Tabular Yıkılıyor, Yeni Türkiye’nin Ayak Sesleri Geliyor

Hiç aklımıza gelir miydi; bir devlet adamının, BM’i, kendi evinde yerden yere vuracağı? Hiç düşünebilir miydik? Veya düşündük mü, beyin cimnastiği yaptık mı; dünyaya, kendi anlayışlarına göre nizamat veren BM üyesi 5 daimi temsilcinin yüzüne karşı, hatalarını bir bir sayarak, onları yerle bir ettiğini!
Evet, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, tarihe geçecek, tabuları yıkacak olan şu konuşmayı yaptı BM genel Kurulunda;
“21 yüzyılda hala insanlar açlıktan, salgın hastalıklardan ölüyor. Çocuklar ve kadınlar savaşlarda katlediliyor. Dünyanın zengin ülkeleri refah içinde yaşarken fakir ülkelerde insanlar hastalıklarla boğuşuyor. İklim değişikliğinin etkileri insanlığın önünde önemli bir sınav olarak duruyor. Bu manzara insan onuruna yakışmamaktadır. Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada hiç kimse masum değildir. Hiç kimsenin can güvenliği yoktur. Hiç kimse de sürdürülebilir refah ve barış içinde olamaz.
         Filistin’de çocukların, kadınların hatta engellilerin katledilmesine tepki gösterenleri susturmak için bir takım yaftaların kullanıldığını da görüyoruz. Anında teröre destek vermekle suçlanıyorlar. Basın özgürlüğü yok diye seslenenlerin Filistin’de öldürülen gazetecileri görmezden gelmesi dikkatlerden kaçmıyor. Mazlumlara yönelik çifte standart, çocukların katledilmesine yönelik kayıtsızlık tüm dünyada teröre oksijen sağlamaktadır. Uluslararası kurumlardan, BM’den umudunu kesen kitleler çaresizlik içinde terörün tuzağına düşüyorlar.
Irak’ta yaşanan kriz, ülkem Türkiye başta olmak üzere bütün bölge ülkelerini etkilemektedir. Barış, huzur ve kardeşlik için Türkiye, Irak halkının yanında olmaya devam edecektir. Suriye meselesi de sınırları aşmaya başlamıştır. Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması da insani bir sorumluluktur. Artık icraata ihtiyacımız var. Laf zamanı olmaktan bu iş geçmiştir. Bir günde yüzlerce, binlerce insanın öldürüldüğü bir dünyada bizim konuyu konuşuyor olmamız da soru işaretlerini arka arkaya getirmektedir. Daha fazla insan ölmeden Birleşmiş Milletler ağırlığını sorunlara koymalıdır. Dünya, 5’ten büyüktür. Güvenlik Konseyi’nin Birleşmiş Milletler’i etkisiz hale getirmesi küresel vicdanın kabul edebileceği bir şey değildir. Tüm alınan kararlar bir ülkenin iki dudağı arasındadır.
İki bin kişi ölüyor, kimyasal silahlarla. Konvansiyonel silahlarla 200 bin kişi ölüyor. İki bin kişinin ölmesini suç telakki eden bir zihniyet, 200 bin kişinin ölmesini suç telakki etmiyor. Bu nasıl bir anlayıştır? Canlıların ölümüne neden olan her türlü silahın kullanılması suçtur. Mısır’da halkın oylarıyla seçilmiş iktidar darbeyle indirilirken Birleşmiş Milletler’de ülkeler bulunu izliyor ve darbeyi yapan meşrulaştırılıyor. Birleşmiş Milletler doğruyu savunma konusunda çok daha cesur olmalıdır. Din adına terör kavramını hiçbir şekilde onaylamıyor, böyle bir kavramın dinlere saygısızlık olduğuna inanıyorum. İslam ile terörün yan yana kullanılması inciticidir. Türkiye olarak bölgemizde barış ve refahın tesis edilmesi için yoğun bir gayret içindeyiz. Hiçbir ülkenin içişlerine karışmıyor, toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz.
          Suriye’yi terk etmek zorunda kalan 1,5 milyon kişiyi topraklarımızda ve çok büyük oranda kendi imkanlarımızla barındırıyoruz. Pekiyi dünyadan size ciddi bir destek geliyor mu? Maalesef hayır. Suriyeli mülteciler için kullandığımız kaynak bugün 3,5 milyar doları aşmış durumdadır. 2,5 milyon mülteci de diğer bölge ülkelerinde var. Buna mukabil şimdi soruyorum, zengin ve güçlü Avrupa ülkeleri sadece 130 bin Suriyeliyi kabul etmiş durumda. Suriye krizi giderek bölgesel ve küresel bir sorun haline gelmiştir. Buna ilgisiz kalınması artık mümkün değildir. 500 yıl önce Avrupa’dan kovulan Musevilere sahip çıktığımız gibi bugün de dinlerine, mezheplerine, ırklarına bakmadan herkese yardım eli uzatıyoruz. Türkiye, milli gelirinin binde 21’ini insani yardımlara ayırarak dünyanın en cömert ülkesi oldu. Türkiye teröre destek veren, göz yuman bir ülke değil, bilakis terörle mücadele eden bir ülkedir. Zira 30 yıldır terörden çok çekmiş bir ülkeyiz. Şahsım antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu ilan eden dünyada istisna siyasilerdendir ama aynı şekilde islam ile terörün bir arada anılmasının da insanlık suçu sayılması gerekmektedir. Bu idealler çerçevesinde her ülkeyle yolumuz ortaktır ve işbirliği yaparız. Esasen insanlığın bugün arzuladığı da budur. Bu arada Türkiye’nin Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği için desteklerinizi beklediğimi söylüyor, Türkiye’nin en kalbi selamlarını ve barış mesajlarını iletiyorum.”
Sayın Cumhurbaşkanımızın bu sözleri, tek tek, cümle cümle, harf harf… incelendiğinde hiçbirisinin; hayal mahsulü olmadığı, bir tane kelimesinin bile yalandan ibaret bulunmadığı, hepsinin belgeli olduğu açıktır. Zira olaylar, dünyanın gözü önünde cereyan ediyor! Böylesine bir devlet adamının varlığı, Allah’ın, Türkiye’ye, Türk insanına büyük bir lütfudur! BM’deki bu konuşma, yıkılan tabulardan sadece bir tanesidir! Bunlar, “YENİ TÜRKİYE”nin ayak sesleridir!


Yazarın Diğer Yazıları