SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Gönül dostlarıyla yüz yüze yaptığımız çay sohbetleri, imza günlerinde okurlarım ve öğrencilerimle yaptığımız söyleşiler, okullara davet edilerek icra ettiğimiz; "Öğrenci/Yazar buluşmaları”, televizyon ve radyo konuşmalarımız kitap olmalı.
İşte bu düşünceden; "YAŞADIKÇA” isimli bir kitap meydana getirmeyi düşündüm. Neden bu ismi verdim? Tabii başka isimler de verebilirdim. Ama en sıcak ve bana en yakın gelen ve de hepimizi ilgilendiren hayat serüveni içinde yaşadıklarımız, gördüklerimiz, denediklerimiz, "keşke” dediklerimiz, pişman olduklarımız, acısıyla tatlısıyla, iyisi ve kötüsüyle geçtiğimiz zaman köprüsünden geçmişe bakıp hayıflandığımız, "eyvah” ettiğimiz, bir yaşanmışlıktır.
Her insan bunu yaşamaktadır. Her canda mutlaka bir hayat tecrübesi mevcuttur. Hayatı tecrübe etmeyen, hayattan ders çıkarmayan veya ders çıkarmayı bilmeyenlerin hayatta söyleyecek sözleri olamaz. Bir eli yağda, bir eli balda olanlar, aklını terletmeyenler, emek vermeyenler, aklını kullanmayanlar, düşünce geliştirmeyip aklını kiraya verenler…insanlığa ve ülkelerine hizmet etme güzelliğinden mahrumdur.
Yazmak, dünyanın en mutluluk veren işi. Eli kalem tutan, okumayı beceren herkesin mutlaka yazması gerekir. Hele mesleği "Öğretmen” olanların yazmadan kaçması düşünülemez. Yazmak için okumak şarttır. Okumayan yazamaz.
"Okumadan alim, yazmadan katip” diye bir söz var. Evet gerçekten okumadan bilgi sahibi olunmaz. Yazıya dökmeden de bir şeyleri yazdım diyemezsiniz. Bu yüzden ilk emir; "Oku” olmuştur. Okumayı sadece kitap olarak düşünemeyiz.
"Çok gezen mi bilir? Çok okuyan mı?” diye de güzel sözümüz var. Aslında gezerek, görerek, dokunarak, sorarak, yaşayarak… bilgi sahibi olmak güzeldir.
Kitaplar!
Kitaplar derman, kitaplar ömür,
Okumak ferman, ilahi emir.
Oku sayfa sayfa pasaj pasaj,
Her cümle ibret, her satır mesaj.
Oku ki, sıfırlansın yoz fikir,
Oku, ayyuka çıksın tefekkür.
"La"lar yok olsun, bitsin anında,
"İlla" lar gülsün, Hak meydanında.
Zalimlere çelmedir okumak,
Hakikate ermedir okumak.
Kitaplar, kitapsızlığa perde,
Aydınlansın ufuklar her yerde.
Âlem bir başka olsun kitapla,
Miraç etsin beyinler hitapla.
Fikir yayılsın cana serapa,
Rahmet misali yağsın türaba.
Kitapla değişsin efkârımız,
Tefekkürdedir bizim kârımız.SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ