YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İnsan, Allah’ın takdir ettiği; “irade-i cüziye” ile çok şey yapacak güce sahiptir! Bu, şu anlama gelir; dünyevi işlerde Allah’ın yasaklarını çiğnememek, İlahi yasalara aykırı tutum ve davranış sergilememek şartıyla her şeyi yapabilirsin demektir.
“Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” hatırlatması, aynı zamanda bir uyarıdır. Kur’anın; trafik işaret levhaları kabilinden olan ikaz ve uyarıları, bizim, doğru dürüst ve adam gibi bir hayat sürmemize vesiledir! Onun için Kur’an hayat kitabıdır. Bu yüzden Kur’an, ölülere indirilmemiştir. Bu sebepten dolayı Kur’an, mezarlıkta okunmak için indirilmemiştir!
Bize hayat iksiri olan, yolumuzu aydınlatan ve doğru iş yapmamıza sebep teşkil eden birkaç örnek;
“Borçlandığınız zaman yazın, bir de şahit tutun”. Bu ilkeyi her birimiz uyguladığımızda, hiç kimse, mağdur olmaz, hak yenmez, arkadaşlıklar ve dostluklar sıfırlanmaz! “peygamber pazarlığı” diyerek, hiç yazmadan, kayıt altına almadan, şahit ortaya koymadan alışverişin neresi Kur’anî? Neresi İslamî? “bana güvenmiyor musun? Baksana, sana yemin ediyorum, söz veriyorum…” gibi ifadeler, havada kalıyor, suya yazı yazmaya benziyor. İnsanlar ölümlüdür. Kur’an, işi garantiye almamızı istiyor! Hangi iş olursa olsun, ne yaparsak yapalım, borçlanma varsa yazılmalıdır.
Yıllarca önce bir işveren, iş ortaklığı yapmak için bir arkadaşına teklif götürüyor. Teklifi alan insan, bahçeli evini sermaye olarak ortaya koyuyor! İşverene olan güvenden dolayı yazmıyorlar, kayıt altına almıyorlar! Aradan yıllar geçiyor. İşverenin oğlu, ortakla tartışıyor, kavga ediyor, onları dükkândan kovuyor! Zamanında ortaklığı ve ortaya konan sermayeyi yazmadıkları için hiçbir hak iddia edemiyorlar! Yani hakları gasp ediliyor! Güvendikleri işveren, oğlundan yana tavır koyuyor! Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ortaklık yapılan; ister kardeş, ister evlat, isterse eş olsun… mutlaka yazılmalı ve Kur’anî ilke işletilmelidir. Kur’anî ilke, insanî ilkedir.
“Niçin Yapmadığınızı söylersiniz? Bir şey hakkında söz veririz, herhangi bir konuda vaade bulunuruz…en çok yalan da bu hususta devreye girer! Allah, insana yapamayacağı yük yüklememiştir. Bizim başımıza da vuran yok. Eğer söz vermişsek-ki söz vermek, bir çeşit emanettir- insanın değeri ve ayarı, verdiği sözü tutup tutmamakla belli olur. O bakımdan siyasilerin hesabı çetindir.
Sevgili peygamberimiz; “münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz ve emanete ihanet eder.” Diyerek, bizleri uyarmakta, ağzımızdan çıkan sözlerin mutlaka yerine getirilmesini istemektedir.
Bu, en çok işverenle, yanlarında çalıştırdıkları işçiler arasında olmaktadır! İşçi; ekmek parası kazanmak, aile nafakasını temin etmek için çalışmak zorundadır. Dolayısıyla sigortalı olmak da en tabii hakkıdır. Bu, aynı zamanda insanî ve islamî bir görevdir. İşe alırken; “sgk+yemek+servis.. vaadlerini verip, işe girdikten sonra asgari ücretin altında ve SGK yapmamak, çok kısa çalıştırıp, tazminat ödememek için çeşitli ayak oyunları oynamak da, “emanete ihanettir!” zira yanımızda çalışanlar bize birer emanettir. Sevgili peygamberimiz; “yanınızda çalıştırdıklarınıza; yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onları kendi çocuklarınız gibi görün…” hatırlatmasını neden unutalım? Veya niçin unutuyoruz?
Bu olumsuzluklar, sadece işçi-işveren arasında cereyan etmiyor! Herkesi, her kesimi, her insanı ilgilendiriyor! “empati” kurmazsak, hayatımız zehir olur. Kendimizi başkalarının yerine koymazsak, insanî ilişkilerimizi düzene sokamayız. O vakit, küslükler, kavgalar, düşmanlıklar, kindarlıklar, kırgınlıklar, sılayı rahimlerin kesilmesi… olasıdır!
Bugün; bayramların tadı neden kaçtı? Neden birbirimize ters bakıyoruz? Niçin; “pire için yorgan yakıyoruz?” sanıyorsunuz; Kur’an ilkelerini hayatımızdan çıkardığımız, Kur’anı öldürdüğümüz için!...
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?