SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Sözlükte "terketmek, ayrılmak, ilgisini kesmek” anlamına gelen hecr (hicrân) masdarından isim olan hicret "kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisânen veya kalben ayrılıp uzaklaşması” demektir; ancak kelime daha çok "bir yerin terkedilerek başka bir yere göç edilmesi” anlamında kullanılır. Terim olarak genelde gayri müslim ülkeden (darülharp) İslâm ülkesine göç etmeyi, özelde ise Hz. Peygamber'in ve Mekkeli müslümanların Medine'ye göçünü ifade eder. Medine'ye göç eden müslümanlara muhâcir, Resûl-i Ekrem'e ve muhâcirlere yardım eden Medineli müslümanlara da ensâr unvanı verilmiştir.
Bir hadiste, "Muhacir Allah'ın yasakladığı kötülük ve günahları terkeden kimsedir” denilmekte, başka bir hadiste de hicretin "kötü şeyleri terketmek” anlamına geldiği belirtilmektedir. Hicretin ahlâk ve zühd ile ilgisine işaret eden âyet ve hadisleri dikkate alan mutasavvıflar bu kavramı hem "haramları terkedip kötülüklerden uzaklaşmak”, hem de "nefsi terbiye etmek maksadıyla yolculuğa çıkmak” veya "kalben ve zihnen halkı terketmek” anlamında kullanmış, seyrüsülûk dedikleri mânevî yolculuğu da bir çeşit hicret saymışlardır.
Kur'ân-ı Kerîm, Hz. Peygamber'den önceki dönemlerde de peygamberlerin ve onlara inanan insanların kâfirlerce hicret etmeye zorlandıkları ve bunların inançları uğrunda yurtlarını bırakıp başka yerlere gittiklerinden bahseder. Hz. İbrâhim, kavminin kendisini ateşte yakma teşebbüsünün ardından, "Doğrusu ben rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum” demiş (el-Ankebût 29/26) ve önce Filistin'e, ardından Mısır'a göç edip daha sonra da Ken‘ân diyarına yerleşmişti.
Hz. İbrâhim'le beraber Filistin'e kadar bu hicrete katılan Hz. Lût, peygamberlik görevini yaparken kâfirlerin azgınlık ve ahlâksızlıkları karşısında Cenâb-ı Hak'tan aldığı emirle bir gece vakti inananlarla birlikte yurdundan çıkmış, arkasına dönüp bakmadan gitmesi istenilen yere gitmişti.
Hz. Şuayb'a kavminin ileri gelen kibirlileri, "Ey Şuayb! Kesinlikle seni ve seninle beraber iman edenleri memleketimizden çıkaracağız; yahut dinimize döneceksiniz” demişler (el-A‘râf 7/88), onu ve müminleri hicrete zorlamışlardı. Hz. Mûsâ, Allah'ın emriyle geceleyin Mısır'dan yola çıkardığı İsrâiloğulları'nı göç ettirmeyi başarmış, peşlerine düşen Firavun ve ordusu ise denizde boğulmuştu (Yûnus 10/90; Tâhâ 20/77-78; eş-Şuarâ 26/52-67).
Bu gibi âyetlere dayanarak hicretin bütün peygamberlerin hayatında yer aldığı söylenebilir; kâfirlerden görülen eziyet ve baskılar, hak dini tebliğ imkânının ortadan kalkmış olması onları göç etmek zorunda bırakmıştır.
Hz. Peygamber ve kendisine inananlar da daha önceki peygamberler ve ümmetlerinin âkıbetine mâruz kaldılar. Mekke müşrikleri Resûl-i Ekrem'e karşı İslâmiyet'i tebliğe başladığı andan itibaren olumsuz bir tavır takındılar. Bu tavır sadece İslâm'ı reddetmekten ibaret kalmadı; Hz. Peygamber alaya alındı, ona inananlara baskı uygulandı ve bu baskılar İslâmiyet'in Mekke'de yayılmaya başlaması üzerine eziyet ve işkenceye dönüştü. Hatta Ammâr b. Yâsir'in babası Yâsir ve annesi Sümeyye işkenceyle öldürüldü. Amcası Ebû Tâlib tarafından himaye edildiğinden kendisi bu tür eziyetlere uğramamakla beraber ashabının başına gelenlere son derece üzülen ve işkenceleri engellemeye de gücü yetmeyen Resûl-i Ekrem, aralarında Hz. Osman ve karısı Hz. Rukıyye (Hz. Peygamber'in kızı), Ca‘fer b. Ebû Tâlib ve hanımı Esmâ bint Umeys, Osman b. Maz‘ûn, Zübeyr b. Avvâm, Hâlid b. Saîd ve karısı Ümeyme bint Hâlid, Abdullah b. Cahş, Abdullah b. Mes‘ûd, Abdurrahman b. Avf, Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Mus‘ab b. Umeyr gibi meşhur kişilerin de bulunduğu bir grup müslümanın Habeşistan'a gitmesine izin verdi.
Hicret, Müslümanların hayatında olmazsa olmaz bir husus ve ebedi bir yolculuktur. Müslümanların hayatından hicreti söküp aldığımız zaman ortada dinamik bir islam, canlı bir iman kalmaz. Her gün hicret ediyoruz; nefsimizle mücadele ederek, nefsin kötülüklerinden iyiliklere giderek. Beş vakit hicretteyiz; Şeytanın ve tagut zihniyetlerin bizi hak yoldan ayırma çabalarına karşı namazlarımızla şerre şamar vurarak.
Hicret, Müslümana has bir hayat iksiridir. Müslüman olmayanların böyle bir özellik ve güzelliği yoktur, olamaz da…Bunun için Müslümanlar hicret yolunda öldükleri zaman; Şehit, ölmeden hayatta kaldıkları zaman gazi unvanı alırlar.
Hicret
Rabbe giden yolda, kutlu alamet,
Ebedi mutluluk, özgünlük hicret,
Şerri yakan elde, sonsuz selamet,
Bitmez mücadele, düzgünlük hicret!
İnsanlığa bakış, bitmez tebessüm,
Cehaleti yıkış, mutlu bir mevsim,
Pınardaki akış, cennetten tesnim,
Şirke müdahale, dizginlik hicret!
Vefakâr kalmaktır, Allah sözünde,
Hak yolda ölmektir, Kur'an izinde,
Dünyadan olmaktır, sevgi özünde,
Akıldan üstün yer, sezginlik hicret!
İslam'ı terk etmek, esaret verir,
Vuslata gark etmek, cesaret verir,
Kötüyü berk etmek, metanet verir,
Kirden damla damla, süzgünlük hicret!
Semavatın aşkı, nurudur bu fer,
Haktan gelen ödül, sunulan sefer,
Dava omuzlayan, kahraman nefer,
Süraka'ya bir ders, bozgunluk hicret!
Kalbi kinle dolu, müşrik güruhun,
Hüda hediyesi, bitmez sürurun,
Medeniyet yolu, açan o nurun,
Karanlık kalana, bezginlik hicret!
Yolculuk
Hasret dolu günleri vuslatla buluşturan,
Görüşme sevincini yaşlarla tanıştıran,
Özlenen o yılları muştuya dönüştüren,
Hayata değer katar bu mukaddes yolculuk!
Her gidişte elveda sallanır ıslak mendil,
"Allah'a ısmarladık” hoş bir cümle güzel dil,
Yaşayan bütün canlar bu sırlı söze kefil,
Hayata değer katar bu mukaddes yolculuk!
Asumana yükselir semadan seslenirler,
Gece gündüz durmadan Hak söze yaslanırlar,
"La”ları elerler de "illa”dan beslenirler,
Hayata değer katar bu mukaddes yolculuk!
Dünyaya gelen herkes mezarla buluşuyor,
Hayat sermayesini ölümle bölüşüyor,
Allah'ın tüm kulları bu sona kavuşuyor,
Hayata değer katar bu mukaddes yolculuk!
Kimse mal mülk götürmez sonsuz olan sefere,
Sarılır sarmalanır bürünür o kefene,
İşlediği ameller sorulur her ölene,
Hayata değer katar bu mukaddes yolculuk! (01 AĞUSTOS 2022)
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ