Nemrutlar Ölmedi

Dünya kurulduğundan beri şeytanın uşakları; Nemrutlar, Firavunlar, Karunlar, Şeddadlar, Ebu Cehiller, Ebu Lehebler, Ümmü Cemiller… var olmuş ve var olmaya da devam edeceklerdir! Bunların varlığı Müslümanlara aksiyon vermeli, daha çok kenetlenme, daha çok dayanışma, daha çok yan yana olma, daha çok birlikte hareket etme ve güç birliği yapma şuuru vermelidir.


Bugün bakıyoruz dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanlara kurulan tuzaklar kuruluyor, onları inancından döndürmek, değer yargılarından taviz verdirmek için topluca hareket ediliyor! O kadar ki bütün şer odakları, bütün şeytanın soyları el birliği ediyorlar!
Bosna Hersek'te yaşanan katliam ve soykırım, Irak'ta yaşanan mezalim, Suriye'deki dökülen kan, Arakan Müslümanlarının başına gelenler, Libya'da, Cezayir'de, Tunus'ta Müslümanlara kurulan komplolar ve tuzaklar, Maraş'ta başı kapalı Müslüman kadınına Fransızların yaptıkları ve Sütçü İmam'ın girişimiyle Maraş'ın, “Kahraman” ünvanı alması, Antep'in savunmasında çocuk yaştaki Kamil'in yine Fransız askerlerine karşı dik duruşu, Antep'in “Gazi” olmasına zemin hazırlamıştır! Kastamonu'da Şerife bacı; din, İslam ve inanca karşı mücadele verdiği için, anıtı dikilip gönüllerde yer tutmuştur!
Dün öyleydi, bugün böyle! Yani zulüm durmuyor, durmayacak! İşte Müslümanlara uygulanan bir başka zulüm örneği;
Müslümanların Oruç Tutması Yasaklandı


Pekin yönetiminin Müslümanların çoğunlukta olduğu 9 milyon nüfuslu Şincan Uygur Özerk Bölgesi'ne yönelik baskılarına bir yenisi daha eklendi.
Çin Şincan-Uygur özerk bölgesinde devlet memurları ve öğrencilerin Ramazan'da oruç tutması yasaklandı. Yasaklama genelgesi bölge yönetiminin internet sitesinde yayımlandı.
Genelgede, “Komünist Parti kadrolarının, devlet memurlarının (emekliler dahil) ve öğrencilerin Ramazan ayına özgü dini faaliyetlerde bulunması yasaklanmıştır” denildi.


Genelgede yasakların “Ramazan boyunca toplumsal istikrarın sağlanması amacıyla getirildiği” ileri sürüldü.
CAMİYE GİREMEZLER
Uygur halkına getirilen “Ramazan kısıtlamaları” kapsamında öğrencilerin Ramazan boyunca camiye gitmeleri de yasaklanırken, fitre ve zekât verilmesinin önü de kesildi.
Genelgede ayrıca, Komünist Parti liderlerinden, Ramazan boyunca yemek yemelerinin sağlanması için yerel yönetim liderlerine yiyecek “hediye” etmeleri istendi.


Evet, dünyada bunlar olurken bizler neler yapıyoruz? “geldi yine mübarek ramazan, ramazan paylaşma ayı, merhamet mevsimi, başkalarını gözetme zamanı…” diyerek edebiyat mı yapıyoruz? Yoksa; “yahu kardeşim, Çin nere Türkiye nere? Bize ne Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nden, biz kendi durumumuza bakalım, kendi insanımıza el uzatalım. Uzaktaki bizi ilgilendirmez” mi diyoruz?
Her zaman söylerim, yine söylüyorum, “zulme seyirci kalmak en az zulüm yapmak kadar kötü ve tehlikelidir! Zalime, “dur” demek her aklı, fikri, vicdanı, imanı olan insanın en önemli görevidir. Yukarıda sıraladığım zalimlere karşı o dönemin Müslümanları sessiz mi kaldılar? Hz. İbrahim Nemrud'un zulmünü sineye mi çekti? Hz. Musa Firavun zulmü karşısında sessiz mi kaldı? Bütün peygamberler zamanının zalimlerine karşı nasıl bir tavır takındı? Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed sallallahü aleyhi vesellem, zalimler karşısında ne gibi bir tutum sergiledi? Bütün bunları bilmek için tarihe müracaat etmek ve aktif olmak zorunluluğu vardır.


Nasıl olsa şeytan kıyamete kadar varlığını sürdürecek, öyleyse bizim hiçbir şey yapmamız gerekmez diye bir kenarda oturmak ve ölümü beklemek kadar, insanı küçülten ve itibarsızlaştıran bir durum olamaz! Kenetlenmek, birliğimizi korumak, kardeşlik duygularının harekete geçmesi kaçınılmazdır.


Yazarın Diğer Yazıları