SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Bugün Müslümanlar karmakarışık. Her "MÜSLÜMANIM” diyen mutlaka maddiyat derdine düşmüştür. İki lafının birisi, " ÇOK KAZANMAK, DAHA FAZLA KAZANIP, ZENGİN OLMAKTIR” hiç: " Müslümanca yaşayıp, Allah'ın emirlerini yerine getirmeye çalışayım, Kur'an'ın dediklerini yapayım diyen yok. Tabii böyle bir mesele olmayınca ortaya büyük bir kaos çıkıyor. O zaman ne kazandıklarımızın, ne hayatımızın bir tadı kalıyor. Gördüklerimiz hep savaş, kan, kavga, terör, düşmanlık, kin, intikam... hisleri oluyor.
Her şeyi kaportada, dışta, şekilde görüyoruz. Bir sakal bırakmakla işi bitti sanıyor, dışarıdan, herkes duysun diye; "Allah, Muhammed(SAV), Kur'an, Hak, Hakikat.....” diyoruz. Ama bir türlü bunların içini doldurmuyoruz. Arabalara; "Kurtuluş İslâm'da”, "Tek yol İslâm” yazısı takıyoruz. Dükkanlarımıza; "Müşteri velinimettir” levhaları asıyoruz. Fakat, ne ticaretimiz ticaret, ne alış verişimiz alış veriş, ne de insanlarla diyalogumuz diyalog.... holdingler kuruyor, ortakların paralarını iç ediyoruz. Yollara eşya koyarak kul hakkı ihlali içine giriyoruz. Kul hakkının lafını ediyoruz fakat ne anlama geldiğini bilmiyoruz. En çok kullandığımız kelimeler; "İnşaallah”, "Maşaallah” sözleri. Sözümüzü yerine getirmemek için bu sözleri sık sık kullanıyoruz. Kaytarmak, sözümüzde durmamak, insanların gözünü boyamak için.....
Önce içimizde, gönlümüzde, ruhumuzda Müslüman olmak durumundayız. Bu yüzden Allah; "Ey iman edenler, iman ediniz” derken bu gerçeğe parmak basmaktadır. Beynimizi, düşüncelerimizi, fikirlerimizi, niyetlerimizi Müslümanlaştırmadan, başkalarına Müslümanlığı anlatamayız. Dünyada barışı tesis etmek için, içimizde barışı sağlamamız şarttır.
İslâm; teslim olmaktır. Allah'ın bütün emir ve yasaklarına teslimiyet. İşimize gelene teslim olup, hoşuma gitmeyen emirlere karşı isyan bayrağı çekmek, teslim olmak değildir. Kur'anın bütününe inanmak, bütün direktiflerini benimsemekle ancak, Mü'min ve Müslüman olunur. ADAM GİBİ MÜSLÜMAN OLMAK zorundayız.
Sevgili peygamberimize: "Kıyamet ne zaman?” diye sorduklarında onun cevabı : "İş, ehil olmayanlara verildiği zaman kıyameti bekleyiniz.” Buyurmuştur. Her halde o anlatılan gün geldi. Ya olduğumuz gibi görüneceğiz, ya da göründüğümüz gibi olacağız.
Niçin maske takıyoruz? Hareketlerimizde maskesiz bir tutum para etmiyor mu? Etmez mi? Neden kaportada Müslümanlık taslıyoruz? Ne hakkımız var dış görünüşümüzle "Müslüman'ım” deyip de, insanları kandırmaya?
Maskeler en çok siyasette takılıyor. Her siyasi partinin etrafında yalakalar, şakşakçılar, riyakarlar ve yağcılar vardır. Başkanı, yöneticileri, idarecileri kandırır, yanlış karar vermelerine sebep olurlar. Hatta o kadar yanlışlık yapılır ki, siyasi partinin kapanmasına kadar gidilir. Siyasete girmek; cebi doldurmak, kısa yoldan köşeyi dönmek içindir. Bunun istisnalarını pek görmek mümkün değildir.
Her maskeli tavrın arkasında, yalan vardır. Yalanın olduğu yerde de; ne insanlıktan, ne inançtan, ne de huzurlu bir ortamdan söz edilebilir. Sahi; maskeleri çıkarsak, yalın şekilde, olduğu gibi bir tavır içine girsek, millet bizim gerçek yüzümüzü görse, davranışlarımızdaki samimiyet görülse daha güzel olmaz mı?
"Niçin yapmadığınızı söylersiniz?” der yüce kitabımız. Bu söz, bizim maske takmamızı eleştirmektedir. "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emri de aynı şekilde maskesiz bir hayat ön görmektedir.
Sevgi, saygı, hürmet, başkaları tarafından takdir edilmek, işimizin görülmesi, yaşarken iyi bir intiba bırakmak.... için mutlaka iyi işler yapmak zorundayız. Poliyannavari hareketler yerine, gayet samimi, içten, kendimizden davranışlar sergilemek en beğenilen ve hoşa gidendir.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ