Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
Özbekistan’da 9 Şubat Ali Şir Nevayi’nin 585.Doğum Günü ve Bahar Bayramı
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Sahada futbol devamında umut vardı
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Bugün Müslümanlar karmakarışık. Her "MÜSLÜMANIM” diyen mutlaka maddiyat derdine düşmüştür. İki lafının birisi, " ÇOK KAZANMAK, DAHA FAZLA KAZANIP, ZENGİN OLMAKTIR” hiç: " Müslümanca yaşayıp, Allah'ın emirlerini yerine getirmeye çalışayım, Kur'an'ın dediklerini yapayım diyen yok. Tabii böyle bir mesele olmayınca ortaya büyük bir kaos çıkıyor. O zaman ne kazandıklarımızın, ne hayatımızın bir tadı kalıyor. Gördüklerimiz hep savaş, kan, kavga, terör, düşmanlık, kin, intikam... hisleri oluyor.
Her şeyi kaportada, dışta, şekilde görüyoruz. Bir sakal bırakmakla işi bitti sanıyor, dışarıdan, herkes duysun diye; "Allah, Muhammed(SAV), Kur'an, Hak, Hakikat.....” diyoruz. Ama bir türlü bunların içini doldurmuyoruz. Arabalara; "Kurtuluş İslâm'da”, "Tek yol İslâm” yazısı takıyoruz. Dükkanlarımıza; "Müşteri velinimettir” levhaları asıyoruz. Fakat, ne ticaretimiz ticaret, ne alış verişimiz alış veriş, ne de insanlarla diyalogumuz diyalog.... holdingler kuruyor, ortakların paralarını iç ediyoruz. Yollara eşya koyarak kul hakkı ihlali içine giriyoruz. Kul hakkının lafını ediyoruz fakat ne anlama geldiğini bilmiyoruz. En çok kullandığımız kelimeler; "İnşaallah”, "Maşaallah” sözleri. Sözümüzü yerine getirmemek için bu sözleri sık sık kullanıyoruz. Kaytarmak, sözümüzde durmamak, insanların gözünü boyamak için.....
Önce içimizde, gönlümüzde, ruhumuzda Müslüman olmak durumundayız. Bu yüzden Allah; "Ey iman edenler, iman ediniz” derken bu gerçeğe parmak basmaktadır. Beynimizi, düşüncelerimizi, fikirlerimizi, niyetlerimizi Müslümanlaştırmadan, başkalarına Müslümanlığı anlatamayız. Dünyada barışı tesis etmek için, içimizde barışı sağlamamız şarttır.
İslâm; teslim olmaktır. Allah'ın bütün emir ve yasaklarına teslimiyet. İşimize gelene teslim olup, hoşuma gitmeyen emirlere karşı isyan bayrağı çekmek, teslim olmak değildir. Kur'anın bütününe inanmak, bütün direktiflerini benimsemekle ancak, Mü'min ve Müslüman olunur. ADAM GİBİ MÜSLÜMAN OLMAK zorundayız.
Sevgili peygamberimize: "Kıyamet ne zaman?” diye sorduklarında onun cevabı : "İş, ehil olmayanlara verildiği zaman kıyameti bekleyiniz.” Buyurmuştur. Her halde o anlatılan gün geldi. Ya olduğumuz gibi görüneceğiz, ya da göründüğümüz gibi olacağız.
Niçin maske takıyoruz? Hareketlerimizde maskesiz bir tutum para etmiyor mu? Etmez mi? Neden kaportada Müslümanlık taslıyoruz? Ne hakkımız var dış görünüşümüzle "Müslüman'ım” deyip de, insanları kandırmaya?
Maskeler en çok siyasette takılıyor. Her siyasi partinin etrafında yalakalar, şakşakçılar, riyakarlar ve yağcılar vardır. Başkanı, yöneticileri, idarecileri kandırır, yanlış karar vermelerine sebep olurlar. Hatta o kadar yanlışlık yapılır ki, siyasi partinin kapanmasına kadar gidilir. Siyasete girmek; cebi doldurmak, kısa yoldan köşeyi dönmek içindir. Bunun istisnalarını pek görmek mümkün değildir.
Her maskeli tavrın arkasında, yalan vardır. Yalanın olduğu yerde de; ne insanlıktan, ne inançtan, ne de huzurlu bir ortamdan söz edilebilir. Sahi; maskeleri çıkarsak, yalın şekilde, olduğu gibi bir tavır içine girsek, millet bizim gerçek yüzümüzü görse, davranışlarımızdaki samimiyet görülse daha güzel olmaz mı?
"Niçin yapmadığınızı söylersiniz?” der yüce kitabımız. Bu söz, bizim maske takmamızı eleştirmektedir. "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emri de aynı şekilde maskesiz bir hayat ön görmektedir.
Sevgi, saygı, hürmet, başkaları tarafından takdir edilmek, işimizin görülmesi, yaşarken iyi bir intiba bırakmak.... için mutlaka iyi işler yapmak zorundayız. Poliyannavari hareketler yerine, gayet samimi, içten, kendimizden davranışlar sergilemek en beğenilen ve hoşa gidendir.
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
TEMİZ TOPLUM; ALLAH DUYGUSUYLA MEYDANA GELİR
KANALİZASYON PATLADI!
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
KÜLTÜRDE KONYA FARKI
İRFAN SOFRASINDA BULUŞMAK
KÜLTÜRE KAPI AÇANLAR
ZİRVEYE ÇIKMANIN YOLLARI
KİM SÖMÜRGECİ?
YAZARLIK HAYATIM VE EVRENSEL MESAJLAR