Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
Özbekistan’da 9 Şubat Ali Şir Nevayi’nin 585.Doğum Günü ve Bahar Bayramı
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Sahada futbol devamında umut vardı
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
İşte burada, “nereden nereye” diye söylemeden geçemeyeceğim. Daha dün denecek kadar yakın zamanda; “sekizyıllık kesintisiz eğitim” vardı! İlköğretim ve orta öğretim şeklindeydi eğitim sistemi. Şu andaki ilkokul ve ortaokul; “ilköğretim”, lise de; “Orta öğretim” olarak uygulanmıştı!
Hatta o dönemin Başbakanı; “siyasi hayatıma da mal olacağını bilsem sekiz yıllık eğitimde kararlıyım” diyecek kadar kendini bu işe vermişti! Acaba bu kararı kendiliğinden mi vermişti? Yoksa bir dayatmanın mı sonucuydu?
Hakikaten de “siyasi hayatını” bitirdi! O zamanın siyasilerinden aklımda kalanlar da yok şu an! O zaman hükümetlere kafa tutan, anayasa kitabı atanlar nerede? Halkımdan onların esamisini okuyan var mı? TBMM'ye başı örtülü geldi diye; “bu kadına haddini bildirin” diyen bir zihniyet vardı! Yani her şeyi kendilerinden menkul gören, toplumda, “baskı, zorbalık, antidemokrat tavırlar, başı örtülüleri ikna odalarına alarak başlarını açtıranlar…” şimdi yaptıklarının cezasını çekeceği günü sabırsızlıkla bekliyorlardır! Dünya adli makamlarında olmasa bile-ki olmaması mümkün değil. Zira mızrak çuvala girmiyor!- ilahi adaletin önünde!
“Mahalle baskısı” diyerek, aslında kendileri bal gibi mahalle baskısı yapanların beyin yapısına göre; okullarda çağdaş giyim şarttı! Dahası, “kamusal alan” diye bir de yeni alan oluşturulmuştu! Evinden dışarı çıkanlar için her yer kamusal alandı! Bu, şu anlama geliyordu; başını, evinden çıkar çıkmaz açacaksın, başı kapalı hiçbir yere gidemez, hiçbir mekanda bulunamazsın! Eğer aksini yaparsan, fişlenir, takip edilir, kınanır, ceza alır ve görevinden alınırsın! Sen, inancının gereği olan şekilde hareket edemezsin, şayet yaparsan, “disiplinsizlik” bahanesiyle işinden ederiz! Çok sevdiğin mesleğinden olursun…! Bu uygulama nedir? Açıkça “Mahalle baskısı” değil mi?
O günler geride kaldı! Allah'a şükürler olsun ki artık okullarda kılık kıyafet serbestisi var! bununla ilgili olarak Milli eğitimin açıklaması şöyle;
Milli Eğitim Bakanı, "Türkiye'de otoriter yapıdan demokrasiye doğru ilerleyen süreç içerisinde biz de eğitim sisteminde demokratikleşme yapmaya çalışıyoruz. Tabi bunun dışında istisnalar var, bunları belirledik. Mesela lise çağındaki çocuklarımız sakal ve bıyık bırakamayacak, kızlarımız makyaj yapamayacak. Zaten bunlar önceki yönetmeliklerde de vardı. Yine kızlarımız diz üstü veya derin yırtmaçlı etek, vücut hatlarını belli eden tayt veya şeffaf elbiseler giyemeyecekler."
Bunların dışında öğrencilerin serbestçe giyinebileceğini belirten Milli Eğitim Bakanı, bakımlı ve temiz olmak şartıyla öğrencilerin saçlarını uzatabileceğini kaydetti.
Her yeni uygulamanın bazı aksaklıkları olur. Bunda da mutlaka olacaktır. Mesele, aksaklıkların olması değil, insanlarımızın, özgürce giyim içinde olmaları, isteyenin istediği giyinebilmesidir. Erkek öğrencilerin saçlarını uzatması, hiç berber yüzü görmeyen insanlar gibi okula gelmesi, kadın gibi arkadan bağlaması veya salarak omuzlarına kadar saçların dökülmesi… bunları nasıl karşılayacaktır toplum? Dahasını söyleyeyim; şimdiden yaygara kopmaya başladı bile! Her neyse, bunlar ayrı bir tartışma konusu.
Ama asıl olan buydu. Şimdi taşlar yerine oturmaya başladı! Çünkü insanların gönlündeki, “inanç” duygusuna engel olamazsınız. Baskı kurarak, tehdit ederek, ceza vererek… inancı gönüllerden silip çıkaramazsınız! Bırakınız isteyen inansın, isteyen inkar etsin. İsteyen istediği gibi giyinsin, istediği gibi düşünsün…
Serbestlik olunca; düşünceler de gelişir. Fikirlerin neş vü nema bulmasının yolu açılır. Bu da bir çeşit demokratik açılımdır.
Bitti mi? Ne gezer. Yapılacak çok reform var. Adamlar ülkeyi yıkmak için ellerinden ne geliyorsa yaptılar, yapmışlar! Halkı yıllarca, kandırarak, gözlerini boyayarak, dini hassasiyetlerini istismar ederek bu günlere gelindi! İnsanlarımız gözünü açtı. Bundan sonra halka; oklavayı baklava diye kimse yutturmaya kalkışamayacak! Zaten bazılarının hafakanları bu yüzden ayakta! O bakımdan birilerinde şafak atıyor! Her şey yolunda, her şey rayına giriyor! Türkiye düzlüğe çıkıyor!
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
TEMİZ TOPLUM; ALLAH DUYGUSUYLA MEYDANA GELİR
KANALİZASYON PATLADI!
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
KÜLTÜRDE KONYA FARKI
İRFAN SOFRASINDA BULUŞMAK
KÜLTÜRE KAPI AÇANLAR
ZİRVEYE ÇIKMANIN YOLLARI
KİM SÖMÜRGECİ?
YAZARLIK HAYATIM VE EVRENSEL MESAJLAR