Linç Edilen Hekim ve Sessiz Çoğunluğun Feryadı
Teknolojinin Bizden Aldıkları
SÖZLERDE KENDİMİZİ ARAMAK
Mesele doktor değil hala anlamadın mı?
MALAZGİRT ZAFERİNİ KUTLAMAYI HAK EDİYOR MUYUZ?
Laik hutbe verelim
Kripto para piyasaları bir oyun alanı değildir
İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞI VARDIR
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Demokrasi Karanlıkta Ölür
Sessiz Tanık / Saatli Cami
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
İç sahada alınan net galibiyet
Kimlik Değiştiren Konyaspor
Rakamlarla Otomobil Piyasası
ERİNMEDEN
BASIN DİLİ
Yunus Emre'nin vefatının 700. Yılı UNESCO tarafından 2021, "Yunus Emre Yılı” ilan edildi.
Küçüğümüzden, büyüğümüze, kadınımızdan erkeğimize kadar herkesin yakından tanıdığı Yunus Emre, "Gönülleri fetheden bir gönül adamıdır”. Tarihimizde Yunus gibi gönül erenlerinin sayısı çoktur. Tarihteki kalelerin fethinden önce gönülleri fetheden ve; "Abdalan-ı Rum, Bacıyan-ı Rum ve Gazıyan-ı Rum” adı verilen gönül fatihlerinin çok önemli görev ifa ettikleri bilinmektedir. Zaten gönüller yumuşamadan, kalpler fethedilmeden, insanların gönlüne girilmeden hiçbir işin başarılamayacağı açıktır. Tasavvuf erenleri dediğimiz Mutasavvıflar bunu çok güzel uygulamış ve herkesi kendilerine meftun etmişlerdir.
Asırlar geçse de isimlerinin unutulmaması, tefekkür hanemizden silinmemelerinin sebebi budur. Kimse bunların karakaşına, kara gözüne, boyuna posuna, aile efradının durumuna, asaletine…bakarak karar vermiyor. Sevgilerinin silinmemesi, unutulmamalarının tek gayesi; "yaratılanı hoş gördük, yaratandan ötürü” anlayışıdır.
Pekiyi bunu neden bizler yapmıyoruz? Zor mu bunu yapmak, yerine getirmek? Bizlerin; birer Yunus, Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Mevlana, Konevi, Harakani…olması mümkün değil mi? aman hocam ne yapıyorsun? Bunlar kim biz kim? Mi diyorsunuz?
Böyle demekle Kur'an ilkelerinin anlamsızlığını, peygamberlerin, gönül erlerinin çabalarının boş olduğunu, eğitimin yersizliğini… söylemiş oluyoruz ki temelden bir yanlışa imza atmış oluyoruz. Zaten bu anlayış yüzünden yeryüzünde sıkıntı bitmiyor. Aklımızı terletmediğimiz, tefekküre kapı aralamadığımız, "Oku” emrini ıskaladığımız için Müslümanlarda problem var. İslam ülkeleri bu yüzden lime lime.
Mesnevi'deki beyitler bize bir şey söylemeyecekse, söylemiyor, hayatımıza dokunmuyorsa, Mevlana bunu boşuna yazmış demektir. Divan-ı Kebir, bizi, dünyanın dağdağasından alıp götürmeyecekse, götürmüyorsa, laf olsun diye okunacaksa pir, boşa emek çekmiş anlamı çıkmaz mı?
Yunus Emre;
"Elif okuduk ötürü,
Pazar eyledik götürü,
Yaratılanı hoş gördük,
Yaratandan ötürü” diye seslenirken, bizi uyandırmıyorsa, ruhumuza, davranışlarımıza dokunmuyor, eski tas eski hamam gibi bomboş gelip gideceksek neden söylesin bunları? Nefesine, kalemine yazık değil mi?
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır
Okumaktan murat ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir
Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere gelmektir
Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır
Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir
SÖZLERDE KENDİMİZİ ARAMAK
SIRAYA DİZİLEN DEVLET BAŞKANLARI
KENDİMİZİ HESABA ÇEKELİM
OLMAK MI GÖRÜNMEK Mİ?
MİKAİL BAYRAM
AYMANAS ANILARI! (2)
AYMANAS ANILARI! (1)
HUZURUN KAYNAĞI:“TERÖRSÜZ TÜRKİYE”
KARATAY TERMAL TATİL KÖYÜ
NE HAKKINIZ VAR?