insanlığın ikinci atası ve azim ve sebat sahibi (ulu'l-azm) peygamberlerin ilki sayılan Hz. Nuh devam ettirmiştir. Ancak ne var ki, zamanla insanların pek çoğu, tevhid akidesinden uzaklaşarak, şirkin, Allah'a ortak koşmanın, söylem ve eylemlerinde tevhide aykırı düşmenin türlü versiyonlarına sürüklenmek suretiyle akla, kesin bilgiye dayalı gerçek, doğru (sahîh) bir tevhidî imandan sapmışlardır.

Böylece sahih tevhit inancı, yerini, şirkin envâ-ı çeşidine bırakmış, yaratıcı ile bağlar kesilmiş, tek bir Tanrı'ya tapma ve sadece O'na ibadet etme düşüncesi terk edilmiş ve yeniden cehalete, bilgisizliğe dayalı kör bir taklidî inancın pençesine düşülmüştür. Haliyle insanlık, böylece yeniden Allah'ın birliği (tevhit) düşüncesine yabancılaştığı gibi; tevhit inancının, soyut söylemler dışında kapsadığı geniş manaları ve bu anlam bütünlüğü bağlamında yapılması zorunlu eylemlerin mahiyetini kavrayıp gereğini yerine getirmekten de uzaklaşmıştır. Böylece Hz. Nuh'un tebliğ ettiği tevhit akidesi uzun bir müddet kaybolmuştur. Bu yüzden Allah, "Nuh'tan sonraki nesillerden nicelerini helâk etmiştir.” Tanrı, dinini, zaman zaman insanlar arasından seçip onlara gönderdiği peygamberler aracılığıyla tevhidî çizgiye çekmek istemiştir. Nitekim O, Hz. Nuh'tan asırlar sonra, Hz. İbrahim'i de işte bu amaçla, yani insanlara tevhit esasını doğru bir şekilde tebliğ etmek üzere peygamber olarak seçip göndermiştir. (15 EYLÜL 2021)


Yazarın Diğer Yazıları