RAMAZAN BİTTİ, PEKİYİ HER ŞEY BİTTİ Mİ?

"Geldi, on bir ayın sultanı geliyor” derken hayırlısıyla geldi ve gitti bile. Bu ayda, diğer aylara göre daha fazla ibadet ettik, daha çok manevi iklime girdik. Ama her şey gibi Ramazan ayı da bitti, bayram da geçti. O zaman eski tas eski hamam mı olacak? Ramazanda yaptığımız sevapları, günah kirleriyle iptal mi edeceğiz?

Sadece bir ay "imsak” adını verdiğimiz; her şeyimizi tutmak, bütün kötülüklere, "dur” diyoruz. Bu güzelliği on bir aya yayıyor muyuz? Bir ay olduğu gibi, on bir ay her türlü yanlışa, her türlü çirkinliğe, her türlü şerre… karşı kapılarımızı kapatıyor muyuz?

Ramazana hasrettiğimiz; zekat ve sadakalarımızı diğer aylara da serpiştirip, her gün, her vakit, her an fakirleri, yoksulları, yoksunları ve muhtaçların hayat standartlarını iyileştirmenin çabası içine giriyor muyuz?

İyiliği sadece sağa sola dönmekten ibaret sanıyoruz. Namaz kılmakla her şeyin bittiğini, oruç tutmakla bütün meselenin halledildiğini, sadece ramazanda zekatımızı vermekle-ki doğru dürüst zekat da verilmiyor- bütün günahlardan arındığımızı sanıyoruz!

Kur'an'a, sevgili peygamberimizin hayatına bakmıyoruz. Baksak bile, bunlardan hisse alma duygumuz mu kalmamış, yoksa işimize mi gelmiyor? Kur'an ilkelerinin, yalnızca belli bir zamana ve belli bir vakte ait olduğunu mu sanıyoruz?

  1. bir haleti ruhiye içindeyiz! Nedense her şeyi sulandırmayı, her şeye karşı şaşı bakmayı vesiyoruz. Hatta her şeye, kendimize göre yorum getirmekte üstümüze yok. "Hem kel, hem fodul” denilen tipteniz.

Kur'an'ı; düşünmeden, anlamadan, mesajlarını kendimize mal etmeden, ibret almadan… okuyoruz. Daha doğrusu okuduğumuzu sanıyoruz. Okumak bu değil. Bakınız Yunus ne diyor?

 

"İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir,

Sen kendini bilmezsen,

Bu nice okumaktır,

Okumaktan mana ne,

Kişi hakkı bilmektir,

Çü'n okudun bilmezsin,

Ha bir kuru emektir”.

 

Allah aşkına, kaç tanemiz Kur'an'ı baştan sona hatmetmesine rağmen, baştan sona Kur'an ahlakıyla ahlaklandı? Hangi birimiz, sevgili peygamberimizin ahlakının "Kur'an ahlakı” olduğunu bilmemize karşılık, neden davranışlarımızda düzgünlük mevcut değil? Niçin her şeyi menfaatimiz istikametinde ele alıyoruz? Neden; "Niçin yapmadığınızı söylersiniz?” ilahi fermanı bize etki etmiyor? Rabbimiz;

"Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış, onlar için daha nezihtir…” (Nur/ 30)

"Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar hariç, zinetlerini (Vücutlarını) göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar…”(Nur/ 31) buyuruyor.

 

 

Ne oldu bize? Hangi ters rüzgâr esti de bu hale geldik? Rabbimiz şöyle dese;

"Ey kullarım, doğduğunuz andan itibaren kullandığınız nefesin, faydalandığınız güneşin, istifade ettiğiniz nimetlerin ve sağlığınızın ücretini verin.” Hangi birimizin gücü yeter?

Yine Rabbimiz, suyumuzu kesiverse, nefes alamasak, gözlerimiz görmese, kulaklarımız duymasa, ellerimiz tutmasa, ayaklarımız yüryemese, aklımız çalışmaz olsa…ne yapabiliriz? Nereye sığınabiliriz? Nereye gideriz? Allah'tan başka gideceğimiz yer var mı? O'nun mülkünden, O'nun olmadığı ve görmediği yer mümkün mü?

Öyleyse kendimizi sorgulayalım; "ne yapıyoruz? Hangi davranış içindeyiz? Rabbimizi memnun ediyor muyuz? Allah'ımız bizi; "kulum” diye kabul edecek güzel davranışlarımızı çoğaltıyor muyuz?

 

Tefekkür

 

İnsana yerini anlatan mahal,

Esfelden Miraca çıkar tefekkür,

Faydasız ilimler hastalıklı hal,

Batılı Hak sözle yıkar tefekkür!

 

Mütefekkir insan yücelir gider,

Düşüncesiz olan cücelir gider,

Fikirsiz fikre gücenir gider,

İnsanlık çivisi çakar tefekkür!

 

Tüm karanlıkları nura gark eder,

Cehil kapısını ilme berk eder,

İmanın tadını böyle fark eder,

Aydınlık ateşi yakar tefekkür!

 

 

Hak'tan Hediye!

 

Seherin serinliği, hoş letafeti,

Akşam sabah mevsimler, Hak'tan hediye,

Hoş ediyor herkesi, tüm zarafeti,

Yaratılan tüm mekân, Hak'tan hediye!

 

Gecenin sessizliği, canın uykusu,

Kâinatı sarmalar, Allah duygusu,

Gönüllerde yer eder, meşkin vurgusu,

Lütfedilen bu imkân, Hak'tan hediye!

 

Bülbüller aşka gelir, gülün süsüyle,

Âşıklar zevke dalar, maşuk sesiyle,

Müminler zikri bulur; hak nefesiyle,

Yaşanılan mutlu an, Hak'tan hediye!

Yazarın Diğer Yazıları