Mevlana, Bir Hak Dostu Ve Peygamber Aşığıdır

Hz. Mevlana, hayatı boyunca Kur’an hükümlerinin adabına riayet ederek, Allah’ın haram kıldığı şeylerden çekinmiş; kendi ilmini, irfanını, benliğini ve tüm varlığını Hz. Muhammed’in varlığında yok etmiş, gerçek takva sahibi bir şahsiyettir. Mevlâna, aziz ve yüce bir üstattır, bir filozoftur. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve her şeyi ile yüceliği öğreten bir hal abidesidir. Peygamber’in gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir. Onun için, soyut bir Allah sevgisi yerine, somut bir sevgi, yani Hakk’ı halkta ve halkı Hak'ta sevmek gerekir.
“CANIM TENİMDE OLDUKÇA KUR’ANIN KÖLESİYİM. BEN, HAKK’IN SEÇKİN PEYGAMBERİ MUHAMMED (SAV)’İN YOLUNUN TOPRAĞIYIM. HER KİM BUNDAN BAŞKA BENDEN BİR SÖZ NAKLEDERSE, ONDAN DA BİZARIM, O SÖZÜ SÖYLEYENDEN DE BİZARIM.”
Bu söz çok şeyi anlatır. Bunun üzerine fazla bir şey söylemeye de gerek yok. Fakat bakıyoruz, “Mevlana’yı seviyorum” diyenlerin, Mevlana ile uzaktan yakından ilgisi yok! Dolayısıyla bu; hem Mevlana’yı rahatsız ediyor, hem de İslam’a karşı yanlış bakış açıları ortaya çıkıyor!
Kur’an olmazsa, Mevlana olmaz. Mevlana, Kur’anla Mevlana’dır. Bu, sadece Mevlana ile de ilgili değil. Diğer bütün Mutasavvıflar aynı kategoride mütalaa edilir.    
Mevlana bu açıdan bakıldığında kendi zamanının en büyük müftüsü, sufi, arif ve âşıklarından birisidir. Hem kendi zamanını hem de kendinden sonraki zamanları derinden etkilemiş ve hala daha da etkilemeye devam etmiştir. Mevlâna, İslam dinini, şiir, sanat, raks, müzik yoluyla en ince yorumlayan kişidir. Düşünce, tecrübe, birikim ve duygularını, öğrencileri ve çevresi aracılığı ile sonraki nesillere aktarmıştır:
"Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır."
‘Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.’
‘Herkes kendi zannınca dost oldu bana, kimse aramadı içimdeki sırları ama’
Büyük bir Hak aşığı olan Mevlana, Aşkın efendisidir ve Aşkta yok olmuştur. Bizzat aşktır. Aşkın ne olduğunu soranlara;
"Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanlık, o olmadıkça, onu tamamıyla bilemezsin." buyurur.
Hz. Mevlana’ya göre insan, duygu ve düşüncelerden ibarettir. Yine bir şiirinde şöyle der:
‘Ey kardeş! Sen yalnız duyuş ve düşünüşten ibaretsin,
Geri kalanın ise sadece et ve kemiktir.’
Hayatının son döneminin ürünü olan 6 ciltlik Mesnevi (defter)’si doğu edebiyatının en önemli ve en güzel edebi ve tasavvufi eserlerinden birisidir. Mesnevi yüzyıllar boyu değişik dillere çevrilmiştir. İngilizceye çevrilerek, yapıtın Batı dünyasında da tanınması sağlanmıştır. Bu muhteşem eser, Mevlana tarafından günün herhangi bir saatinde irticalen söylenmiş, kaydedilmiş ifadelerdir. Başka klasik eserlere oranla çok iyi korunmuş ve kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Mesnevi dostluğu arttırır, kutluluğa erenin sevinç ve şükrünü arttırır. Umut sahiplerinin umudunu arttırır. Sönen arzuları yeniden canlandırır, dağılmış bulutlar arasından doğan güneş gibidir. (KAZIM ÖZTÜRK, Hz. Mevlana’nın Evrensel Mesajları, NKM)      


Yazarın Diğer Yazıları