DOLAR
43,73
EURO
51,55
STERLİN
59,48
GRAM
7.363,21
ÇEYREK
12.154,31
YARIM ALTIN
24.174,76
CUMHURİYET ALTINI
48.139,73
Cengiz ACAR
Cengiz ACAR
cacar@yenikonya.com.tr
05 Şubat 2026 Perşembe günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE

 

ABD İran'a bir dış müdahale gerçekleştirmek amacıyla her türlü hazırlığını tamamlamıştı. Katar'daki üsleri İran'ı vurmak üzere hazırlıklar gerçekleştirilmişti. Ancak ne var ki Türkiye öncülüğünde Suudi Arabistan ve Pakistan paktının böylesi bir gelişmeye razı olmayacaklarını açıklamaları, Suudi Arabistan'ın ABD'nin İran'a yapacağı bir müdahalede kendi hava sahasını kullanmasına izin vermeyeceğini söylemesi tüm planları bozdu. Ancak son günlerde ABD gemilerini İran doğrultusunda yönlendirerek müdahale hazırlığına devam ediyor. Anlaşılan o ki, yenidünya düzeninin şekillendiği bu süreçte hiçbir İslam ülkesinin kendi geleceğine dair sağlam bir güvencesi yok. Bundan dolayı Körfez ülkelerinin bugüne kadar petrol gelirlerini ABD'ye akıtarak ABD savunmasına katkı sağlamaktan vaz geçerek bu kaynaklarını Türk Savunma Sanayine yönlendirmeleri yapabilecekleri en doğru hamle olur. Böylesi bir stratejik tavır aynı zamanda kısa zamanda bir İslam NATO'sunun kuruluşuna da sebep olabilir.

Diğer yandan Siyonist politikalar Türkiye'nin içini karıştırarak Türkiye'nin dış politik gelişmelerden izole olmasını amaçlıyorlar. Bu amaçla Kürt halklarının âleminde Türkiye bir günah keçisine dönüştürülerek Türkiye bir iç kaosa, çatışmaya sürüklenmek istiyorlar. Bakın YPG'nin DEAŞ'lı teröristleri serbest bırakma tehdidine Batı dünyası sessiz kaldı. Suriye Devleti ile terör örgütü arasında ABD'nin aracı olmasıyla 15 günlük bir ateşkes imzalandı. Daha sonra son olarak da geçen hafta sonu yeni bir anlaşma ile iki haftalık süre içeren yeni bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre YPG Suriye ordusuna bir tümen olarak katılacak. Ayrıca Haseki, Kamışlı gibi yerler Suriye Devleti'ne bağlı olmakla birlikte YPG tarafından tayin edilmiş yerel yöneticiler tarafından idare edilecek. Buralarda yine YPG'nin oluşturduğu tüneller ve ayrıca da bizzat kendileri tarafından eğitilmiş muhtelif sol terör örgütü mensubu 300 kadar militanın bulunduğu biliniyor. Dolayısıyla bu durum potansiyel anlamada Türkiye için bölgede tehdidin sıfırlanmadığını bize gösteriyor. Bundan amaç ABD'nin İran'a müdahale sırasında kara gücüne ihtiyacı olması. Sıkışan terör örgütü bu görevi üstlenmeyi kabul etti. Çünkü İran'dan sonra bu unsurları Türkiye'ye karşı kullanmak isteyeceklerdir. Nihayetinde ABD Suriye Devlet güçleri tarafından kontrol altına alınan serbest bırakılmış DEAŞ mensupları ABD tarafından Irak'a nakledildi. Bu gelişmelerde bizim bu konudaki tahminlerimizi güçlendirecek nitelikte.

Bu saatten sonra ABD gibi güç unsurları paramiliter gayri resmi unsurlarla değil resmi devlet temsilcileri ile birlikte hareket edilecektir. Çünkü yenidünya düzeninin kuruluş aşamasında bir takım stratejik ülkelerle anlaşmaya ve ortak hareket etmeye ihtiyaçları var. Bu nedenle yok yerden düşman edinmemeye de dikkat ediyorlar.

 Türkiye Balkanlarda, Türk Dünyasında, Orta Doğu'da ve özelliklede Afrika kıtasında güçlü işbirlikleri ve üsler inşa ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Somali'de bir uzay ve hava üssü kurdu. Bu durumdan rahatsız olan İsrail dünyada kimsenin ve BM'nin tanımadığı kendince bağımsızlık ilan etmiş olan ayrılıkçı Somaliland'ı bağımsız ülke olarak tanıdı. Somali bizim için çok önemli. Yahudiler Türkiye'nin Mısır'da, Sudan'da. Somali'de önünü kesebilmek için terör örgütlerini kullanıyorlar.

Sudan'da benzer gelişmelere tanık olduk. BAE İsrail adına dünyanın her tarafında taşeron bir hizmet gerçekleştiriyor. Nihayetinde Sudan'da da Hızlı Destek Birlikleri adı altında bir örgütlenmeye silah ve maddi destek sağlayarak bir iç savaş başlattılar. Binlerce insanın katledilmesine ve ondan çok daha fazlasının da büyük imkânsızlıklar içerisinde göçe etmek zorunda kalmalarına neden oldu. Geçenlerde Sudan Devleti Egemenlik Konseyi Başkanı El Fettah Türkiye'ye geldi. Türkiye'den arabuluculuk istedi. Ve basın açıklamasında şu sözleri söyledi, "Türkiye'nin Suriye'de olduğu gibi Sudan'da müdahale ederek iç barışın sağlanmasına katkıda bulunmasını istiyoruz. Bizler önce Allah'a sonra T.C. Devlet Başkanı Erdoğan'a güveniyoruz.” Dedi.

Tüm gelişmelere geniş perspektiften baktığımız zaman bir şey net olarak gözükmekte. Türk Derin Devlet aklı yenidünya düzeninin kuruluş sürecinde yaşanacak risklere karşı son derece hazırlıklı ve süreci son derece iyi okumakta.


Yazarın Diğer Yazıları