Sözle Olmaz, İcraat Lazım

Günlerdir ülkeyi diken üstünde tutan, insanların hafakanlarını kaldıran, sinirlerini geren, umutlarını suya düşüren… hükümet ve Gülen arasındaki gerginlik bitmek bilmiyor! Acaba bugün değişik bir haber, özür mahiyetinde bir beyanat, ipleri germeye yönelik olmayan bir konuşma… var mı diye kanallara tv ve gazetelere bakıyorum, ama tık yok!
Pazartesi gününden itibaren Zaman gazetesinde mülakatı yayınlanmaya başladı!    
İŞTE O RÖPORTAJ:
Son dönemde zat-ı âliniz hakkında akla hayale gelmeyen yalan ve iftiralar atıldı. Ağır sözler kullanıldı. Bu ithamlara sizin tabirinizle sükût durdunuz, cevap vermediniz?
Elbette çok üzüldüm, canım sıkıldı. Ellerindeki hangi delile dayanarak bunları kendilerinden emin bir şekilde telaffuz ediyorlar, doğrusu çözemedim. Burada ifadeden kaçınacağım o galiz tabirleri, atf-ı cürümleri, mü’minlere karşı ehl-i küfrün bile tarih boyunca kullandığını hatırlamıyorum. Kullananlara asla yakıştıramadım. Yalan söylüyorlar demeyeceğim. Hilâf-ı vâki hususlarla insanları yanıltıyorlar demeyi tercih edeceğim. Ama şöyle teselli buldum kendi kendime: Her dönemde, hususiyle fitne zamanlarında, insanlar karalanmış, mü’minlerin onuruyla oynanmış, bu arada mevzuun künhüne vakıf olamayan insanlar da o günaha, bilerek-bilmeyerek, ortak olmuştur. Biz kimiz ki... Aişe Validemize asr-ı saadette iftira atanlar oldu. Daha ötesi, mülhidler Allah’a iftiralar attılar. Kur’an’da kaç yerde bu iftiralardan bahsediliyor. Hâşâ, “Allah evlât edindi”; hâşâ “Melekler Allah’ın kızlarıdır” diyorlar. Cenab-ı Hakk’a karşı nâbecâ-nâsezâ bu ifadeler benim her zaman rikkatime dokunur. Şimdi bunu Allah’a, peygamberlere, Cenab-ı Hakk’ın veli kullarına yapmışlar. Sonra günümüzde bir kısım müminler benim gibi bir kıtmire yapmış. ‘Çok mu?’ diyor ve teselli oluyorum…
Herkes kendi karakterinin gereğini yerine getirir. Zulmetme kabiliyeti olanlar zulmederler. Sizin üslubunuzda ısıran dişler olmadığı için ısıramazsınız. Böylesi daha iyi. Varsın onlar zulmetsinler, zulme devam etsinler, biz de temkin ve teyakkuz içinde istidadı olanlara Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretini dileyelim, yanlış yolda yürümeden onları kurtarmasını isteyelim. İftiraya maruz kalma, komplolarla karşılaşma her zaman bu yolun yolcularının kaderi olmuştur ve olmaya da devam edecek. Zaman içinde basiret ve feraset her şeyi silip-süpürüp atmıştır. Basiret karşısında, hiçbir komplo, hiçbir iftira tutunamaz. Keşke bu komplo ve vehimlere kendilerini kaptıranlar gittikleri yolu Kur’an ve sünnetin ışığında gözden geçirmeyi bir deneselerdi...
Darbelerde gördüğümüzden on kat fazla zulüm var
28 Şubat’ın en önemli mağdurlarından birisiniz. Tarihin görmediği bir medya lincinin akabinde hakkınızda dava açıldı ve 8 yıl yargılandınız. Varlıklarını size karşıtlık üzerine bina eden bir grup, 28 Şubat’a destek verdiğinizi iddia ederek yeni mağduriyetlere kapı açmaya çalışıyor. Bugün de aynı şeyi tekrar yaşıyorum hissine kapılıyor musunuz?
Bu türlü bir cendereyi defalarca yaşadık. 12 Mart Muhtırası’nda ‘devlete sızmak’ suçlamasıyla 6 buçuk ay hapis... 163. madde o günlerde, rahmetli Özal kaldırıncaya kadar bir giyotin gibi Müslümanların başındaydı. 12 Eylül’de (1980) 6 sene bir şakî gibi takip edildim. Baskınlar yapıldı. Arkadaşlarımız taciz edildi. Bir açıdan baktığımızda darbe ve tarassut altında yaşamak bir hayat tarzı haline geldi. Şu an gördüğümüz şey askerî darbelerde gördüğümüzden 10 kat daha fazladır...
Her şeye rağmen müşteki değilim. Bu defa sivillerin eliyle, aynı kıbleye yöneldiğimizi düşündüğümüz insanlar tarafından benzer bir muameleye uğruyoruz. Bunun ekstra acısı olmadığını söylemek hilâf-ı vaki beyan olur. Ama “Bu da geçer ya Hû” deyip sabretmekten başka bir şey elimizden gelmiyor……ve devam ediyor mülakat.
Her şey bir tarafa; madem öyle çıkınız, basın toplantısı düzenleyiniz. Olanların müsebbibi ben değilim, ben masumum, hiçbir zaman Türkiye devletine karşı ihanetim olmadı, bu olaylar kendiliğinden gelişen, daha doğrusu İsrail’in, Mossad’ın ve Siyonizm’in oyunu… deyiniz. Yine deyiniz ki,  CHP’yi destekleyin demedim, Samanyolu TV’de CHP reklamlarının verilmesinden haberim yok, bunlar, beni de arkamdan vurdular! Ben, asla, “AK PARTİ’ye oy vermeyin de kime verirseniz verin” de demedim! 17 Aralık’ta yaralanıp, geçen gün ölen Berkin için taziye mesajı da yayınlamadım, birileri benim adımı kullanarak bana ihanet ediyorlar! 2010 yılında Mavi Marmara baskınında, İsrail’in şehit ettiği 9 evladımız için baş sağlığı yayınlamıştım ama vermediler! Daha öncelere gidelim; Başörtüsüne, “teferruat” falan demedim! Papa’nın elini de öpmedim! Her zaman milli ve manevi değerlere sahip çıktım! “Ulu’l-emir’e itaat” benim şiarımdır! Ben gerçekten masumum. Eğer varsa suçum yargılanmaya hazırım! Devletin yaptığı; “Türkiye’ye dön” davetine uyup geleceğim. Ben, ehli kıble, inançlı bir devlet ricaline karşı kafa tutabilir miyim? Şayet bir hata olmuşsa milletten özür dilerim…. Diyebiliyor mu? Zaman gazetesine mülakat vermek önemli değil. Barış sözlerini, devlete başkaldırmadığını dünyaya deklere etmelidir.


Yazarın Diğer Yazıları