DOLAR
47,903 TL
EURO
55,185 TL
STERLİN
64,909 TL
GRAM
6.681 TL
ÇEYREK
10.912 TL
YARIM
21.757 TL
CUMHURİYET
43.180 TL
Nurettin BAY
Nurettin BAY
nureddinbay@gmail.com
14 Ağustos 2026 Cuma günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Bir deli Göçü’de kuyuya taş attı! Koca bir şehir çıkaramıyor

Kaçak kuyu sorununu artık çözmenin zamanı geldi. Hatta geçiyor bile.

Önce şu gerçeği kabul etmek gerekiyor: Bu kuyuların tamamını "kaçak” olarak nitelendirip meseleyi sadece hukuki bir tanımla açıklamak, Konya Ovası'nın son kırk-elli yıllık tarım tarihini görmezden gelmektir.

Şöyle düşünün: Eğer bugün bu kuyuların tamamına kaçak diyecek olursak, Konya Ovası'ndaki mevcut kuyuların büyük çoğunluğu aynı kapsama girer ve mantıken hepsinin kapatılması gerekir. Peki bu mümkün mü? Daha da önemlisi, bunu isteyen var mı?

Konya Ovası'ndaki obruk tehlikesi nedeniyle yeni kuyu açılmasının doğru olmadığını en iyi bilenler çiftçilerdir. Ancak bugün konuştuğumuz kuyuların önemli bir bölümü, obruk meselesi henüz gündemde değilken açıldı. O kuyular sayesinde Konya Ovası kuru tarımdan sulu tarıma geçti; üretim katlandı, çiftçi kendine geldi, köylerden göç azaldı, hatta son yıllarda bazı köylere geri dönüşler başladı.

Elbette hukuk karşısında durum neyse odur. Ruhsatsız bir kuyuya hukuken ruhsatlı denilemez. Ancak devletin de çiftçinin de bildiği bir gerçek var: Bu mesele toplu kuyu kapatmalarıyla çözülemez.

Zaten hükümet yıllardır yeraltı sularını korumaya yönelik "Havza Bazlı Üretim Planlaması” politikası uyguluyor. Çiftçiler artık her istediği ürünü ekemiyor. Su kaynaklarının kontrollü kullanılması gerektiği konusunda ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Bu süreç, eksikleri olsa da belirli bir denge içinde yürüyor. 

Yürüyor yürümesine ama sisteme çomak sokanlar da eksik değil.  

Dün Göçü Köyü'nde yaşanan olay bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Aslında mesele dün başlamadı. İki yıldır devam eden bir hikaye…Bir tarafta sürekli şikâyet eden bir komşu, diğer tarafta her şeye rağmen üretimini sürdürmeye çalışan bir aile.

Söz konusu aile üç kuşak tarımla uğraşıyor. Dede, çocuklar ve torunlar aynı köyde üretim yapıyor. Gençlerin köylerden şehirlere göç ettiği bir dönemde onlar köylerinde kalıp topraklarını işlemeye devam ediyor. Modern tarım sistemleri kullanarak üretime katkıda bulunuyorlar. Çok da başarılılar…

Ancak karşılarındaki kişi, iddialara göre neredeyse her hafta devletin ilgili kurumlarına şikâyette bulunuyor. Valilikten DSİ'ye, CİMER'den savcılığa kadar akla gelen her yere başvurular yapıyor. Üstelik yine iddialara göre yüksek miktarda para talep ederek, vermezseniz şikâyet ederim, verirseniz vazgeçerim” şeklinde şantajda bulunuyor. 

Bu noktada mesele artık sadece bir kuyu meselesi olmaktan çıkıyor.

Komşunun komşuyu sürekli ihbar ettiği bir yerde huzur kalmaz. Üretim de…

Asıl endişe verici olan da bu. 

Çünkü bugün Göçü'de yaşanan yarın başka bir köyde yaşanabilir. Konya Ovası'ndaki binlerce çiftçi şu soruyu soruyor: "Aynı durum benim başıma gelirse ne olacak?”

Dün yaşananlar  bardağı taşıran son damla oldu. Köylüler kuyuyu kapatmaya gelen yetkililer ve güvenlik güçlerine zorluk çıkardılar. Eylem yaptılar. Eylem görevini yapmaya gelen yetkililere yönelik değildi elbette. Eylem, kabak tadı veren sorunun çözümüne yönelikti.  

Devlet yöneticilerinin iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok. Siyasilerin, vali beyin meseleyi çözme yolundaki gayretleri biliniyor. Ancak onları da aşan durumlar var. İki yıldır herkes sorunu bir şekilde çözmeye çalıştı. Ama olmadı. Çünkü şikayet eden şahıs durmuyor, durdurulamıyor. Koca bir köy bir tarafta bu şahıs bir tarafta. Konya valisi İbrahim Akın'ın çabalarına bizatihi şahidim.  Bu tür meseleler karşısında bazen  bürokrasi de çaresiz kalabiliyor. Tam da burada ecdadın şu sözü akla geliyor: "Bir deli kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.”

Bugün Göçü'de kuyuya atılan taş budur.

Peki çözüm ne?

Çiftçilerin talebi aslında makul: Mevcut kuyuların tespit edilmesi, kayıt altına alınması ve kontrollü kullanım esasına bağlanması. "Havza Bazlı Üretim” uygulamaları devam ederken, yeraltı sularını koruyacak denetim mekanizmalarının geliştirilmesi…

Dünkü Göçü olayı ne Konya'ya yakıştı ne de Konya'nın köklü komşuluk kültürüne.
Neyseki mesele Ak Parti İl Teşkilatınca tatlıya bağlandı. Teşkilata gelen köylülere meseleyi çözme yönünde irade kullanılacağı sözü verildi. 

Bu mesele sadece Konya'nın da meselesi değil. Benzer sorunlar birçok bölgede yaşanıyor.

Artık günü kurtaran uygulamalar değil, kalıcı bir yasal çözüm gerekiyor. Aksi halde sadece kuyular kapanmayacak; köylerin huzuru da kapanacak. 

Köylülere düşen bir görev var: Hukuki çıkmaz noktasında bürokrasiye yüklenmek yerine kendi aralarında meseleyi çözmek. Göçü Köyü bir araya gelmeli ve bir şekilde şikayetçinin şikayetini geri aldırmalı. Komşuluk hukuku çerçevesinde, dostça, kardeşçe…Hükümet  50 yıllık terör sorununu "Terörsüz Türkiye” formülü ile çözmüşken koca bir köyün kendi içlerinde birini ikna edememesi kabul edilemez.

Yazarın Diğer Yazıları