SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Ey safa ehli sûfi, gönülden Allah, Hû de
Ey vefalı âşık, candan Allah, Hû de
(Mevlâna)
Rü'yet-i dîdar-ı Hak'tan "len terânî" remzini,
Çeşm-i zarım aşk ile "tur" olmayınca bilmedim
Kisve-i âl-i aba Enver hakikat sırrını,
Vuslat-ı mürşidle mesrur olmayınca bilmedim. (Enverî)
“Canım tenimde oldukça Kur’anın kölesiyim. Ben, Hakk’ın seçkin peygamberi Muhammed (sav)’in yolunun toprağıyım. Her kim bundan başka benden bir söz naklederse, ondan da bizarım, o sözü söyleyenden de bizarım!”
‘Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma...
Benim için ağlama, yazık, vah vah deme;
Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır,
Cenazemi gördüğün zaman firak, ayrılık deme,
Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır,
Beni toprağa verdikleri zaman, elveda elveda demeye kalkışma,
Mezar, cennet topluluğunun perdesidir.
Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gurûbdan hiç ziyan gelir mi?
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun?’
Hz. Mevlana, hayatı boyunca Kur’an hükümlerinin adabına riayet ederek, Allah’ın haram kıldığı şeylerden çekinmiş; kendi ilmini, irfanını, benliğini ve tüm varlığını Hz. Muhammed’in varlığında yok etmiş, gerçek takva sahibi bir şahsiyettir. Mevlâna, aziz ve yüce bir üstattır, bir filozoftur. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve her şeyi ile yüceliği öğreten bir hal abidesidir. Peygamber’in gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir. Onun için, soyut bir Allah sevgisi yerine, somut bir sevgi, yani Hakk’ı halkta ve halkı Hak'ta sevmek gerekir.
Büyük bir Hak aşığı olan Mevlana, Aşkın efendisidir ve Aşkta yok olmuştur. Bizzat aşktır. Aşkın ne olduğunu soranlara;
"Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanlık, o olmadıkça, onu tamamıyla bilemezsin." buyurur.
Hz. Mevlana’ya göre insan, duygu ve düşüncelerden ibarettir. Yine bir şiirinde şöyle der:
‘Ey kardeş! Sen yalnız duyuş ve düşünüşten ibaretsin,
Geri kalanın ise sadece et ve kemiktir.’
Hayatını: "Hamdım, piştim, yandım" cümlesiyle özetler.
Mevlana; barış, sevgi, kardeşlik… ilkesinin temsilcisidir!
‘Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz...’
‘Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...’ sözleriyle, günümüzdeki, riyakar ve iki yüzlülere tokat gibi cevap vermiştir!
Mevlâna yüzyıllardır etkisini, canlılığını yitirmeyen büyük bir ozan ve düşünce adamı niteliğini korumaktadır. Kişinin inanç ve düşünce özgürlüğüne olağanüstü bir değer vermesi, bütün insanları (suçlu-suçsuz, mecusi-putperest, kara-sarı, efendi-köle) saygıya ve sevgiye çağırması onun en büyük özelliğidir.
Ama ne yazık ki, onu 20. yüzyılda kendi çıkarlarına alet etmeye çalışanlar var. Oysa Hz. Mevlana, Müslümanlığın üzerinde hassasiyetle durduğu “insan yaratılmışların en şereflisidir” düsturunun şuuruyla insanları kucaklar ve yaratılmışları âşık olduğu yaratandan ötürü, bir nefis mücadelesine girmeden rahatlıkla hoş görür. Her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlâna, sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.
Özellikle günümüzde, tam da şu günlerde, her birimizin ihtiyacı olan bu mukaddes duyguları bir nebze olsun bize geri kazandırması niyetiyle, Mevlana’yı tanımak, onu anlamak, idrak etmek için Mesnevi bir başlangıç yapmak isteyenlere harika bir kılavuz olacaktır kanaatindeyim.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ