Neden Böyleyiz?

Her zaman söylenen bir cümle; “İslam Âlemi Birlik Arayışında!” ben beni bildim bileli bu sözleri duyuyorum! Pekala duyuyoruz da ne gibi tedbir alıyoruz? İslâm; ilerlemekten, medeniyetten, çalışmaktan, dürüstlükten, temizlikten, samimiyetten, komşu hakkına riayetten, kul hakkından, sağlığa önem vermekten, birlik ve beraberlik içinde olmaktan, barıştan… söze eder.  “Niçin yapmadığınızı söylersiniz?”…  der. İslâm'ın sevgili resulü; “iki günü birbirine denk olan aldanmıştır”, “bizi aldatan bizden değildir”, “kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma”, “veren el, alan elden üstündür”… ilkelerini ortaya koyar!
İslâm'ın; Kitap (Kur'an-ı Kerim), Sünnet (Hz. Peygamberin; söz, fiil ve davranışlarından ibaret) ve bunlara dayanarak; İcma ve kıyas kaynakları var. Dini en doğru, en şaşmaz şekilde öğrenmek için bunlara başvurmak zorunluluğu vardır.


İslâm; sosyal bir dindir. Yani her işimize, her eylemimize, her hal ve hareketimize müdahale eder. Ancak bu müdahale; baskı ve zorlama şeklinde değildir. Kişisel problemlerin, toplumsal anlaşmazlıkların, ülkeler arası çıkmazların çözüm noktası yukarıda belirttiğim temel kaynaklardır. Bunların dışında çözüm arayışları, çıkmaz sokağa girmeye benzer. Ateist felsefi sistemlere ayak uyduranlar; terörden, savaştan, geri kalmaktan kurtulamazlar!  
Dünya tarihine baktığımız zaman; bütün icatların, insanlığa yararlı bütün yeniliklerin Müslüman- Türklerin eseri olduğunu görürüz. O günden bugüne, taş taşın üstüne koyduk mu? Bir İbni Sina'nın yaptıkları yeniliklere hangi yenilikleri ekledik? Bir Biruni'nin buluşunu, yeni Biruni'lerle zirveye çıkardık mı? Kaç tane Gazali yetiştirdik? Kaç tane İbni Haldun'lar ortaya çıkardık? İmamı Azam gibi kaç tane değerli insan yetiştirme gayretinde olduk? Yunus'lar yetişiyor mu? Mehmet Akif'ler, Mimar Sinan'lar, Fuzuli'ler neden yetişmiyor? Necip Fazıl'ın konferanslarıyla büyüdük! Peyami Safa'nın romanları bizlere ilham verdi!... hani nerde böylesine değer yetiştirenler?


Gençlik- bir kısmı- ya sokaklarda avare avare dolaşmakta! Ya kızlarla fing atmanın gayreti içinde! Üniversitelerde bazı marjinal gruplar, okuma yerine; kavgayı, kardeşlik yerine terörü kendilerine yol seçmiş!
“Ah nerde o eski bayramlar? Şimdi saygı sevgi kalmadı, hayatın tadı tuzu kaçtı!...” diye hayıflanıyoruz. Hemen topu; zamana atıyoruz ve “zaman bozuldu” diyoruz! Acaba zaman mı bozuldu? Yoksa insan mı? Zamanın ne suçu var? O, Allah'ın, bizler için bir belirleme aracı.


Peygamberlerin hayat mücadelesi bize ne anlatır? Kıssalardan nasıl dersler çıkarmalıyız? Allah, insanlara emirlerinde ve yasaklarında; “kişisel çabaya girmeyi” öne çıkartır. Mesela; “borçlandığınız zaman yazın, bir de şahit tutun”, “sabırla ve namazla allah'tan yardım isteyin”, “kimse kimseyle alay etmesin”, “anne ve baba inançsız ise onların bu husustaki sözlerine uymayın, fakat dünyevi konuda onlara; “öf” bile demeyin”… der. Bu hususta Hz. İbrahim bize iyi bir örnektir. Bunlara uyulduğu zaman; ibretle ve hayretle izlediğimiz mucitleri, edebiyaçıları, tarihçileri, fatihleri, mutasavvıfları, İbrahim'leri çıkarmak mümkündür.   
Birbirimizin kuyusunu kazmakla bir yere varılmaz. Fitneyle, birbirimize küfretmekle sonuç alınmaz. Kıskançlıkla bu kervan gitmez! Yapabiliyorsan yap, yapamıyorsan, yapmak isteyenlere engel olma. Diyojen'in; “gölge etme başka ihsan istemem” dediği gibi.


 İnsanları tabulaştırma! Kullara kul olma! Maske takma! Riyakar olma! Lafı kıvırmadan söyle! Bakacağın yüze tükürme! At'a, it'e, Ot'a, heykel'e, taş'a… gönül verme! Kendi aklını kullan, ithal akla önem verme! Başkasının aklıyla hareket eden, kendini kaybeder!


Yazarın Diğer Yazıları