POZİTİVİZM ALLAH İNANCINI YOK ETTİ

TYB Konya Şubesi; "Özümüz Sözümüz” ana ilkesiyle çıktığı 2022 yılı Kültürel etkinlik yolculuğunda aklı terletmeye, özümüze döndürmeye, tarihe ışık tutmaya devam ediyor. 5 mart cumartesi günkü programda Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın "Nasıl Sekülerleştik?” konusunu masaya yatırdı. Tarihi süreç içindeki felsefi akımları ele aldı.

"Sekülerizmi rönesansla başlatırsak, onu reform ve Fransız ihtilali takip ediyor. O sırada pozitivizm ortaya çıkıyor. Daha sonra Darwin ve Freud gibi düşünürler ortaya çıkıyor ve liberalizm akımı gelişiyor. Pragmatizm ve Kapitalizm Amerika'da ve Batıda yayılırken Rusya'da sosyalizm ve komünizm ortaya çıkıyor. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Varoluşçulukla başlayan bu akım, sekülerleşme; günümüzde hümanizme ve katı bir sekülerizme doğru geliyor.

Ortaçağı düşündüğümüz zaman; İslam Dünyasında ve Batı da yani tüm dünya da din hâkimdi, son sözü din söylüyordu. İslam dünyasında İslam âlimleri, ama özellikle Hıristiyan Batı dünyasında din adamları söylüyordu. Doğu'da da yine çeşitli adlarla din temsilcileri, görevlileri toplumu yönetiyordu. Bunlar hukuka, eğitime, sosyal hayata, her alana damgasını vuruyor, bilime ve sanata da müdahale ediyordu. Yani dinin müdahale etmediği hiçbir alan yoktu. Din her konuda insanlara son sözü söylüyordu. Ve bu hâkimiyetle özellikle batı dünyasında, din adamları aşırılıklarıyla insanlara eziyet eder vaziyete geldi. Din adamlarının bu baskısı, bilime ve sanata engel oluyor, sosyal hayatta da ekonomik hayatta da insanların gelişmesini engelliyordu. Toplumda bu baskıyı, dinin tekelini kırmak üzere kafa yoranlar Rönesans'ı ortaya çıkardı.

Rönesans, yeniden doğuş anlamına geliyor. Rönesans'ın özeti de bilimi ve sanatı dinden ayırmaktır. Rönesans'ta "Din insanın sosyal ve manevi hayatını belirlesin ama bilim ve sanatı ayıralım. Çünkü bilim evrende olan olayların nasıl olduğunu açıklar. Din ve felsefe ise niçin olduğunu açıklar' diyorlar. Böylece yavaş yavaş aklı ön plana çıkarıyorlar. Ama İslam'da aklı ön plana çıkarmak çok yeni bir fikir değil. İslam dini akli değil ama makuldür. Akli demek, akıl ürünü demektir. Mesela felsefe aklidir. Hıristiyanlık dünyasına baktığımız zaman Skolastizm dediğimiz şey karşımıza çıkar. Bu da akla, mantığa uysa da uymasa da buna inanacaksın, der. Bu dogmadır.

Rönesans'ın aklı ön plana çıkarması bir anlamda batıdaki Hıristiyanlıktan bazı kaleleri düşürmesi anlamındadır. Yani bilim ve sanatı dinden ayırıp ön plana çıkarmak, dinden yavaş yavaş kurtulmanın bir yoludur.

Reformla tüm halka dini yorumlama kutsal metinleri yorumlama hakkı gelince insanlar İncili okuyup kendisi yorumlamaya başladı. Bu da bu bir bakıma Hristiyanlığın bitişini hazırladı. Çünkü herkes kendi kafasına göre yorumlamaya başladı.

Bundan sonra ortaya laiklik kavramı çıktı. Laikliğin anlamı, ‘Devlet yönetiminde din adamları son sözü söylemesin, din söylemesin' demekti. Hani bilim ve sanat rönesansta ayrılmışlardı ya; papazlardan, din adamlarından, devlet yönetiminde de söz söyleme hakkını aldılar.

Laiklik Fransa'da başladı ve bu esnada Fransız İhtilali oldu. Bununla birlikte Cumhuriyet fikri yaygınlaşmaya başladı. Cumhuriyet'te krallıkların sonunu getirdi. Bu esnada ‘Elle tutulan gözle görülen şeyin dışında gerçeklik yoktur' diyen Pozitivizm fikri ortaya çıktı. Dolayısıyla metafizik, din vesaire bunların hepsi ortadan kalkmış oluyordu. Pozitivizm, Allah inancını yok eden çok katı bir anlayıştı. Her şeyi gözle görülür hale getiriyordu.

Freud ise insanın kötü yaratıldığını ve sadece cinsellik isteyip, diğer insanlara hükmetme arzusu taşıdığını söyleyerek sekülerleşmeye zemin hazırladı. Arkasından ortaya çıkan Darwin, direkt Allah yoktur demedi ama evrenin yaratılışını insanların meydana gelişini evrime bağladı. Bundan sonra da, Darwin ve Freud gibi aynı kökenden olan Marx'la Sosyalizmin çıktığını görüyoruz. Sosyalizm ‘Anca beraber kanca beraber, birey değil toplum önemlidir' diyordu. İnsanları eşitlemeyi, her şeyi toplumun malı yapmayı amaçlıyordu. Ama ferdi mülkiyet olmayınca bu sefer devletçiliğe dönmeye başladı. Sonra da devleti yönetenler aynı şekilde işin kaymağını alıp halka zulüm etmeye devam etti. Bu esnada da Faşizm ortaya çıktı. Faşizm nedir? Sosyalizm önce toplum diyordu ya; faşizm de ‘Önce devlet, önce millet, önce vatan' diyordu. Dolayısıyla devleti, milleti, vatanı yöneten lider çok önemlidir ve o istediğini yapabilmelidir. İnsanları serbest bırakmamalıdır. Etnisiteye ve ırkçılığa, milliyetçiliğe dayanan bir akım da İtalya'da Mussolini ve Almanya'da Hitler'i doğurdu. Bu fikirler de insanları Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'na getirdi.

Daha sonra Varoluşçuluk denilen Egzistansiyalizm gelişti. ‘Bireyin varlığı özünden önce gelir. Kimse kimseye karışmasın, herkes kendi yolunu kendi çizsin. Doğruya yanlışa herkes kendi karar verip, sorumluluğu da kendisi alsın. Kendisi dışında ona bir şeyi empoze edebilecek kimse yoktur' diyen bir anlayıştı bu.

500yıl kadar önce de Batı Avrupa'da Kapitalizm ortaya çıktı. Sanayi devrimi ile doğduğunu söyleyebiliriz. Avrupa feodalizminin içinde, toprak sahibi sınıfın egemen olduğu bir toplumda değişim için bastıran güçlerin ittirmesiyle kapitalizm ekonomik bir sistem olarak büyüdü. Ancak yeni kapitalist toplumun farkını sadece ticaret, olarak görmek doğru değildir. Çünkü ticaret hep vardı.”

 

Az Bulunuyor!

Gezsen kâinatı bulurum diye,

Ruhu temiz duran az bulunuyor,

Sohbetle derdini alırım diye,

Gönüllere giren az bulunuyor!

 

Hakka ibadettir halka hizmetler,

Kur'an içindeki nice hikmetler,

Allah'ın lütfudur güzel nimetler,

Gerçekleri gören az bulunuyor!

 

Kılık kıyafetler adam etmiyor,

Şölen ziyafetler lezzet katmıyor,

Maskeli tavırlar özde tutmuyor,

Sevdiğini saran az bulunuyor!

 

Rabtan uzak kalan tefekkür bilmez,

Masivaya dalan tezekkür bilmez,

Kula nankör olan teşekkür bilmez,

Kalbi Hakka varan az bulunuyor!

 

Leyla'yı bulanlar Mecnunu bilir,

Müslüman olanlar mahbubu bulur,

Nefsini bilenler Rabbini bilir,

Hakikate eren az bulunuyor!

Yazarın Diğer Yazıları