MİLLÎ EGEMENLİK VE İSTİKLÂL (2)

Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Mustafa Güçlü; tarihi mesajlarına "Salı Mesajları” adıyla devam ediyor. Hani hep söylenir ya, adeta dilimizde tespih oldu; "Durmak yok yola devam” aynen bunun gibi Dr. Mustafa Güçlü de durmadan, dinlenmeden yola devam ediyor. Dünkü; "MİLLİ EGEMENLİK VE İSTİKLAL” konulu sohbetin kalan kısmında şu çarpıcı örnekleri ve gerçekleri bize hatırlatıyor;

"Osmanlı'yı yıkmak ve parçalamak için 100 plan hazırladılar. 200 yıllarını alan yıkma planlarını Filistin'de bir devlet kurma hayalini kuran Yahudiler finanse ettiler. Viyana'da durdurulduktan sonra 1815 Paris Konferansıyla Osmanlı'nın iç işlerine karışmaya başladılar. Balta Limanı antlaşmasıyla ekonomiye büyük bir darbe vurdular. Tanzimat ve Islahat fermanlarıyla içişlerimize daha fazla karışmaya başladılar. Yenilgi psikolojisiyle birlikte kültürel değerlerde erozyon derinleştikçe Osmanlı Türk aydını kendi öz değerlerinden kopmaya ve Batılılaşmaya, mankurtlaşmaya başladı. Bizim aydınımız yavaş yavaş kendi kimliğinden utanır oldu. Yani Türk olmaktan, Müslüman olmaktan, Asyalı olmaktan utanır oldu. Batılı olmayı bir meziyet bir marifet zannederek batıyı ve batı değerlerini kutsamaya başladı. Böylece kendi değerlerine yabancılaştı. Türk milleti tarihinde böyle bir hastalığa ilk defa yakalandı. Aydınların yüzde 90'ına bulaşacak şekilde -bugünkü Korona virüsü gibi- bizim aydınımızı sardı. Yani Osmanlı'nın siyasi, sosyal, kültürel ve askerî bütün dertleri içerisinde en büyük derdi aydın problemi oldu. Ve kendi halkına yabancılaştı. Hatta bazı aydınlar (İsmail Sefa, Abdullah Cevdet gibi tipler), İngiliz sefirinin atlı makam arabasının atlarını çözüp, kendileri arabaya koşularak Sirkeci Garından Pera'daki İngiliz Sefaretine kadar taşıma – bize göre şerefsizliğini- şerefine nail oldular. Bize de bu şerefsizliği yaşattılar. Bu kadar aşağılık hale düşmüştü aydınımız. Fransız İhtilâli ve fikirleri de aydınımıza sirayet edince tamamen batılı gibi düşünen, batılı değerlere önem veren bir aydın profili ortaya çıktı.

Batılı devletler kendi aralarında gizli anlaşmalar yaparak bizi yıkmak için saldırıya geçti. Maddi ve manevi olarak başımıza iki türlü bela sardılar. Maddi olarak savaşlarla bizi kırdırarak nüfusumuzu yok etmek ve gençliğimizi yok etmek istediler. Dolayısıyla biz 93 Harbinden beri 6 milyon, Birinci Cihan Harbinde de üç milyon gencimizi kaybettik. İngiliz General "Türk milletinin çiçeğini kopardık. 100 yıl bellerini doğrultamaz” demişti. Bu tespit doğru ve haklı çıkmıştı. Manevi olarak da Türk milletini doğulu, Asyalı, Müslüman Türk medeniyet havzasından alıp batı medeniyet havzasına transfer edersek, Türkçe konuşan batılı bir toplum olursa, hatta Hıristiyan kültürü içerisine alırsak tekrar dönüp Türk-İslam dünyasının liderliğine soyunamaz diyerek Osmanlı'yı parçaladıktan ve paylaştıktan sonra Osmanlı coğrafyasında oluşan 30 ülke ve devlettin hiç birisine yapmadıkları projeyi Türkiye'ye uyguladılar. Yani Türkiye, parçalanmadan sonra Batı değerleri üzerine yeni bir toplum inşa etme projesine maruz kaldı. Bu mücadelede; İslamcılar, Milliyetçiler, Solcular ve Liberaller vesaire pek etkili olamadılar. Sonuçta Batıcılar kazandı. İngiltere'yle birlikte batı değerleriyle birlikte yeni bir toplum projesi hazırlandı ve bu proje hayata geçirildi.”

Burada da İslamcılar, Türkçüler, Milliyetçiler, Liberaller, Solcular, Batıcılar kim yönetimde daha etkin olursa fikrini ve düşüncesini yansıtmak ister. Ülkeyi bununla kalkındırmak ister. Bugünde bu böyledir. Yarın da devam edecek. Geçmişte olduğu gibi.

Konya için konuşursak Hacı Veyiszâde bunun en prototip örneğidir. Yılmadan, usanmadan, her an bir polis tutuklaması, Kur'an öğretiyor diye hapsedilmesine rağmen bütün yıldırmalara rağmen mücadelesinden vazgeçmeyerek babasıyla, kardeşiyle birlikte ücretsiz, camilerde hizmet ederek, vazederek, imamlık yaparak hiç yılmadan mücadele etmiş. Konya'da batılılaşmaya karşı yerli, millî, İslâmî bir direnişi yaşatmanın sembolü haline gelmiştir. Türkiye genelinde de vardır bu tip insanlar.

Herkes her geçen gün bu rejime daha yerli, daha millî, daha İslâmî bir rengin verilmesi için uğraşıyor. Ülkemizin rejim değişikliklerinde de herkes bu memlekete bir şeyler yapmaya çalıştı. Hepsi bizim insanımızdır. Hepsi Vatanperverdi. Hepsi gayretliydiler. Hepsinden Allah razı olsun. Hepsine teşekkür ediyoruz. El birliğiyle ülkemizi tarihteki gibi tekrar Hunlar gibi, Göktürkler gibi, Babürlüler gibi, Selçuklular gibi, Osmanlılar gibi dünyanın bir numarası ve süper gücü yapmak için 83 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti'ni 17. Cihan devleti yapmak için el birliğiyle uğraşacağız.

Meclisimizi açılışının 100.Yılında hayırla anıyoruz. 500.yılı ve bininci yılın kıyamete kadar büyüyerek ve gelişerek devam etmesini diliyoruz. Yeni inkırazlar yaşanmaması için birlik ve beraberliğimizi kaybetmemiz gerektiğini, dayanışmamızın devam etmesi gerektiğini, Akif'in "Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” dediği gibi Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın ve Meclisimizin açılışının 100.Yılı hayırlara vesile olsun.”

 

Anadolu'yum!

 

Ezelden beri Anadolu eriyim, 

Türkoğlu Türk'üm yiğit Anadolu'yum,

Burada yerim Türkiye neferiyim,

Türkoğlu Türk'üm yiğit Anadolu'yum!

 

Dört tarafımdan düşmanla kuşatıldım,

Susuz kondum hep yokuşta susatıldım,

Susmadım asla korkusuzca atıldım,

Türkoğlu Türk'üm yiğit Anadolu'yum!

 

 

Kahraman ülke civan Ana doluyum,

Tüm zerrelerim korku verir düşmana,

Hain değemez  bu mübarek toprağa,

Türkoğlu Türk'üm yiğit Anadolu'yum!

 

Hak erenleri Allah dostları kurdu,

Türkiye'm benim fatihle dolu ordu,

Can şehitlerin kefensizlerin yurdu.

Türkoğlu Türk'üm yiğit Anadolu'yum!  


Yazarın Diğer Yazıları