SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Özgecan Aslan’ın, hunharca, yakılarak öldürülmesi gündemdeki yerini koruyor. Koruması, unutulmaması gereken bir husus! Müslüman olduğumuza göre meseleyi Kur’anî ve islâmî çerçevede ele almak daha doğru olur.
Barış durumunda ve kasten öldürmede ve belli bir yargılama sonunda yapılan kısasta ise çeşitli şartların oluşması söz konusudur. (Bakara, 2/178)
Ebu Hanife'ye göre kısas sadece usulüne göre kılıç vb. aletle yerine getirilir.
Kısasın yakma ile gerçekleştirilmesi söz konusu olmayıp, Hanefi mezhebine göre kısasta öldürmeye aynı şekilde mukabelede bulunulmaz. Her durumda işkence etmeyle ilgili Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Dünyada insanlara işkence edenlere Allah da âhirette ceza verir." (Müslim, Birr, 117-119)
Bir savaş durumunda seriyyenin çıkartılması esnasında Peygamber (sav)'in insanların yakılmasını nehyettikten sonra şöyle buyurduğu kaydedilmektedir: "... Ateşle yakarak cezalandırmak sadece Allah'a mahsustur" (Buhari, Cihad, 106)
Gerekli şartları oluşan savaşta düşmanla nasıl savaşılması, mücadele edilmesi gereği de açıkça belirtilmiştir: Savaş esnasında insanların uzuvlarını keserek sakat bırakmayı ve ölülerin göz, kulak, burun gibi azalarının kesilerek saygısızlık yapılması (Müslim, "Cihât ve's-siyer", 2) ve meyve ağaçlarının kesilmesini, ekinli arazilere yakılarak zarar verilmesini, hayvanların yeme amacı dışında öldürülmeleri yasaklanmıştır. Savaşta hangi şartta olursa olsun sığınma talep eden kimseye bu hakkının verilmesi de önem arzeder. Savaş esnasında sığınma ve eman isteyen bir kişiye bu hakkın verilmesi de emredilmektedir (et-Tevbe, 9/6)
Esirlerle ilgili hükümler de yine açık ve nettir. Esir bulundukları sürece nasıl davranılması gerektiği Peygamber (sav) tarafından şöyle ifade edilmiştir:
"Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, güçleri yetmeyecek işler yüklemeyiniz, zor iş yüklediğinizde yardım ediniz" (Buhari, Itk, 15)
Kur'an-ı Kerim'de açık bir şekilde belirtilmiş. Buna göre savaş esirleri öldürülmez, karşılıklı veya karşılıksız serbest bırakılırlar. (Muhammed 47/4)
Nitekim Peygamber (sav)'in Bedir'de esir alınan esirlerin Müslümanlara okuma yazma öğretme karşılığında, bir kısmını da karşılıksız olarak serbest bırakması bu durumu en iyi şekilde göstermektedir. Bir bütün olarak Peygamber (sav)'in hayatı incelendiğinde esirlere ilişkin bu muamelenin yapılmış olduğu görülür.
Ateşle cezalandırma, kısas etme veya esirlere bu şekilde muamele hiç caiz olmadığı ilgili âyet ve sahih hadislerdeki uygulamada açıkça görülmektedir. Dolayısıyla çeşitli zayıf rivayetlerden gerekse ya da tarih kitaplarındaki bilgilerden hareketle açık bir şekilde yasaklanmış "ateşle cezalandırma/öldürme" yöntemi söz konusu değildir.(Dr. Abdurrahman Yazıcı / İslam Hukuku Uzmanı-Araştırmacı – Sabah)
İslam müctehidleri (büyük hukuk alimleri) idam cezasının hangi araçla ve şekilde yapılacağı konusunu tartışmışlar, başta Ebu Hanîfe olmak üzere birçoğu, “cinayet ne ile işlenirse işlensin idam kılınçla olur” demişlerdir. Unutmayalım ki, o devirde en az acı veren idam şekli budur.
Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmuştur: “ Şüphe yok ki, ateşle ancak Allah cezalandırabilir” (Buhârî, 2954).
Sahih hadis ortada iken, ona dayanan ictihadlar şöyle dururken asla insanı yakarak ceza verme şeklinde bir vahşete meydan verilmez; aksine bir zaruret bulunmadıkça rahmet, sevgi, af, barış, kötülüğe karşı bile iyilik dini olan İslam’ın nurlu yüzüne kimse leke süremez.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ