SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Her yerde kar var. Kış mevsimi kendisini iyiden iyiye belli etti. Yollar sisli, yollar karanlık, yollar dibi görünmeyen kaba benziyor. Buzlanmaların ardı arkası kesilmiyor.
İnsanlık da kış mevsimindeki gibi buzlanmaya doğru gidiyor. Hatta gidiyor ne kelime, gitti bile. Sözler buz, davranışlar buz, eller buz. Konuşmalarda tipi var, bora var, fırtına var. Dokunanı deviriyor. Acı soğuk misali kime, hangi cana rast gelse alıp götürüyor.
Ağızların ayarı bozuldu. Ne dediğini bilmiyor insanların çoğu. Dostlukmuş, arkadaşlıkmış, samimiyetmiş… hak getire. Bu kelimelerin artık miadı doldu. Sıcak muhabbetler, yerini buz kalıplarının içine koydu. O yüzden sevgilerin, saygının, hak ve hukukun, kariyerin, ilmin, ahlakın, edebin, irfanın, iz'anın devri geçti!
İnsanlık bir gayyaya doğru hızla ilerliyor. Adeta freni boşalmış, hızla giden bir aracın yokuş aşağı gittiği gibi. Nerede duracağı, nereye çarpacağı, nasıl olacağı belli değil. Bir yerde duracak ama nasıl? Kime, kimlere çarparak?...
"Sosyalleşme” yerini "ferdileşme”ye doğru çekiyor. İnsanlar yalnızlaşıyor, tek başına kalıyor. Sessiz, sedasız, hissiz, kelamsız, selam ve sabahsızlığı seviyor. O eski; muhabbetler yok artık. Karşılaşılınca; "selamün aleyküm”ler, "merhaba”lar, "Nasılsın” ların yerinde yeller esiyor.
Herkes birbirine yabancılaşmış. Akrabalık bağları kopmuş, aile temelden sarsılmış. Anne, baba evladını gözünü kırpmadan öldürebiliyor. Kız çocuklarının ahvali aynen Mekke döneminin Cahiliye toplumundaki gibi hatta ondan da beter bir durumda.
Evliliklerin esamisi okunmuyor. "Dini nikâh” alet ediliyor. Nikâhsız evliliklerin haddi hesabı yok. Evlilik dışı ilşkilerden doğanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Gençlerimiz evllenmekten korkuyor.
"Terbiye”, "Ahlak” "Edep”, "Utanma”, "Arlanma”… zamanı geçmiş bir kavram niteliği taşıyor!
Çok mu karamsar bir tablo çizdim? Moralinizi mi bozdum? Neden böyle şeyleri mi söyledim? Toplumdan yansıyanlar bunlar. Gözümüze takılanlar. Her birimizin tanık olduğu, yakınımızdaki, mahallemizdeki, sokağımızdaki, hatta akrabalarımızda görüp yaşadıklarımız.
Bu ahvalden nasıl mı kurtuluruz? Kolay, hem de çok kolay. Öncelikle Rabbimizin talimatı olan Kur'an'a gönül vererek, imanda samimi olarak, Kur'an'ın açıklayıcısı ve hayatına uygulayıcısı olan sevgili Peygamberimizin hayatını örnek alarak. Dünyada gelmiş geçmiş peygamber ve Allah dostlarının gittiği yoldan giderek.
Ensar Olamadık!
Ensar muhacirle, nasıl kardeşti?
Hepsi gerçek dosttu, akrandı eşti.
Elleri değil de, ruhlar birleşti,
Biz hala bir Ensar, olamadık ki!
"Müslümanlar kardeş”, der Kur'an'ımız,
"En güzelini ser”, der Furkan'ımız,
"Helal olanı ver”, der Rahman'ımız,
Biz hala Kur'an'la, dolamadık ki!
Mümini döveriz, dine söveriz,
Batıla; "gel, gel” der, Hakkı kovarız,
Hakikate bakmaz, yalan severiz,
Samimi Müslüman, kalamadık ki!
İnançlar kâğıtta, uygulanma yok,
Gözyaşı ağıtta, duygulanma yok,
Gerçeğe bakıp da, sorgulanma yok,
Hakikati asla, bulamadık ki!
Nebiyi dinledik, ashabı da hep,
Tâbiyi dinledik, ahbabı da hep,
Veliyi belledik, erbabı da hep,
Hiç birisinden ders, alamadık ki!
Kaybettik!
Hoş kahveler içtik, dost hanesinden,
Telve dilde kaldı, nazı kaybettik,
Muhabbete daldık, şahanesinden,
Dost mazide kaldı, özü kaybettik!
Çok yakılar sardık, dert gitsin diye,
Merhemlerden sürdük, berkitsin diye,
Onulmaz yarayı, terk etsin diye,
Güzel temenniyi, sözü kaybettik!
Eğlendik ve güldük, safiyane hep,
Canana göz olduk, sahiyane hep,
Ahbaba can bulduk, dahiyane hep,
Sabırlarımızı, nazı kaybettik!
Gülmeyi kâr kıldık, mutlu gün için,
Maskeyi yar bildik, kutlu gün için,
Dostla bahar bulduk, tatlı gün için,
Sevinç tasa oldu, bizi kaybettik!
Kalp sevgiyi sildi, tekliyor şimdi,
Sevgi rafta kaldı, bekliyor şimdi,
Nadide yerinde, saklıyor şimdi,
Hasretler içinde, sizi kaybettik! (02 ŞUBAT 2023)
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ