Milletvekili Aday Adayları…

7 Haziran 2015 seçimleri için Milletvekili olmayı düşünenler 10 Şubat 2015 tarihi itibariyle görevlerinden ayrıldılar. Baktığımız zaman en çok aday adayı mevcudu AK PARTİ’de görünüyor. Aynı zamanda en üst düzey bürokratların da bu partiyi tercih ettikleri anlaşılıyor. 

Elbette AK PARTİ kadar, diğer partileri de tercih edenler vardır ve olacaktır. Bundan daha tabii bir şey olamaz. 

Aday adaylarının önünde uzun bir maraton var; adaylığa geçebilmek, kendilerini anlatmak, projelerini açıklamak, seçildikleri takdirde neler yapacaklarını, neler yapmayacaklarını teker teker ortaya koymaları gerekecek. Mutlaka il’lerin Milletvekili kontenjanlarının üstünde müracaat olacağa benziyor. Bunlar seçile seçile kontenjan sayısına indirilecek. Sıra, aday olmalarına gelecek. Aday oldukları takdirde seçilebilecek sıraya girecekler mi giremeyecekler mi? O çok önemli. 

Pekiyi sıralamaya giremeyen, aday olamayan, küsüp, bir kenara çekilip; “benim kıymetimi bilemediler, seçmiş olsalardı çok iyi hizmet ederdim. Bundan sonra benden bu kadar…” diyerek küskünleri mi oynayacaklar? Yoksa bir şey olmamış gibi eski hizmetlerine devam mı edecekler? 

Bu hususta çok örnek var. Seçilmeden önce mangalda kül bırakmayan, elinden uçanla kaçanın kurtulacağını söyleyen, “kapım herkese açık olacak” dediği halde seçildikten sonra kimseyi tanımayan, tanımazdan gelen, önceleri herkese telefonunu verip, “beni her an- gece gündüz- arayabilirsiniz” demesine rağmen seçildikten sonra telefonunu açmayan, hatta sık sık numarasını değiştirenleri gördük. Seçimden önce; “ben aday olmak istiyorum, bana destek verir misiniz?” diyen, “çok iyi şeyler düşünüyorum” diyerek tatlı vaatlerde bulunan, çok idealist(!) gördük. Fakat TBMM’e gittikten sonra; seçildiği il’in sorunlarına eğilmeyen, paralelcilerle kol kola dolaşan birçok insan gördü bu millet! 

Mesele sadece Milletvekilleriyle sınırlı değil. Belediye başkanı, il genel meclisi üyesi, ilçe başkanı… olmak için, sevdiklerine, arkadaşlarına şirin görünen, akla hayale gelmedik tatlı dil dökenlerin seçimden sonra semtine uğranılamadığı, randevu vermediği, seçmene tepeden baktığı, en iyi arkadaşını tanımazdan geldiğini, bir zaman aynı masada, aynı büroda çalışıp gün geçirdiği dostlarına siyasi oyun oynadığını da bizzat müşahede ettik! 

Evet vekil olmak, siyasete girmek demek; milletin adına TBMM’de, siyasi arenada kararlar almak, ülkeyi halkın idealleri istikametinde en iyi şekilde temsil etmektir. 

Bu sene seçim çok renkli, çok hareketli, çok tartışmalı ve de çok problemli olacağa benziyor. Vakit yaklaştıkça; ayak oyunlarının sayısı artacak, kasetler, iftiralar, tezviratlar, belden aşağıya vurmalar… havada uçuşacak! 

Rabbim, bu kutlu yolculuğa soyunan bütün kardeşlerime yardımcı olsun. Kim, ülkesine daha iyi, daha kaliteli, daha çok hizmet etme yarışına girerse, o en değerli insandır. “insanların hayırlısı, insanlara yararlı olandır” kutsi sözünü unutmamak, her zamanki gibi mütevazı tavırları terk etmemek, Allah’ın lütfettiği, sağlık, bilgi, makam ve siyaset…nimetinin kadrini bilerek çalışmayı nasip etsin. Ama asıl olan; şu önümüzde bir ahtapot gibi duran “paralel yapı” adı verilen, milleti derinden yaralayan, hayal kırıklığına uğratan, sureti haktan görünüp halkı arkadan hançerleyen- münafık yapılanmaya- dikkat etmek şarttır. Özellikle Milletvekilliğine aday adayı olanları mülakata alırken bu kriterleri göz önünde bulundurmak çok önemlidir. Hükümet, bu konuda epey yol aldı! Eğer akamete uğrar veya uğramasına zemin hazırlanırsa ülkeye yazık olur.      

Siyaseti her alanda düşünmek gereklidir. Siyasetsiz hayat olamaz. Hele hele siyasetsiz Müslüman olamaz.


Yazarın Diğer Yazıları