TEMİZ TOPLUM; ALLAH DUYGUSUYLA MEYDANA GELİR
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
İslâm Dîni'nin en çok üzerinde durduğu ve önem verdiği konulardan birisi de, yetimlere sahip çıkmak, onları korumak, kendilerine daima şefkatli davranmaktır.
Bilindiği üzere YETİM: Ana rahmine düştüğü andan itibaren, ergenlik çağına kadarki dönemde babasını kaybetmiş olan çocuklara denir. Annesini kaybedenlere ise öksüz denilmektedir.
Hz. Peygamber (sav) Efendimiz hem yetim, hem de öksüz idi.
Babasını kaybeden her çocuk, korunmaya açık hale gelmektedir. Gerek kendisi, gerek malları ve gerekse eğitim ve terbiyesi için bir koruyucuya ihtiyacı vardır. Bu koruyucu ve kendisini temsil eden kişiye 'VELÎ' denilmektedir.
Velî'nin görevi, yetimi kollamak ve himaye etmek, mal ve menfaatlerini korumaktır. Nisâ Sûresi'nin 2. Âyet'inde bu hususa dikkat çekilerek şöyle buyurulur. 'Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır.'
Mekke Döneminde daha Kur'ân'ı Kerîm daha ilk nâzil olmaya başladığı andan itibaren yetim meselesini ele almıştır. Zira can ve mal güvenliğinin olmadığı bir dönemde, sürekli çatışmalar olduğu için hep erkekler ölmekte ve çocuklar yetim kalmakta idi. Bu yetim çocuklara kabile reisleri veli olurlardı. Ancak çoğu zaman bu kabile reisleri yetimlerin haklarını vermezlerdi. Bu sebeble Hz Peygambere de, kendisinin bir yetim olduğu hatırlatılarak şöyle buyurulmaktadır: 'Seni yetim bulup barındırmadı mı? Seni, yolunu kaybetmiş bulup da yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme.' (Duhâ 6-9)
Mâûn Sûresinde, yetime yapılan kötü muamele bir nevi dîni inkâr olarak nitelendirilmekte ve şöyle buyurulmaktadır: 'Gördün mü o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! İşte o yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.' (Mâûn, 1-3)
Yetim haklarını koruma hususunda, Allâh'ın (cc) koyduğu hükümlerden örnekler vermek en doğru olanıdır. İşte âyet'lerden örnekler:
'..Sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte) yaşarsanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. (Bakara, 220)
'Rüşdüne erinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Verdiğiniz sözüde yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.'
Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin.. Eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz, hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler diye onların mallarını israf ederek çabucak yemeyin. Kim zeginse kaçınsın. Fakir olan da örfe göre yesin.' (Nisâ, 6)
'Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.' (Nisâ, 10)
Hz. Peygamber Efendimiz (sav) kendisi de bir yetim olması hasebi ile, içinde yaşadığı toplumda, yetimlere nasıl kötü muamelelerde bulunulduğuna şahit olmuştur. Bu sebeble yetimlere sahip çıkmanın ve onların haklarının korunması hususunda son derece titiz davranmıştır. Kur'ân'ın yanında, birçok hadîs-i şerîflerinde konuyu gündeme getirip, başta ashâb-ı kirâm olmak üzere, kıyamete kadar ümmetinin dikkatini çekmiştir. İşte hadîs-i şerîflerden örnekler:
'Ben ve yetimi koruyan kimse, cennette şöyleyiz' buyurarak, başparmağı ile orta parmağını yanyana getirip göstermiştir. (Buhârî, Talâk 25)
Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dahil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allâh onu mutlaka cennete koyacaktır.' (Tirmizî, Birr 14)
'Müslümanların evleri arasında en iyi olanı, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir. En kötü olan ev de, içinde kendisine kötü davranılan yetimin bulunduğu evdir.' (ibn-u Mâce, Edeb 6)
'Yedi helâk edici şeyden sakının! Ashâb-ı Kirâm: Onlar nelerdir Ey Allâh'ın Resûlü! diye sorduklarında Hz. Peygamber (sav): Allâh'a ortak koşmak, sihir (büyü/halk dilinde ilaç) yapmak. Allâh'ın haram kıldığı canı haksız yere katletmek. Fâiz yemek, yetim malı yemek. Savaş meydanından kaçmak. Evli, namuslu ve hiçbirşeyden haber olmayan iffetli kadınlara iftirâ etmek/zinâ isnâdında bulunmak.' (Buhârî, Vesâyâ 23)
Yetim olmak çok çile ve meşakkat dolu olduğu için, Yüce Dînimiz gerçek manada mü'minleri uyarmakta ve görüldüğü üzere Hz. Peygamber (sav) de cennet garantisi vermektedir.
Günümüzde dünyanın her bir yanında belki milyonlarca yetim ve öksüzün varlığını düşünen bir mü'minin yüreği sızlamalıdır. Hele şu rahmet ayı içersinde akşam ekmek getirecek babadan, sofra kuracak anadan yoksun olmakÖ İnsanın tüyleri diken diken oluyor.
Yüce Rabbimiz tüm ehli îmânı çocuklarına bağışlasın. Bizlere de yetimleri kollayarak cennette Peygambere komşu olmayı nasîb eylesin.
Çanakkale Savaşları Devam Ediyor
Kadınlar Günü
Gazaba Uğrayanlar Ve Sapıklar
Fatiha Suresinin Anlattıkları
Hedef Diyanet
Kabiller Her Yerde
Ahlaksız Dindarlık
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeyenler…
Allah İle Aldanmak Ve Aldatmak
Arkadaşını Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim