Devlet İnşaat firmalarının Ellerindeki Boş konutları Satın Alarak Kiralık Kamu Konutlarına Dönüştürebilir
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
BANKA PROMOSYONU VE PROSMOSYON YERİNE FAİZSİZ KREDİ SEÇENEĞİ CAİZ Mİ?
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK
PKK/YPG/SDG ÇÖP OLDU
İRFAN SOFRASINDA BULUŞMAK
Sanat linç içindir
Eleştirmiyorum Gördüğüm Ürünü Anlatıyorum
Eyüpspor rüyasında görse inanmazdı
YOLUN SONU
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK İMTİHANI, YAPAY ZEKÂ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Yerin üstüydü memleketi, göğün de altı.
Her yer gurbet, her yer sılaydı ona.
Çaldığı tüm kapılar kendi evi gibiydi, kendi evinde misafir olduğu da doğru.
Valizinde tek kişilik kıyafetler, dilinde iliklerine işleyen şarkılar.
Deniz de dağ da onundu.
Her gördüğü çay bahçesi evi gibiydi.
Plansızdı, hesapsızdı, hayalsizdi en çoğu.
Kimseye bir minneti, kimsenin de kendisine bir dayatması yoktu.
Alabildiğine özgür, alabildiğine sahipsizdi.
Koşaradım ölüme gitmesiydi sahip olduğu tek şey…
Ruhuna sirayet eden ne varsa unutmuş havası verip, -mış gibi yaparak yaşamaya, yaşlanmaya yüz tutmuştu yüzü.
Elinin tersiyle ittiği sevinçleri vardı, sevemediği mutlulukları.
Her durakta ayrı bir hesap ödüyor ama kimseye hesap vermiyordu.
Kendi gibi olmayı göze alacak kadar karaydı gözleri. Kendi gibi olmaya başladıkça ağırlaşırdı sözleri.
Ağlarken gülmeyi öğrenememişti henüz, gülerken ağlamaktan fırsat bulup!
İçinde yaşardı, acıyı da sevinci de.
Acısını anlatacak, sevincini paylaşacak kimsesi olmadığından mıdır nedir? Yaşar giderdi kendi halinde.
Kendi haline gülerdi en çok. Kendi dedikodusunu yapar, kendi gibi olmayan herkese gıpta ile bakardı.
Karşısına alıp günün birinde kendini;
-Neden benim mutluluğumu paylaşacak kimsem yok? Demişti. Hadi acımı yaşarım, yaşadığım gibi.
Sevinçler paylaşılınca insanların kafasında oluşan soru işaretlerinden olsa gerek. Paylaşmazdı kimseyle mutluluğunu, denemişti de oysa bir zamanlar.
Düşmek düştü gene yollara. Tenhaydı yollar. Herkes başını kalabalık sanırdı. O tenhaydı herkesin yanında.
İnsan:
Nerede insan?
Ne zaman insan?
Kime insan?
Nasıl insan?
İnsan, neden insan?
Sorularını bilerek sorardı.
Kime sorsan insandı.
Herkes insandı, kendine insan!
Canından, malından feragat edebilen dost insandı hepsi.
Yüzünü öteye çevirmeye gör, insandı, insandık.
Biz insanları gerçekten insan sandık.
Alelacele çalarak kulakları tırmalarken bir şarkı, radyonun düğmesine yumruğu vurdurana dek, herkes alabildiğine ve alelaceleyle insandı.
Acele tanımıştı insanları. Aceleciydi, sabırsızdı, bir an önce -tabiri caizse-kimin ne mal olduğunu bilecekti. Bilirdi de.
Gene de özgürdü her şeye rağmen. Her şeye rağmen acele ederdi yaşamak için, yaşamak ve ölmek için, aceleyle.
Gözyaşlarınızın ayakları birbirine dolaşmasın diye, gözlerinizden ırak yaşardı. Uluorta yaşadıklarına gülerdiniz.
İnsandı, kendisini sizin gibi insan sanırdı.
İnsanları sözünden, söylediklerinden tanırdı. Dil altına bakmaz, yaptığınız iyilikleri başınıza kakmazdı. Kötü olduğunuz kadar onla olur, o kendisiyle olurdu.
Alıp gitti başını, kendisine ait valiziyle.
Ay ışığı, deniz ve dağın dibinde çay içerken buldular onu.
Buldukları kadar insandı.
Sanat linç içindir
Belediyecilik CHP’nin işi
İş yapmayana oy vermek
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
Seküler kesimin çatallı dili
Sessiz Çoğunluğun “Temiz Eller“ Manifestosu
Milletin Sinirini Bozmayın!
İddia ediyorum boş iddianame!
Aileyi madde planında kurtarırken
Torpil iyi işlere gölge düşürüyor