RAMAZAN SOHBETLERİ (6)

Sayılı günler çabuk geçer. Bugün Ramazan ayının altısı. Zaman nasıl da hızla akıyor? Aslında bizim; "zaman akıyor, zaman geçiyor…” dediğimiz şey, ömrün bitmesi, sona doğru yaklaşmadır.

Dün bebek idik, çocuk olduk, genç olduk, orta yaşlı olduk, bugün yaşlılık sınırındayız. Bir zaman hiçbir şeyimiz yoktu. Allah kısmet etti, lütfetti bizlere her türlü imkânı ayağımızın altına serdi, elimize emanet olarak verdi. Aslında hiçbir şey bizim değil. Öyle böbürlenmenin, şımarıkça tavır sergilemenin anlamı yok; "benim benim” diyerek kibirli bir tavır sergilemenin ne anlamı var?

Dünya üç günlük; dün, bugün ve yarından ibaret. Dün geçti, yarın daha gelmedi. Elimizde sadece bugün kaldı. İşte önemli olan bugünü değerlendirmek. Çünkü her yarın bugüne geliyor, her bugün dün oluyor. O bakımdan;

"Geçmişe üzülme, geleceğe sevinme”,

"Sen doğru olursan, eğri sana zarar veremez”

"kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın”

"Niçin düşünmezsiniz? Niçin tefekkür etmezsiniz? Neden aklınızı kullanmazsınız?”

"Niçin yapmadığınızı söylersiniz?”

"Zamana yemin olsun ki, insan zarardadır. Ancak; iman eden, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç”

"Ölüm gelinceye kadar rabbine ibadet et”

  1. duanız olmasa Rabbin size ne diye değer versin?” der Rabbimiz.

 

Kur'andaki bütün ilkeler biz insanlar için hayat iksiridir. Eğer o kurallara uyarsak huzurlu bir ömrümüz olur. Dolayısıyla yarınımızdan endişe etmez, bugünüme kararmsar bakmaz ve dünden hayıflanmayız, keşkeler içine girmeyiz.

Her birimizi üzen, kederlere gark eden, hayatımızı zehir eden, dünyayı yaşanmaz kılan olumsuzlukların hepsi kendi ellerimizle yaptıklarımızdandır. Demek ki olan her şeyde bizim sorumluluğumuz ve günahımız var. Üzülmemek için, üzmemeyi, kırılmamak için kırmamayı, azarlanmamak için azarlamamayı öğrenmemiz, bunları kendimize görev bilmemiz şarttır.

Zaten Mümin; herkesin emin olduğu, güvendiği, itimat ettiği… kişidir. Mümin; zararsızdır, dünyayı imar etmek için çaba sar eder. Onun anlayışında ve hayatında; "keşke”, "eyvah”, "yapmasaydım”, "etmeseydim”…cümleleri yoktur.

 

 

 

 

 

Tefekkür

 

Cihana Allah'ı anlatır bu hal,

Esfelden eşrefe çıkar tefekkür,

İmansız hayatlar yaşanmaz muhal,

Batılı Hak sözle yıkar tefekkür!

 

İnsan-ı kâmile varılan yapı,

Vahiy tuğlasıyla örülen yapı,

İmanın harcıyla karılan yapı,

Varlığa bu gözle bakar tefekkür!

 

Karanlık ortama ışık yakıyor,

İrfan tezgâhında ahlak dokuyor,

Âlem-i insanlık fikre akıyor,

Dünyaya ışıklar yakar tefekkür!

 

 

"Keşke”lerle Kavruluyoruz!

 

O yandan bu yana savruluyoruz,

Her an "Keşke”lerle kavruluyoruz,

Nere gidiyoruz ne oluyoruz?

Niçin "Keşke”lerle kavruluyoruz?

 

Nedamet rüzgârı başta esiyor,

Gönüller öldürüp nefes kesiyor,

Her gün binlerce kez ipe asıyor,

Hala "Keşke”lerle kavruluyoruz!

 

Mevsim hazan oldu yaprak düşüyor,

Havalar soğudu her yan üşüyor,

Gözler kan ağlıyor yaşlar taşıyor,

Hala "Keşke”lerle kavruluyoruz!

 

Bak iki kere iki dört etmiyor,

Ellerde derman yok ayak tutmuyor,

Yediğimiz yemek lezzet katmıyor,

Niçin "Keşke”lerle kavruluyoruz?

 

Zamanın kadrini hiç bilemedik,

Ömür boşa gitti ders alamadık,

Yaşları silecek el bulamadık,

Her gün "Keşke”lerle kavruluyoruz!

 

Sık sık ölenleri görüyor muyuz?

Allah kelamına varıyor muyuz?

Aklımız "Oku”ya yoruyor muyuz?

Neden "Keşke”lerle kavruluyoruz?

 


Yazarın Diğer Yazıları