TEMİZ TOPLUM; ALLAH DUYGUSUYLA MEYDANA GELİR
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Hucurât Sûresi'nin 12. Âyetinde gıybetin kötülüğü anlatılırken: “Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?...” buyurulmaktadır. Gıybetin ne denli çirkin olduğu, ancak bu kadar anlatılabilir.
Meseleye bir de sünnet yönü ile bakacak olursak, birçok hadîs-i şerîf, konuya ışık tutmaktadır. Hz. Peygamber (sav)'e: “Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa, yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?” diye sorulduğunda, şöyle cevap vermişlerdir: “Söylediğiniz (kötü haslet) onda varsa gıybet etmiş olursunuz. Yoksa, yaptığınız iftira olur” buyurmuşlardır. (Müslim, Birr 70)
Diğer bir hadîs-i şerîfde: “Zanna kapılmaktan sakınınız. Zann, en fazla asılsız olabilen haber ve bilgi türüdür. Kulak kabartmayınız. Gizlilikleri araştırmayınız. Başkalarını kıskanmayınz. Öfkenize kapılmayınız. Birbirinize sırtınızı dönmeyiniz. Bir olan Allâh'ın kulları! Kardeşler olunuz.” (Müslim, Birr 28)
Hz. Âişe (ra) den: “Ey Allâh'ın Resûlü! Sana, Safiyye'deki şu hal yeter” demiştim. (Bundan hoşlanmayarak) “Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı, (denizin suyunu bozup) ifsâd edecekti” buyurdu. Hz. Âişe şunu da ilâve ederek der ki: “Ben Resûlullâh (sav)'a, (hakaret içerikli) birinin taklidini yapmıştım”. Hemen şu karşılığı verdi: “Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle, söz veya fiille) taklit etmem. Hatta buna mukabil bana (şu kadar pek çok dünyalık) verilse bile!” (Tirmizî, Sıfat'ul Kıyâme 52)
Kişinin haysiyet ve şerefi her şeyden üstündür ve insan bunun için yaşar. Haysiyet ve şerefin sarsılması, gıybetle olur. Hadîs-i Şerîf'de: “Kim bir müslümanın (şeref ve onurunu yıkmak) sebebi ile tek lokma dahi yese, Allâh (cc) ona, yaptığının mislini cehennemden mutlaka tattıracaktır. Kime de Müslüman bir kimseye (yaptığı gıybet, iftirâ gibi bir) sebeble, (mükafat olarak) bir elbise giydirirlirse, Allâhü Teâlâ Hazretleri mutlaka onun bir mislini, cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebebi ile bir makam elde eder(orada, sâlih ve takvâ sahibi bilinerek, para ve makama konmak için) riyakârlık/ ikiyüzlülük yaparsa, Allâhü Teâlâ Hazretleri Kıyâmet günü onu, mürâîler/gösterişçiler makamına oturtarak rezil eder ve mürâîlere yakışır bir azâbla onları azaplandırır”. (Ebû Dâvud, Edep 40)
Gıybetin bu kadar kötü olması, şeref ve haysiyetin, mal ve makamdan daha değerli olmasındandır. Şeref ve îtibârını kaybeden, her şeyini kaybetmiş olur. Buna sebep olan kişi ise mü'min olmaktan zaten çıkar. Allâh'ın (cc) kendisine vereceği ancak cehennemdir. Çünkü böyle bir kişi manen cinayet işlemiş durumundadır. Belki de doğrudan bir cinayete bile sebep olabilir.
NEMÎME: Söz taşıma demektir. Söz taşıyana da 'Nemmâm' denir. Kötü bir haslet olduğu için Hadîs-i Şerîf'de: “Nemmâm cennete giremeyecektir” buyuruluyor. (Müslim, îmân 169)
İbn-u Mes'ûd'dan bir rivayete göre: Resûlullâh (sav) buyurdular ki: “Kimse bana, ashabımın birinden (canımı sıkacak) bir şey getirmesin. Zira ben sizin karşınıza, içimde içimde hiçbirşey olmadığı halde çıkmak istiyorum”. (Ebû Davud, Edep 33)
Meseleye genel bir bakış açısıyla bakacak olursak, Allâh (cc) ve Resûlü'nün (sav) yasakladığı fiilleri işlemek, kendine mâlik olamayan, seviyesiz ve sefihlerin işidir.
Kendisine, aleyhinde bir söz getiren kimseye yüz verilmemelidir. Çünkü sana laf getiren, kesinlikle senden de başkasına laf götürüyor demektir. Hucurât Sûresi'nin 6. Âyeti, nemmâmlara/laf getirenlere karşı tedbirli olmayı öğütlemektedir. “Ey imân edenler! Size bir fâsık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip, yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”
Esasen toplumumuzda bu tür alçaklara pirim verildiği için, kov, gıybet, dedikodu sıradan hale gelmiştir. İnsanlar çok ucuz bir şekilde birbirini harcayabilmektedir. İçinde bulunduğumuz rahmet ayını çok iyi değerlendirip şeytanı sevindirecek işlerden sakınılmalıdır.
Gerçekler bir şekilde ortaya çıktığına göre, dedikoducular da her ân yüzlerinin kızaracağını düşünmelidirler.
Gıybet, dedikodu ve iftirâ; zayıf, zelil ve aşağılıkların silahıdır. Kullanmalarına aslâ fırsat verilmemelidir. Allâh (cc) cümlemizi, rzasını kazanacak amellerde dâim eylesin
Çanakkale Savaşları Devam Ediyor
Kadınlar Günü
Gazaba Uğrayanlar Ve Sapıklar
Fatiha Suresinin Anlattıkları
Hedef Diyanet
Kabiller Her Yerde
Ahlaksız Dindarlık
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeyenler…
Allah İle Aldanmak Ve Aldatmak
Arkadaşını Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim