Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla dün Selçuklu Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende Vali Cüneyit Orhan Toprak, konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelmişti. Konuşması sırasında, dinleyiciler arasında bulunan bir kişinin bacak bacak üstüne atarak oturduğunu görünce;
-"Sen öğretmen misin? Öğretmen gibi bir otur da görelim. Böyle güzel duygularla geliyoruz, güzel hareketlerle karşılaşmak isteriz. Beni değil arkadaşlarını rencide ediyorsun. Bana göre hava hoş. Biz halen ilkokul öğretmenimizin bize destur edindirdiği hareketlerle hayatımızı devam ettiriyoruz. Biz onu hareketleriyle örnek alıyoruz ve öyle öğretmenler görmek istiyoruz. Yalan mı arkadaşlar? Yalansa söyleyin" dedi.
Vali Toprak'ın bu sözleri, salondakiler tarafından alkışlandı.
Törenin ardından valilik tarafından yapılan araştırmada bacak bacak üstüne atan kişinin, yerel bir gazetede çalışan muhabir olduğu ortaya çıktı. Vali Toprak, yaptığı yazılı açıklamada, programda üzücü bir olay yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:
''Öğretmenler Günü münasebetiyle düzenlenen ve çok güzel geçen program esnasında maalesef üzücü bir gelişme yaşanmıştır. Programdaki konuşmam sırasındaki protokolde oturan bir kişinin oturma biçiminin asgari nezaket ölçülerinin çok ötesinde olması üzerine, kendisine öğretmen olup olmadığını sordum. Şahsın, başıyla olumlu işaret yapmasından sonra bir uyarım oldu. Ülkemize, bizlere ve tüm insanlığa emeği olan bütün öğretmenlerimizin bu kadar önemli bir günde yerel muhabir olduğunu öğrendiğimiz bir kişiden dolayı böyle bir durumla karşılaşmaları beni de derinden üzdü. Çok büyük bir heyecan ve mutlulukla geldiğimiz törende, öğretmen olmasa dahi bu tip bir oturuş şekli orada bulunan herkese karşı da uygun görülemezdi. Program yaklaşık 2 bin öğretmenimizin bulunduğu ortamda çok coşkulu, mutlu ve heyecanlı şekilde devam etmiştir.'' http://www.hurriyet.com.tr/
Öğretmenler gününde meydana gelen bu olay, nereden bakarsak bakalım; hoş olmayan, hepimizi derinden üzen bir davranıştır. Bu tür nahoş olayın ardından sosyal medyada yer yerinden oynadı. Sanırsınız ki kıyamet koptu. Çoğu, Valiyi suçladı, neymiş, bir valinin hedef göstermeden, isim belirtmeden uyarması gerekirmiş, doğru olan buymuş!
Şimdi meseleye enine boyuna bakalım; bir kere devlet erkanının bulunduğu bir ortama gelenler, ister gazeteci olsun, ister öğretmen olsun edep kurallarına uygun davranmak zorundadır. Valiyi kişi olarak sevmeyebilirsiniz, tipi, konuşması hoşunuza gitmeyebilir, ama temsil ettiği makam devletin makamıdır. Hiçbir şekilde devletin makamına karşı kimse edep sınırlarını ihlal eden bir tavır sergileyemez. Valimizin uyarısı yerindedir, doğrudur.
Öğretmen böyle bir şey yapmışsa, affedilir yanı yoktur. Pekiyi gazeteci yaparsa doğru mu? Nasıl bir öğretmen yaptığında, "Bu doğru değil, bir de öğretmen olacak, herkese örnek olacak…” diyoruz değil mi? gazetecinin, başını öğretmen olduğunu söyler mahiyette sallaması da işin bir başka feci boyutudur. Diyelim ki başını sallamadı, fakat böylesine edep dışı, saygısızca oturmasını kimse kabullenemez.
Hiç unutmam, hafızamdan asla çıkmıyor. Merhum Başbakanlarımızdan Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamın ceketinin düğmelerini iliklemeden halk karşısına çıktığını görmedim. Otururken bile düğmelerini iliklerdi. Bu, bir edep örneğidir.
Davranışlar, sözden daha etkilidir. Üzüm üzüme baka baka kararır sözü bunun için söylenmiştir. Sevgili peygamber efendimiz;
Büyüklerimiz boşuna; "EDEP YA HU” dememiş.
Bulamayabilirsin!
Ey vefasız sevgili, Üzme beni bu darda,
Candan seven dostları, bulamayabilirsin,
Gözyaşları içinde, bir gün beni arar da,
Helallikler istersen, alamayabilirsin!
Dillerini har edip, cana batırma sakın,
Ağyarları yar edip, dostu bitirme sakın,
Gönülleri nar edip, kana yatırma sakın,
Nadim olmazsan eğer, bulamayabilirsin!
Canlar canlara muhtaç, tek başına olamaz,
Eller ellerden üstün, bir kenarda kalamaz,
Hak sevgisi ebedi, hiçbir fani alamaz,
Hakir görme canları, bulamayabilirsin!
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ