Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
"Allahlık” tabir ettiğimiz, halk arasında "mecnun” denilen, rabbimizin sevgili kulları vardı Konya'mızda. Aslında; "Konya'nın Gülleri” adıyla kitap mevcut. Bildiğim kadarıyla değerli araştırmacı Ali Işık böyle bir çalışma yaptı. bendeniz, mecnunlardaki yaşadığım olağanüstü olayları anlatmak istiyorum.
Konya'mızın güllerinin çoğunlukla bulundukları yer; Kapı Cami ve civarıydı. Özellikle Kapı Camii kapısı önünde Parsanalı Mustafa'yı görmemiz mümkündü. Eğer cenaze olursa, diğerlerinin de burada toplandıklarını görürdünüz. Parsanalı Mustafa'nın; "ölü var, ölü var” diyerek telaşlı vaziyette halkın arasında dolaşması insanı etkilerdi. Nereden gelirler, nasıl haber alırlar insanın aklı şaşardı doğrusu. Bir bakarsınız tek başına Mustafa varken, böyle bir durumda birikirlerdi cami etrafına.
Parsanalı Mustafa benim favorimdi. Zira onunla ilgili çok hatıram var. yalnız iki tanesini hiç unutamıyorum. Oğlum küçüktü; 3 veya 4 yaşlarında falandı. Bir öğle vakti elinden tutup Kapı camiinde namazımızı kılalım, hem de Mustafa denk gelirse cami karşısındaki bakkaldan- o zaman marketler yoktu- iki çikolata alalyım diye niyetlendim. Bunu hanıma söylemedim. Kendimden başka kimsenin haberi yoktu. Kapı camiinin önüne vardığımızda, Mustafa yanımda belirdi, elimden tuttuğu gibi hemen bakkala soktu. Vitrine yöneldi iki tane çikolata aldı. "Mustafa başka istediğin varsa alabilirsin” dedim. Cevabı, "iki tane çikolataya ihtiyacım vardı, onu da aldım” diyerek çekti gitti. Bunu unutamıyorum. Sanki benim içimden geçen; "Mustafa'yı görürsem iki tane çikolata alayım” niyetimi okumuştu!
Bir başka ilginç ve "sözün bittiği yer” diye söylediğim husus da şu; yine bir gün, Kapı camiine namazımı kılmak için gitmiştim. Ayın sonuydu. Biliyorsunuz, ay sonunda memurların cebinde para olmaz. Benim yamında da sadece 5 lira var. bu sefer; "Allah'tan, Mustafa karşıma çıkmasa. Eğer çıkar da beni hazır elbisecilere sokar, giyecek bir şey alırsa vay halime” diye düşünerek caminin yolunu tuttum. Şadırvanda güzelce abdestimi aldım, camiye girerken Mustafa belirmesin mi karşımda? Hemen elimden tuttu, caminin altındaki bir hazır elbiseciye soktu. Beni soğuk terler bastı; "Eyvah, Mustafa pahalı bir şey alırsa-ki pahalı olmasa da param 5 liradan başka param yok ki dükkan sahibini tanımıyorum. Tanısam mesele yok. önümüzdeki ay veririm, ama böyle bir durum söz konusu değil- derken” mustafa bordo bir yelek beğendi. Dükkancıya sordum; "kaç para?” dedim. Cevabı; "5 lira ağabey” demesiyle rahatladım. Şöyle devam etti esnaf; "Ağabey, Mustafa bordo yeleği sever. Aldığını da kendisi giymez fakir fukaraya verir” demesin mi? Değerli dostlar, bu hadise de hafızamdan hiç çıkmaz. Bendeniz buna olağanüstü olay diyorum.
Güllerimizin böyle halleri vardır. Bir başka bizi güldüren olayı da; halkımızın "Helil” dediği hamallık yapan Halil adında bir mecnundan söz edeceğim. Malum halkımız Halil'e mallarını taşıtır, sebeplenmesine vesile olurlardı. Bir Kurban bayramı öncesi, esnafın birisi bir çebiç almış- çebiç, keçi yavrusu- Halil'i çağırmış; "Halil, evi biliyormusun?” demiş. O da, "Tabii biliyorum, Uluırmak'ta” diye cevaplamış. Çbici sırtına alıp yola revan olmuş. Gerçekten Uluırmak'taymış ama Halil bir türlü bulamamış evi. Ha orası, ha burası iyice yorulmuş ve öfkelenmiş. Çebici sırtından indirmiş; "ben bilemedim evi, sen de mi bilemedin? Diye yerden yere çarpmaya başlamış. Geleip geçenler elinden zor almışlar çebici Halil'in elinden.
Bir kaç hatıramı da anlatıp bugünkü yazımı bitireyim; Silleli İsmail vardı. Onun da değişik bir hali mevcuttu. Türkü söyler, halka tükürür ve milletten para isterdi. Eğer para vermeyen olursa; "Söğecem amma, sende para var” diyerek hem güler hem de türküsüne, halka takılmaya devam ederdi. Bir yaz günü İplikçi camiinin önünden geçiyordum, uzaktan ismail'i gördüm; "bakalım ne yapacak? Cebimdeki paraları bilecek mi?” diyerek bozuk paraların bir kısmını bir cebime, bir kısmını da diğer cebime koydum. Yoluma devam ettim. İsmail, Caminin duvarına oturmuş, gülerek; "para ver para” dedi. Ben de; "param yok” deyince; "valla var, yalan söylüyorsun” deyince bir cebimdeki parayı verdim. "Ötekisini de ver” dedi. "yok kalmadı deyince; "O cebinde şu kadar para var” dedi, inanın şaşırdım. Gerçekten de dediği kadar para vardı. "Şimdi gidebilirsin, eğer vermeseydin tükürecektim” dedi.
Hükümet meydanının müdavimlerinden birisi de Sabile'ydi. Yakasında parti rozeti taşırdı. Parti başkanına söz söyleyenlere küfür eder, toz kondurtmazdı. Halil ile sık sık kavga ederlerdi.
Hasan'ımız vardı. Pala bıyıklı Hasan. Elinde bastonla gezerdi. Bilmeyen bayağı korkardı Hasan'dan. Heybetli görünürdü. Ama durumunu bilen onun ne kadar masum olduğunu anlardı. Mahalle bekçilerinin bulunduğu zamandı. Hasan'ın mahallesindeki caminin tabutuna mahalle bekçisi gocuğunu koyar, gece üşüyünce gelir oradan alıp giyermiş. Hasan bunu görmüş, tabuttaki gocuğu giyip yatmış. Gece soğuk çıkınca bekçi tabuttan gocuğunu almak istemiş. Tabutun kapağını kaldırır kaldırmaz Hasan karşısına dikilmiş. Tabii bu durumda bekçinin ne hale geldiğini anlarsınız. Mecnunlarımızın halleri bunlar!
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ