Zindankale Kitap Fuarı’nda Yaptığım Söyleşi

Zindankale’de 30 kasım-8 Aralık tarihlerinde açılan; “Kitap Günleri’nde Yazarlar Birliği Konya Şubesi üyesi olarak; Birliğin standında kitaplarımı imzalamış ve 02 aralık 2013 tarihinde, “KUR’ANLA YAŞAMAK isimli söyleşi yapmıştım. Bu söyleşiden bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum;
     Bezm-i Elest; çocukluğumuzda, camilere, önce cüz veya elif ba, sonra Kur’an ı okumaya giderdik. Hocamız; “Müslüman mısın?” diye sorar, ardından bizler; “elhamdülillah” deyince, “ne zamandan beri Müslümansın?” diye eklerdi.  Biz, bu soruya bir şey diyemezdik. Ne söyleneceğini, nasıl söyleneceğini bilmiyorduk. Ama hocamız; “kalu bela zamanından beri Müslümanız” diye cevap verirdi. Yine hocamız, “kalu bela” ne demek?” diye sorar ve cevab kendisi verirdi;
KALU BELA;   bir sözleşmedir.  
Bezm-i elest; “la ilahe illallah Muhammeden resulullah” Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed (SAV) O’nun resulüdür cümleleri içinde cereyan eder.
“Fe’stekım kema ümirte” Emir olunduğun gibi dosdoğru ol.
Buna; “L”dan “İLL” ya da diyebiliriz.
“L” ve “İLL”. Evet diyebilmek için önce hayır demeyi öğrenmek, hayatımızda; “Hayır” lara da yer vermek gerekir.
Hiçbir insan; dik duruşundan ve şahsiyetinden taviz vermek, adamlık özelliğini kaybetmek istemez. “hayır” demek; inanca, insani değerlere, insani özellikleri bertaraf eden bütün kötülüklere, “Dur” demektir.
“Lâ” olmadan, “İllâ” olmaz. Onun için; “Lâ İlahe İllallah” ilkesinde; “Allah’tan başka bütün ilahlara, ilah yerine konulanlara, Allah’ı devre dışı bırakmayı kendine meslek edinmiş Allah’ı inkâr eden bütün İZM’lere, dünyayı teröre gark eden, barışı baltalayan her felsefi akıma “Hayır” diyerek kararlı olmaktır.
LÂ’DAN İLLÂ’YA bir dik duruş olayıdır.  Azimdir, kararlılıktır, sözünde durmaktır.  
“Ben, sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem. Siz de, benim kulluk ettiğime kulluk etmezsiniz….” (Kafirun/1-2-3-4..)
Bütün mücadeleler bunun için! Peygamberlerin gönderiliş amacı bu!
Hz. Âdem’in yaratılması ve O’nun şahsında secde edilmesi…
Evet,
 İnsan; bir damla sudan yaratılmış,
Allah ona; el, ayak, göz kulak vermiş!
Gez, gör, şükret diye evreni ayağına sermiş!
Denmek isteniyor ki; Allah’ım, bunca nimet senden, bunca kudret senin, bu evrende ancak sen varsın. Beni, yaratıkların en şereflisi olarak yarattın, bana; el, ayak, dil, kulak, konuşma yeteneği, düşünmek için beyin ve akıl verdin!
Kur’an; sakınanlar ve arınanlar için bir yol göstericidir.
Kur’an;     
 İnancı düzeltmek, ahlakı güzelleştirmek, dünya hayatını düzene koymak, ilahi irade, rıza ve düzene uygun bir dünya hayatından sonra ebedi mutluluklarını kazandırmak için gönderildi.
Kur’anın; “belhum adal” dediği; “hayvanlardan daha aşağı” duruma düşmemek, Kur’anla yaşamakla mümkündür.


Yazarın Diğer Yazıları