MEVLANA FİKRİYLE MÜSLÜMAN OLANLAR

Batı'da da Müslüman olanlar tasavvufla Müslüman oluyorlar, Afrika'da İslâm'ın yayılması tasavvufla oluyor. İngilizlerin, Almanların arasında meşhur sofiler var, eser yazan şu anda yaşayan kimseler var. Batı tasavvuf ile tanışınca hidayete doğru yol alıyor. Batı, tasavvufu Mevlana ve eserleri ile tanıdı ve tanıyor.

Mevlana insanlara en çok ümit aşılıyor. Batı her türlü rahat ve teknolojiye sahip olmasına rağmen ruhsal sarsıntı geçiriyor. Yalnız ve acılı batı insanı, materyalist akımların şifa olmadığını anladı ve tasavvufu keşfetti. Hiçbir kelamcı ve filozofun batı insanına tesiri yokken arayıştaki insanlığın imdadına mutasavvıflar yetişti. Anadolu'nun İslamlaşması tasavvuf ile oldu, Osmanlının kuruluşu da yükselişi de mutasavvıflar ile oldu. Bunalımı ve buhranı aşacağınız tek kanal İslam'ın güler yüzü olan tasavvuftur. Tasavvufun en derin etkileyicisi de kuşkusuz ki Mevlana'dır.
Mevlana'nın hayatını idrak eden, eserlerindeki özü yakalayan birçok batılı sanatçı, devlet adamı, bilim adamı bugün Mevlevi bir yaklaşımı benimsemişlerdir. Prens Charles'ten tutun da Madonna'ya kadar hemen hemen her batılı ruhsal terapiyi mesneviden aldıklarını itiraf etmişlerdir.
Madonna'nın iki şarkısının, Mevlana'nın şiirleri olduğunu biliyor muydunuz? Son albümünün iç kapağında Mevlana'dan sözler yazılıdır.
come, come again, whoever you are, come!
heathen, fire worshipper or idolatrous, come!
come even if you broke your penitence a hundred times,
ours is the portal of hope, come as you are."

Batı Mevlana'yı sadece sevmiş, benimsemiş ve anlamaya gayret ediyor. Amerikan ve İngiliz üniversitelerinde tasavvuf konusundaki eğitim bizden çok üstün. Alman filozof Hegel, eserlerinde, özellikle zıtlık felsefesini anlatırken, Mevlana'dan etkilendiğini belirtiyor. Kur'an-ı Kerîm'in Fransızca mealini hazırlayan, Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand'ın Danışmanı Prof. Jacques BerJue de Mevlana'nın eserleri ile irşad olduğunu ifade ediyor.

Birçok edebiyatçı, sanatçı Mevlana'nın öğretilerinden, üslubundaki asudelikten etkilenerek Müslüman olmuşlardır. William Chittick, İbrahim (William) Gamard, Havva Meyerovic, Annamaria Schimmel, R. Christine Brodbesk bunlardan birkaç tanesidir.

#Sayfa#

Batıda özellikle günümüzde Mevlânâ'nın fikirlerinin duyulmasının ve yayılmasının sebepleri belki batının geçirmiş olduğu pozitivist, maddeci bir süreçten sonra tekrar maneviyata yönelmesi, maneviyat konusundaki açlığı şeklinde izah edilebilir. Ama tek sebep de bu olmasa gerek. Belki ondan daha önemli sebep, Mevlânâ'nın çağrısının evrenselliği, Mevlânâ'nın bütün insanları kucaklıyor olması, görüşlerinin herkese hitap ediyor olması, herkesin Mevlânâ'nın çağrısında kendine bir yer buluyor olmasıdır. Amerika ve Avrupa toplumu içinde bulunduğu bunalımı üzerlerinden atabilmek için önce Hindu ve Budistlerin ruhani öğretilerinin batıya getirilmesini çare olarak düşündü. Fakat Yoga yahut Zen meditasyonu onların sıkıntılarına çare olmadığı gibi daha derin çıkmazlara düşürdü. Sufizme yöneldiler.

Batı dünyası ruhbanlıktan çok acı çekti ve Ruhi yürüyüş için bir rehbere ihtiyaç olduğundan içsel yolculuklarında bir rehber olarak Mevlana'yı gördüler. Bu çok yerinde bir keşifti. Batı'da Hazret-i Mevlânâ'nın "Rumi" olarak bilinen ismi ve özellikle manevî coşku ve ilahi sevgiyi konu alan şiirleri, Amerika'da şaşılacak düzeyde çok iyi bilinmekte. Hazret-i Mevlânâ hakkında erbabı tarafından yazılan eserlerde, hazret'in tasavvuf anlayışının merkezini İslam inancının oluşturduğu tasdik edilmiş ve vurgulanmıştır. Bu yüzden Mevlana'yı araştıranlar okuyanlar İslam'ın çekim alanına girdiler. Mevlana bu yönü ile bir İslam tebliğcisi olmuştur.
Mevlana'nın tesiri çok yüksektir. Çünkü o aşkın dili ile konuşarak yaralı yüreklere şifalar sunuyor. Tasavvufun hikmetli bereketini dünya çıkarına kullanmıyor herkesi bu güzelliğe güzellikle ile çağırıyor.

 

Mevlana şöyle diyor:

 

"Tasavvuf nedir?” diye bir uluya sordular da o şöyle dedi: "Sıkıntı zamanı, gönülde neşe ve ferah bulmaktır.”

"Acı tatlı bu gözle görünmez. Basiretli olan, onları akıbet penceresinden görmeyi bilir.”

"Müşkül neredeyse, cevap oradadır. Gemi neredeyse su oradadır.”

"Kuş bile ancak kendi cinsinden kuşlarla uçar. Kendi cinsinden olmayanla sohbet etmek, adeta mezara girmektir.”

Yazarın Diğer Yazıları