Altın yeni bir çıkış arıyor
İnsana İyi Gelen Melodiler
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
870 Yılı Ramazan Bayramında Vefat Eden İmam Buhari’nin Adına Yapılan Külliye 2026 Ramazan Bayramında Semerkant’ta Açıldı
Taşın Hatırlattığı Ahlâk: Köy Odalarından Misafir Taşına
BAMYA ÇORBASI
ÖLÜM GELİNCEYE KADAR İBADETLERE DEVAM EDİLMELİDİR
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
İnsanın Anlaşamadığı Dünya
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
ÜNLÜ EDELİM
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
KAZIM ÖZTÜRK
ÖZTÜRKÇE
semazen.net
İmbik Dergisi
İlesam Dergisi
Doğruses.com
"PAYİTAHTTA BİR ÖMÜR” Konya'mızın payitaht olması sebebiyle kaleme alınmış 300 sayfalık bir Konya tarihi. Konya'nın tüm güzelliklerini kültürünü, tarihini, sanatını, ediplerini, şairlerini, erenlerini, bu şehre değer katan kıymetlerini…gezip dolaştığım, ilham aldığım cadde ve sokaklarını ele almaya çalıştım. Bir bakıma bu çalışma bendenizin Konya'da geçen hayatıdır. İşte o çalışmadan bir bölüm;
Selçuklu'ya başkentlik yapmış, binlerce tarihi esere sahip, kültür, turizm, tarih, dinî yaşantı, edebiyat konularında kendini kabullendirmiş, Belediye çalışmaları, sosyal aktiviteler, yaşanabilir bir kent imajı sergilemiş büyük şehir durumundaki Konya'mız, tarihten gelen bir misyonla görevini yapmaktadır.
Konya denilince akla, öncelikle Meram gelir. Tabii mesele sadece Meram'la bitmez. Ardından; Sille, Çatalhöyük, Kilistra.... ve akla gelmedik sayısız tarihi ve kültürel zenginliklerle insanı karşılar. Bu zenginliklerde insan kendisini kaybeder. Tarih sahnesinde bir gezinti yapmanın hazzını tadar. Edebiyat ve kültür mirasını görmenin mutluluğunu yaşar.
Konya'yı; büyük mutasavvıf, gönüller sultanı Mevlâna Müzesinden başlayıp, Sultan Selim Camii, tarihi ve kültürel eserlerle dolu Yusuf Ağa kütüphanesi, Şems-i Tebrizi Camii ve Türbesi, Şerafettin Camii, İplikçi Camii, Alaaddin Caddesi, Alaaddin Tepesi, Alaaddin Camiindeki Sultanlar Türbesi, Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, Kazım Karabekir Caddesi, Zafer, Form, Hoca Hasan Camii, Sadreddin Konevi Camii ve Türbesi, Meram Yeni Yol istikametinden, Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi yanındaki sokak içinde Mevlâna'nın çağdaşı ve müridi Ateş Bâz-ı Veli, Meram Yaka yolu birleşeni arasında Turut, Cemel Ali Camii ve Türbesi, Meram son durakta; birçok çay bahçesi, dinlenme tesisi, orman, yeşilin tonları…
Belediyenin yeniden dizayn etmeye çalıştığı, Konyalıya yaraşır mekanlar... Tavusbaba Camii ve Türbesini... gezerseniz, Konya hakkında bir miktar bilgi sahibi olursunuz. Bir miktar diyorum, çünkü Konya bu değil.
Bir de Konya'yı akşamüstü Akyokuş'tan seyretmeli! Sanki yıldızlar yere dökülmüş, Konya caddelerini süslüyor. Gökyüzü masmavi rengiyle Konya'ya şemsiyelik yapıyor. Üzerine kirlilik, çamur, leke bulaşmasın, kültürüne halel gelmesin, tarihi yok olmasın diye adeta titriyor!
Konya'yı iyi tanımak lazım. Konya deyince; Selçuklu'ya başkentlik yapması dışında her alanda kendini ispat etmenin, bir açık hava müzesi olmanın, bağrında bir bu kadar çok değerli insan barındırmanın mutluluğunu yaşar. Konya'ya: "Belde-i Muhayyere” dedirten mesele bu olsa gerektir.
Konya'mız; Veliler, Peygamberler diyarıdır. Dünya kurulduğundan beri yeryüzüne 124.000 veya 224.000 peygamber gelmiştir. Bunlardan bir kısmının mezarı da Konya'mızdadır. Konya'da yattıkları bilinen Peygamberlerin isimleri ve yattıkları mezarlıkların bir kısmı varlığını korumakta olup, bir kısmının yerleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, sadece peygamber isimleri kayıtlara geçmiştir.
Bilinen ve kayıtlara giren birçok peygamber medfundur bu şehirde. Mevlâna'nın Konya'yı tercih edişinde bunun önemi vardır sanırım. Konya'yı bilmek için, meseleleri objektif kriterlerle ele almak yeter de artar bile.
Doğduğum andan itibaren; ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim, havasını teneffüs edip, nimetlerinden yararlandığım, kültür, sanat, edebiyat… ziyafetlerinden istifade ettiğim, "Bir başkent her zaman başkenttir” anlayışıyla, her köşesinde kültürün fışkırdığı Konya şehrinde yaşamaktan büyük bir mutluluk duymaktayım.
Konya'da yaşayıp, bu şehrin güzelliklerini yazmamak, tarihinden, kültüründen, edebiyatından, sanatından, milli ve manevi değerlerinden söz etmemek vefasızlık olacaktır. Babam rahmetli; "Konya, medrese şehriydi, ilimde, irfanda, tasavvufta önde giden bir mana kentiydi” derdi.
"Belde-i muhayyere” sözünü de çok duydum. "Gez dünyayı, gör Konya'yı” sözü yaygındır. Konya'nın ziyaretçileri eksik olmuyor. Mevlana'nın, Sadreddin Konevi'nin, Şems-i Tebrizi'nin, birçok peygamber ve velinin bu şehirde medfun oluşu, bütün dünyaya mesajlarını Konya'dan ulaştırmaları sebebiyle bu kent ayrı bir özelliğe sahiptir.
Mevlana türbesi, her zaman dikkatimi çeker. Sadece benim mi? Hayır, tüm dünyanın. Onun ilkelerini, sevgiye, hoşgörüye dayalı sözlerini bilmeyen ve bu hususta kendine çeki düzen vermeyen yok gibidir. Konya'ya ve Mevlana'ya gönül verenlerden bir tanesi;
Fransız aristokrat bir aileden gelen 1909 doğumlu Eva de Vitray-Meyerovitch (Eva dö Vitre-Meyeroviç) hukuk ve felsefe eğitimi aldıktan sonra, felsefe doktorası yaptı. Çalışmalarını edebiyat, felsefe ve tasavvuf konuları üzerinde yoğunlaştırdı. Fransa'nın dünya çapında saygın bilim ve araştırma kurumu olan İlmî Araştırmalar Millî Merkezi (CNRS) üyesi olarak bu müessesede yöneticilik ve uzmanlık yaptı.
Mevlâna ile İkbal'in hemen hemen bütün eserlerini Fransızcaya çevirdi. Gerek bu önemli tercümeleri gerekse yaptığı salon ve radyo konuşmalarıyla çok sayıda Fransız aydınının İslam'a ısınmasına ve pek çok kişinin de Müslüman olmasına vesile oldu.
Sorbonne ve Ezher Üniversiteleri dâhil, dünyanın birçok ülkesindeki üniversitelerde dersler ve konferanslar verdi. Telif ve tercüme olarak kırk kadar esere imza attı. Mevlânâ'yı mürşidi olarak gördü. Türkiye'yi ve insanımızı çok sevdi. Eva de Vitray-Meyerovitch, Müslüman olduktan sonraki adıyla Havva Hanımefendi, 24 Temmuz 1999'da rahmet-i Rahmân'a kavuştu. Vasiyeti üzerine naaşı daha sonra Konya'ya getirildi ve Hz. Mevlânâ'nın türbesine yakın Üçler Mezarlığı'na defnedildi.
"Gel, ne olursan ol, yine gel…” sözleri her ne kadar Mevlana'ya ait olmasa da, güzel, gönüllere etki eden bir dost gibidir. Bu söze uyarak Konya'yı mesken tutanların sayısı çoktur.
Bendeniz bunlara; "Dilârâ” diyorum.
Âşığım Sana Konya!
Hakka özden sevdalı derunundan bakarsın,
Samimi ahvalinle âşığım sana Konya.
Zümre-i muhabbetle gönüllere akarsın,
Manevi yollarınla âşığım sana Konya!
Selçuklu diyarında aşk gülleri bitiyor,
Meşklerin gülistanı canlara can katıyor,
Dost bahçelerinde bülbül-i şeyda ötüyor,
O tatlı dillerinle âşığım sana Konya!
Sevgiler akıtıyor, asırlardır dost arkın,
Sema törenleriyle öne çıkıyor farkın,
Dillerden hiç düşmüyor gönüllerdeki şarkın,
Sufi gönüllerinle âşığım sana Konya!
Gündüzlerimde sensin gecelerimde de sen,
Cümlemde kelimemde hecelerimde de sen,
Sen benim baş tacımsın yücelerimde de sen,
Samimi hallerinle âşığım sana Konya!
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
ÇANAKKALE’Yİ HATIRLAMAK
SORU İÇİNDE SORU!
KİRLİ OYUNA DİKKAT!
PAYİTAHTA RUH VERENLER
O KADAR MI ZOR?
ŞİMDİ NE OLACAK?
50 YILLIK YAZARLIK HAYATIM VE ŞİİR ÇALIŞMALARIM
BİR CUMA OLAYI VE OKULLARDA RAMAZAN ETKİNLİKLERİNİN ÖNEMİ
ARINMA ZAMANI