SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Rabbimiz, tarih boyu olan olayları peygamberlerine ve dolayısıyla bizlere değişik türde kıssalarla anlatır. Baktığımız zaman bu kıssalar, aslı "tevhit” olan, birliği temin eden ana konulara karşı gelip, dünyayı kana, gözyaşına, teröre, anarşiye, fitneye, kural ihlaline sebep olan kavimlerin ve sapkın insanların başına gelen felaketlerden bizim dersler çıkarmamıza yardım eder. Bunun için sık sık tefekkürü, aklı çalıştırmayı, düşünmeyi öne alır.
Tevhit her ne kadar Allah'ın; varlığına, birliğine, eşi ve benzeri olmadığına inanmak ise de, bunun topluma yansımasını tasavvuf erbabı; "vahdet-i vücut (Varlığın birliği)” olarak anlatır. Allah'ı asıl ve baki, diğerlerini fani diye niteler. Evet gerçekten de öyle değil mi? Hz. Âdem'den bu güne kadar ne kadar peygamber, ne kadar veli, ne kadar din büyüğü, ne kadar mal mülk sahibi, makam sahibi gelip geçmiştir.
Yine tarihin başlangıcından günümüze kadar tevhit akidesini bozmaya, toplumu ifsat etmeye, huzuru kaçırmaya yönelen; Dermesil'ler, Nemrut'lar, Firavun'lar, Haman'lar, Şeddad'lar, Ebrehe'ler, Ebu Cehil'ler, şeytanın uşakları…dünyalarını değiştirmiş, her birisi çeşitli felaketlere uğrayıp, Allah'ın gazabını hak etmişlerdir.
Şunu aklımızdan asla çıkarmayalım; zulüm payidar olmaz. Zalimlerin zulmü, kendilerini yerle bir eder. Dün böyleydi, bu gün, yarın ve kıyamete kadar da böyle olacaktır.
"Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste”, "mazlumun ahı, tahttan indirir şahı” denir. Huzur içinde bir dünya istiyorsak yaşarken; "İyi insan, iyi devlet başkanı” dediğimiz gibi, öldükten sonra da aynı güzel ifadelere mazhar olunmalıdır. Bu ahlak ilkelerine uymak elimizde. Bakınız Türkiye'de darbe yapanların hiç birisinin esamisi okunuyor mu? İslam'a, değer yargılarına, kutsallara saldırı yapanların iyi olarak hatırlandığını duydunuz mu?
Hasta Eyleme ya Rab!
İnsana vefasız Hakka duasız,
Ruhumuzu hasta eyleme ya Rab,
Seciyesi düşük ahlaksız arsız,
Ruhumuzu hasta eyleme ya Rab!
Nifaka daldırıp şükürsüz kılma,
İmanı soldurup zikirsiz kılma,
Tefekkür öldürüp fikirsiz kılma,
Ruhumuzu hasta eyleme ya Rab!
Manamızın medarı iftiharı,
Eşrefi mahlukat canın mimarı,
İnsan-ı Kâmilin zor imtihanı,
Ruhumuzu hasta eyle ya Rab!
Kendini duymayan çapsız insanlar,
Allah'ı bilmeyen hadsiz insanlar,
Nefsi ilah bilen tatsız insanlar,
Ruhumuzu hasta eyleme ya Rab!
Eneler nefisler Rab olamazlar,
"La”lar yok olur "İlla” bulamazlar,
Esfele düşer Hakta kalamazlar,
Ruhumuzu hasta eyleme ya Rab!
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ