YENİ BİR İDDİA

Sayın Özal, öldü mü? Öldürüldü mü? Yapılan incelemede, zehirlenme emareleri olduğu söylendi! Sanırım bu iş, derinleşecek. Olmalı da. Zira, adı, sanı, makam ve mevkii ne olursa olsun, zamanında hangi görevde bulunursa bulunsun, eğer; ülkeye, insanlara, topluma zararlı bir işlem varsa, yapılmışsa… hiç gözünün yaşına bakmadan gereği yerine getirilmelidir.
Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çelebi, şunları söyledi: "Cumhurbaşkanlığı makamında da sorunları çözemeyeceğini anladı, yetkilerinin sınırlı olduğunu anladı, tekrar siyasete dönecekti. Yani bir 15-20 gün içerisinde Cumhurbaşkanlığı görevini bırakıp aktif siyasete dönecekti. Bunu engellemek isteyen yurt içi, yurt dışı bağlantılı büyük bir şebeke tarafından Cumhurbaşkanımız Özal'ın, işbirlikçiler vasıtasıyla zehirlenerek öldürüldüğü kanaatindeyiz."
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün soruşturmanın bu seviyeye gelmesinde çok büyük emeği olduğunu vurgulayan Çelebi, Devlet Denetleme Kurulu'nun harekete geçirilmesiyle bu işin şaibeli ve karanlıkta kalmasının engellediğini söyledi.
Özal'ın büyük projesi
Cumhurbaşkanı Gül'den beklentilerinin halen devam ettiğinin altını çizen Çelebi, şunları kaydetti: "Bu konunun gidebildiği ve çözülebileceği noktaya kadar bu konuda ilgisini kendisinden istirham ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal öldürülmeseydi, Nahçivan'ı, Kuzey Irak'ı, Lübnan'ı ve Kıbrıs'ı içerisine alacak çok büyük bir projesi vardı. Bunu Türk Cumhuriyetleri'ni ziyaretinde ilgili devlet başkanlarıyla başlattı. Özal'ın bu öngörüsü bazı insanları rahatsız etti. Türkiye üzerinde art niyet besleyen küresel güçleri harekete geçirdi ve yerli işbirlikçileri vasıtasıyla sayın Cumhurbaşkanımız zehirlenerek öldürüldü. Biz bu işin takipçisiyiz."
Temiz toplum oluşturma sevdasında olanlara karşı işlenen suçlar mutlaka açığa çıkarılmalı, suçlular adaletin önünde hesap vermelidir. “Faili meçhul” lerin, meçhullüğü ortadan kaldırılmalı, sis perdeleri aralanmalıdır.
Şimdiye kadar sayısız, ilim, fikir, siyaset, düşünce adamı,  gazeteci, araştırmacı yazar, asker, ülkenin ve insanlığın güvendiği, inandığı manevi dinamikler…kışkırtma sonucunda hayatlarını kaybetti! Olmadık yaftalamalarla insanlarımız öldürüldü!   
Geçmişten gelen bir yanlışlık artık son bulmalı; “Aman ileri gitme, sonra hayatından olursun, sen rutin işlerine bak, gerisine karışma…”
Zamanın hükümetinde yeni görev alan bir Bakan- gerçekten halkın sevip saydığı, icraatlarını beğendiği bir siyasetçi-, kendi sorumluluk alanındaki kurumları, belirli olmayan zamanlarda, tebdil-i kıyafetle teftişe çıkıyor. Gördüğü manzara karşısında şoke oluyor! Görevlilerin rüşvet alması, insanlara kötü davranması-ki kendisi de (bakan), iş takip eden bir vatandaş kılığında oraya gidiyor- sonucunda hemen o görevlilere işlem yapıyor ve görevden alıyor! Ankara’ya döndüğü zaman, bir telefon geliyor. Telefondaki ses:
-Bakan, sen kendi sorumluluk alanındaki rutin işlerine bak. Her şeye burnunu sokma! Akşamları baloya git, imzanı at, yan gel yat, sana ne; rüşvet alanın rüşveti, insanlara kötü muamele yapanların tavrı…!”
Ne mi oldu Bakanın akıbeti? Tabii ki kısa süre sonra bakanlık koltuğunu bıraktı! Yani bıraktırdılar!


Yazarın Diğer Yazıları