SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla dün Selçuklu Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende Vali Cüneyit Orhan Toprak, konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelmişti. Konuşması sırasında, dinleyiciler arasında bulunan bir kişinin bacak bacak üstüne atarak oturduğunu görünce;
-"Sen öğretmen misin? Öğretmen gibi bir otur da görelim. Böyle güzel duygularla geliyoruz, güzel hareketlerle karşılaşmak isteriz. Beni değil arkadaşlarını rencide ediyorsun. Bana göre hava hoş. Biz halen ilkokul öğretmenimizin bize destur edindirdiği hareketlerle hayatımızı devam ettiriyoruz. Biz onu hareketleriyle örnek alıyoruz ve öyle öğretmenler görmek istiyoruz. Yalan mı arkadaşlar? Yalansa söyleyin" dedi.
Vali Toprak'ın bu sözleri, salondakiler tarafından alkışlandı.
Törenin ardından valilik tarafından yapılan araştırmada bacak bacak üstüne atan kişinin, yerel bir gazetede çalışan muhabir olduğu ortaya çıktı. Vali Toprak, yaptığı yazılı açıklamada, programda üzücü bir olay yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:
''Öğretmenler Günü münasebetiyle düzenlenen ve çok güzel geçen program esnasında maalesef üzücü bir gelişme yaşanmıştır. Programdaki konuşmam sırasındaki protokolde oturan bir kişinin oturma biçiminin asgari nezaket ölçülerinin çok ötesinde olması üzerine, kendisine öğretmen olup olmadığını sordum. Şahsın, başıyla olumlu işaret yapmasından sonra bir uyarım oldu. Ülkemize, bizlere ve tüm insanlığa emeği olan bütün öğretmenlerimizin bu kadar önemli bir günde yerel muhabir olduğunu öğrendiğimiz bir kişiden dolayı böyle bir durumla karşılaşmaları beni de derinden üzdü. Çok büyük bir heyecan ve mutlulukla geldiğimiz törende, öğretmen olmasa dahi bu tip bir oturuş şekli orada bulunan herkese karşı da uygun görülemezdi. Program yaklaşık 2 bin öğretmenimizin bulunduğu ortamda çok coşkulu, mutlu ve heyecanlı şekilde devam etmiştir.'' http://www.hurriyet.com.tr/
Öğretmenler gününde meydana gelen bu olay, nereden bakarsak bakalım; hoş olmayan, hepimizi derinden üzen bir davranıştır. Bu tür nahoş olayın ardından sosyal medyada yer yerinden oynadı. Sanırsınız ki kıyamet koptu. Çoğu, Valiyi suçladı, neymiş, bir valinin hedef göstermeden, isim belirtmeden uyarması gerekirmiş, doğru olan buymuş!
Şimdi meseleye enine boyuna bakalım; bir kere devlet erkanının bulunduğu bir ortama gelenler, ister gazeteci olsun, ister öğretmen olsun edep kurallarına uygun davranmak zorundadır. Valiyi kişi olarak sevmeyebilirsiniz, tipi, konuşması hoşunuza gitmeyebilir, ama temsil ettiği makam devletin makamıdır. Hiçbir şekilde devletin makamına karşı kimse edep sınırlarını ihlal eden bir tavır sergileyemez. Valimizin uyarısı yerindedir, doğrudur.
Öğretmen böyle bir şey yapmışsa, affedilir yanı yoktur. Pekiyi gazeteci yaparsa doğru mu? Nasıl bir öğretmen yaptığında, "Bu doğru değil, bir de öğretmen olacak, herkese örnek olacak…” diyoruz değil mi? gazetecinin, başını öğretmen olduğunu söyler mahiyette sallaması da işin bir başka feci boyutudur. Diyelim ki başını sallamadı, fakat böylesine edep dışı, saygısızca oturmasını kimse kabullenemez.
Hiç unutmam, hafızamdan asla çıkmıyor. Merhum Başbakanlarımızdan Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamın ceketinin düğmelerini iliklemeden halk karşısına çıktığını görmedim. Otururken bile düğmelerini iliklerdi. Bu, bir edep örneğidir.
Davranışlar, sözden daha etkilidir. Üzüm üzüme baka baka kararır sözü bunun için söylenmiştir. Sevgili peygamber efendimiz;
Büyüklerimiz boşuna; "EDEP YA HU” dememiş.
Bulamayabilirsin!
Ey vefasız sevgili, Üzme beni bu darda,
Candan seven dostları, bulamayabilirsin,
Gözyaşları içinde, bir gün beni arar da,
Helallikler istersen, alamayabilirsin!
Dillerini har edip, cana batırma sakın,
Ağyarları yar edip, dostu bitirme sakın,
Gönülleri nar edip, kana yatırma sakın,
Nadim olmazsan eğer, bulamayabilirsin!
Canlar canlara muhtaç, tek başına olamaz,
Eller ellerden üstün, bir kenarda kalamaz,
Hak sevgisi ebedi, hiçbir fani alamaz,
Hakir görme canları, bulamayabilirsin!
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ