NE OLACAK ŞİMDİ?

Söze nereden başlasam, hangi cümleyi kursam, hangi ifadelerle yazımı devam ettirsem diye bilgisayarımın başına oturdum. Oturdum da inanın parmaklarım klavye tuşlarına bir zaman gidemedi! Kafam karmakarışık, gönlümde bir hüzün, içimde bir burukluk var! Şu yaşın sahibi oldum hala Suriye çıbanbaşı olmaya devam ediyor! Bir zaman baba Hafız Esad aynı haltı karıştırıyordu, şimdi de oğlu…!
Ne olacak şimdi? Evet, gerçekten de ne olacak? Şu hengâme, bu hırgür, bu didişme, bu kör dövüşü, bu sert muameleler! Nereye kadar gidecek? Bunda iki ülkenin zarar etmesi kadar insanlığın zararı söz konusu! İki ülkeden öncelikle Suriye kesin olarak zararlı çıkar! Bilhassa Beşar Esad'ın zararı katmerli olur! Dünyanın her kesiminden; “yapma, etme, bu deliliktir” demelerine rağmen kimseye kulak asmıyor!
Ama işi bu raddeye getirmemek, meseleyi çocukların kavgası gibi görmemek lazımdır. Aslında başındanberi Türkiye tarafı hep diplomasi tarafını seçti, hala da aynı yolu izliyor! Durmadan gerekli makamlarla, yetkili kuruluşlarla görüşmeyi sürdürüyor! Yani akıllı dışpolitika varlığını devam ettiriyor! Ancak yalnızca Türkiye'nin tek taraflı olarak fedakârca işi götürmesi problemi çözmüyor! Eğer çözecek olsaydı Suriye, Akçakale'ye toplarla saldırmaz, birçok vatandaşımızın ölmesine sebep olmazdı!
Bir tarafta Rusya, bir tarafta Çin, bir tarafta Irak, bir tarafta İran… durmadan Suriye'ye, “Türkiye ile ipleri koparması, gerekirse saldırıda bulunması, arkasında kendilerinin olduğunu” söyleyerek adeta Esad'ı dolduruşa getirdiler! Esad da, deli cesaretiyle, ne yaptığını bilmeden, hiç hesap kitap yapmadan, komşularımla yarın nasıl yüz yüze bakacağız? Demeden bu sözlere kandı ve bu günlere gelindi! Böyle yapıp sonları kötü olanları görmedi, göremedi!
Bendeniz bunun uzun soluklu olacağını sanmıyorum. Bu hamleler Esad'ın sonunu hızlandırır o kadar! Ama onun sonu ne Saddam'a ne Kaddafi'ye ve ne de Mübarek'e benzeyecek! “Arap baharı” denilen değişimi “Arap kışı”na çevirdi Esad!
Şunu da unutmayalım; orta Doğu'daki hâkimiyet kimde olacak? Artık İsrail, elindeki imkânı kaybetti! O da bu yörelerde çok şımarıkla hareket etmiş ve sonunda Mavi Marmara ile ortaya çıkan saldırıyla dünyada bütün itibarını kaybetmiştir! Bundan sonra İsrail'in Orta Doğu'da hâkimiyeti söz konusu olamaz. İsrail'in ortaya attığı; BOP yani Büyük Orta Doğu Projesi olarak bildiğimiz, bir zaman önce Yeni Dünya Düzeni şeklinde kamuoyuna sunulan projelerin temelinde; İsrail'in dünya hâkimiyeti yatmaktaydı! İsrail sandı ki ben dünyayı egemenliğim altına alır, herkesi Yahudileştirir, istediğimi yapar ve yaptırırım! Ama öyle olmadı, işin içine Türkiye girdi! Öyle bir girdi ki, şimdiye kadar hiçbir hükümet yetkilisi ve devlet erkânı, yüzlerine karşı; “ONE MİNUTE” demedi, diyemedi! “siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” şeklinde sert bir çıkış yapmadı! Hep silik, hep, siz bilirsiniz efendim, siz ne derseniz o olur diyerek teslimiyet politikaları üretildi! Ülkenin en kritik projeleri, savunma araçları İsrail'e emanet edildi! O da, bilgisayar kodlarını, asıl önemli olan şifreleri bize teslim etmedi, teröre servis yaptı! Terörü de, Suriye'ye destekletti!
İşte meselenin içyüzü bu şekilde gelişti ve bu günlere geldik! Ama bendeniz umutsuz değilim. Şimdiye kadar da olmadım. Çünkü işbaşında çok güvendiğim, çok itimat ettiğim bir ekip var! Onlar her şeyi en ince detaylarına kadar inceleyip, sorunu, sorunsuz çözecek kadar ferasete sahipler! Yeter ki bizler soğukkanlılığımızı koruyalım, moralimizi bozmayalım. Bizim haberdar olduğumuzdan daha fazla haberdar ve istihbari bilgi alıyor hükümetimiz! O bakımdan bugün veya yarın, hatta yarına kalacağını sanmıyorum, gün içinde meselenin hallolacağına inancım tamdır.
Suriye, suya muhtaçtır. Eğer Türkiye suyunu keserse Suriye, susuzluktan kırılır! Petrolü ona fayda etmez. O bakımdan esad, aklını kullanması- eğer aklı varsa- bu tehlikeli oyuna bir son vermesi gerekir kendisi ve ülkesinin yararı için. Göreceğiz.


Yazarın Diğer Yazıları