Sevgililer Günü!

Her günü parselledik, 
Boş günümüz yok. 
Ya anneler günü, 
Ya öğretmenler, 
Ya kadınlar günü.. 
Olmadı sevgililer günü.. 
Sevgiyi, saygıyı, 
Güne indirdik, 
Hürmeti, merhameti, 
Bire indirdik. 
Bitmeyen güzellikleri, 
Düne indirdik... 
Bir yıl, bir ömür neye yetmez? 
Sevgi o kadar az mı ki, 
Herkese göre, zamanla bitmez. 
Yüce Mevla uzun bir ömür vermiş; 
“Sevin, sayın, hürmet edin” demiş. 
O’nun sevgisi, öfkesinden daha fazla, 
Neden sevgiyi azaltıyoruz? 
Bir güne tahsis edip, daraltıyoruz?
 
Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" (İngilizce: St. Valentine's Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.
Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.
 
14 Şubat, 1800 yıllarda Amerikalı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok fazla önem kazanmış, sevgililer günü tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem haline gelmiştir.
Sevgililer günündeki en yaygın uygulama eşe ya da sevgiliye verilen karttır. Bu kartlara sevgi mesajları, aşk şiirleri vs. yazılır.
Özellikle batı medeniyetlerinde, sevgilisi olmayanlar hoşlandıkları kişilere kart gönderir. Alıcı kişi, içinde genellikle "Sevgilim olur musun?" yazan bu imzasız kartın kimden geldiğini bulmaya çalışır.
Sevgililer gününde hemen herkes sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler verir. Bu hediyelerin başında çiçekler ve çikolata gelir.
Dikkat ederseniz, bu uygulamalar, hep Batı’dan gelmiş! Batı’dan ne gelirse, incelemeden, araştırmadan, körü körüne alıyoruz! “Bu nasıl bir şey? Biz kendi kültürümüzü, kendi değerlerimizi neden almıyoruz? Biz, köksüz bir millet miyiz? Bizim tarihi bir geçmişimiz yok mu? Atalarımı neden huzursuz ve rahatsız edeyim? Neden Allah’ın direktiflerini bir kenara bırakayım da, Hıristiyan ve Yahudilerin âdetlerini alayım? Aklımızı neden terletmiyoruz? 

Yazarın Diğer Yazıları