ÂŞIK FİGANÎ, ÂŞIK MANSUR VE SİLLELİ ŞAİRLER

Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih ana bilim dalı Yakınçağ Tarihi bilim dalı "OSMANLI DÖNEMİNDE SİLLE” isimli, Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ'ın danışmanlığını yaptığı, Barış Sarıköse tarafından hazırlanan doktora tezinin bir bölümünde Silleli şairler yer almaktadır.

Konya merkezde Şem'i merkezli bir âşıklık geleneği vardı. Aynı yıllarda Sille'nin âşıklarını mesela Silleli Süruri'yi de eklerseniz aynı yıllarda Konya'da bir âşıklık geleneği oluşmuştur.

Sille'de XIII- XVIII. yüzyıllar arasında âşıklık geleneği mevcut değildir. Sille'de XIX. yüzyılda ortaya çıkan âşıklık geleneği, XX. yüzyıla kadar devam etmiştir.

 

Sille halkı şairlikte fazlaca başarı göstermiştir. Konya türküleri içinde Sille türkülerinin de ayrı bir yeri vardır. Bunda Sille'deki şairlik ve âşıklık geleneğinin etkisi göz ardı edilemez. Sille halk şairlerinin eserlerinde XIX. asır sonları ve harp yıllarında yoksul ve aç kalmış halkın ve çorak ve verimsiz kalmış bir memleketin manzarasını sezmek mümkündür. Silleli âşıklar çeşitli yerlerdeki aşık meclislerine davet edilirdi. H.1235/M.1819 yılında Meram bağlarında Hemdem Çelebi'nin bağındaki meclise Silleli Merdanî ve Sürûrî de davet edilmişti.

 

 

Âmâ Mehmet Ağa

 

Mehmet Ağa, Silleli sanatkârlar arsında udu ile ün yapmıştır. Gözleri görmediği için "Âmâ” diye tanınmış olup H.1336/M.1917 yılında Sille'de doğmuş, küçük yaşta testiciliğe başlamıştır. Saza olan merakı ile musikiye merak sarmıştır. Sille'de önemli saz sohbetlerine katılmıştır. Son yıllarını maddi sıkıntılar içinde geçirmiştir. Son zamanlarını Konya'da Parsana Mahallesi'nde geçirmiştir. Mehmet Ağa Konya baranaları içinde ayrı bir yere sahipti.

 

Âşık Ali

 

Cincioğullarından olup R.1270/M.1854 yılında doğmuş, 64 yaşında iken R.1334/M.1918 yılında vefat etmiştir. Âşık Ali'nin okuma yazması olmayıp geçimini Sille'nin taş ocaklarından çıkardığı taşı satarak sağlardı. Bir süre bahçıvanlık da yapmıştır. Pek çok şiiri olduğu söylense de şiirleri günümüze ulaşmamıştır ancak M. Zeki bir şiirini ele geçirmiştir.

 

Bestekar Sırma

 

Sırma gayrimüslim olup, Sille'nin birçok türküsünü bestelemiştir. Birçok öğrenci yetiştirmiştir. Konya düğünlerinin tercihi olan "Sille Ekibi”nin hocasıdır. Meram bağlarındaki saz meclislerine de katılmıştır. Eski dönemlerde Konya'daki düğünlerde saz heyeti Sille'den gelirdi. Bu saz gruplarını, Silleli Sırma yönetirdi. Sırma'nın en iyi arkadaşı Sandık Emini Halil Efendi'nin oğlu Apalı'nın Rıza Efendi'ydi. Apalı'nın Rıza ile Meram'da birlikte saz çalardı.

 

Devamî

 

Feşanî'nin oğlu olup asıl adı Ali'dir. 1863/4207 yılında doğmuş bahçıvanlık yapmak için gittiği Karabağ'ın Gülbahçe Köyü'nde 1915 yılında ölmüştür. Gençliğinde güzel keman ve gırnata çalar kendi şiirlerini de oturaklarda arkadaşlarına okurdu. Şiir defteri kaybolmuş günümüze birkaç şiiri ulaşabilmiştir. Devamî, H.1331/M.1912-1913'te ölmüştür.

 

Feşanî

 

Sille'de 1808 yılında Subaşı Mahallesi'nde doğmuş 4212, 1904 yılında ölmüştür. Silleli Figanî'nin büyük babasıdır. Asıl adı Cinci Bekir'dir. Feşanî, okur yazar olmayıp güzel saz çalar ve şiir söylerdi. Hafızasında pek çok şiir vardı. H.1318/M.1900-1901 yılında ölmüştür. Sille Aşağı Mezarlığı'ndaki mezar taşında "el- baki Cincioğlu Bekir Ağa Ruhuna Fatiha sene 1320” yazmaktadır. Koşmaları meşhurdur. Sille'de yetişen birçok halk şairini etkilemiştir. Figanî ve Devamî'de etkileri görülür.

 

Figanî

 

Adı Osman, mahlası Figanî'dir. Figanî, 1878'de Sille'nin merkezinde doğmuştur. Babası Kanlı Memiş'in Mehmet Ali'dir. Gençliğinde testicilik yapmak üzere babası ile birlikte üç defa Ankara'ya gitmiş gelmiştir. Son gidişinde babası Mehmet Ali, Haymana'nın Tavşançalı Köyü'nde ölmüş, bir daha dışarıya gitmemiştir. M. Zeki, onun hal tercümesinde "Büyük oğlu uzun müddet muharebelerde bulunuyor ve İstiklal Harbi'nde şehit oluyor.

 

Lokmanî

 

Asıl adı Mustafa, mahlası Lokmanî'dir. Halk arasında Hacı Battal'ın Mustafa diye tanınmıştır. Zihnen mesele çözmede ustaydı. Bağcılıkta da uzmanlığı vardı. Üstüne başına pek dikkat etmez fakat iyi saz çalardı. Türkü yakmakta başarılı idi. 46 yaşında vefat etti.

 

Mansur

 

Sille'de Ak Mahalle'de 72 numaralı evde 1323/1907'de doğan, Sille Belediye muhasipliği yapan Silleli Aşık Mansur (Eyüp İNCİ), meşhur Silleli şair Aşık Figanî'nin oğludur. Annesi Emine Hanım, dedesi şair ve aşık Feşânî (Cincioğlu Bekir Ağa)'dır. İlk tahsiline beş yaşında Sille'de başladıktan sonra Konya Erkek Muallim Mektebi'ne girmiştir. Mekteb-i Füyûzât adlı rüştiyede Konyalı Sıçanlızâde Ahmet Nushi Efendi, Ömer Efendi ve Silleli Halim (ERGUN) efendilerden ders almıştır. Bir gün ayağına iğne batar, Sille'de bir türlü çıkarılamaz hocası Ekmekçizâde Ömer Efendi, tedavi için Konya'ya götürür. Askeri Hastane'ye yatırır. Hastanede yatarken babasının mektubuna cevap olarak "Hastane Destanı”nı yazmıştır. Hastalıktan kurtulduktan sonra eğitimine ara vermiş bu esnada, Sille'de Avcı oğlu Ahmet Ağa'nın Ak Mahalle'deki tahta kaşık imalathanesinde çalışır. Darü'l-Muallimin'e kaydolur ancak kendisine kefil bulamadığı için okulu bırakmak zorunda kalır.

Mansur, öteki Silleli hemşerisi şairler gibi hayatı boyunca yoksulluktan kurtulamamıştır. Bütün dizelerine bu yoksulluk sinmiştir. Şu anlatımı onu daha iyi açıklar: "323'te Sille'de doğdum İlk tahsilimi Sille'nin ilk mektebinde yaptıktan sonra 329 yılında Konya Erkek Muallim Mektebi'ne kabul edilmiş isem de mali durumumuzdan dolayı verilmesi gerekli bulunan taahhütnameyi imza ettirecek bir kefil bulamadığımdan 45 gün devamdan sonra terk etmeye mecbur kaldım. 1926'ya kadar müteaddit yerlerde kiremitçilikle iştigal ettim Bu vesile ile İzmir, İstanbul, Bursa, Salihli, Bandırma ve Lüleburgaz kazalarını gördüm”. 1937'de Sille Belediyesi tahsildarlığı, 01 Ocak 1940'ta Sille Belediye muhasipliğine tayin edilmiştir. 14 Mart 1991'de vefat etmiş olup mezarı Konya Musalla Mezarlığı'nda Gömeç Hatun Türbesi'nin batı kenarındadır.

 

Aşık Mansur da babası gibi Sille şairliğinde büyük bir etki bırakmıştır. Destan ve koşmalarında tamamen yerli şiveyi kullanmıştır. Halkına ve milletine olan sevgisi de şiirlerine yansımıştır.

 

Mustafa GÜRBİLEK

 

Sille'de R.1328/M.1912'de dünyaya geldi. Baba adı Ali'dir. 14 yaşında kavala başladı. Daha sonra curaya merak sardı. Geçimini dokumacılıktan kazandı. Sille aşık ve söz meclislerinin önemli isimlerindendi.

 

Nazifî

 

Sille'de R.1235/M.1819 yılında doğmuştur. Asıl adı İsmail, mahlası Nazifî olup babası Testici Hoca Ali Rıza Efendi'dir. Kayseri'de Sadık ve Torun hocalardan, Akşehir'de Özeğli Ali Rıza Efendi'den öğrenimini tamamladıktan sonra Sille'ye gelmiş ve Sille medresesinde müderrislik yapmıştır. Arapça ve Farsça'ya vakıf olan Hacı İsmail Efendi R.1305/M.1889 tarihinde vefat etmiştir

 

Nigarî

 

Asıl adı Ahmet, mahlası Nigarî'dir. 1859 yılında doğdu. Mustafa'nın oğludur. Halk arasında Berberin Ahmet diye şöhret kazanmıştır. Medrese öğrenimi görmüş fakat tamamlayamamıştır. Hocası Serdar oğullarından İsmail Sabri Efendi'dir. Gençliğinde keman çalar ve güzel sesi ile okurdu. Geçimini imamlık ve bahçıvanlıkla sağlardı. R.1335/M.1919'da Sille'de vefat etmiştir. En uzun imamlığı Bolumya Köyü'ndedir.

 

Recâî

 

Asıl adı Ahmet olup dinî eğitim aldıktan sonra köy imamlığı ve bekçilik görevinde bulunmuştur. Ava meraklı idi. Avlanırken bir gün elini yılan sokmuş uzun süre bu ızdırabı çekmiştir4242. H.1305/M.1887-1888'de öşür yüzünden mültezimlerden gördüğü zulmü destanında dile getirmiştir4243. Bu şair de Sille'nin Osmanlı dönemindeki başta vergi olmak üzere toplumsal konularını şiirlerinde işlemiştir. 5.14. Said Ağa Silleli olup süvari çavuşuydu4244. Hacı Haşim adında bir hocayı öldürmüş ve idam edileceği sırada Tahir Paşa'nın delaletiyle cezası küreğe çevrilmiştir. Hapishaneden kurtulduktan sonra Sille'ye nahiye müdürü olmuştur. Bir müddet hapishane müdürlüğü yapmıştır. Eski mabeyn hizmetçileri tarzında giyinip başındaki fes üzerine bir yazma çekinirdi. H.1328/M.1910 tarihinde vefat etti

 

Sürûrî

Sille şairleri içinde şiirleri diğerlerine göre daha canlıdır. Bir gazelinin sonun da "Suretta süfli veli ülvi Süruri meskenin, Kurbi Konya'da Sillede vadilkurada sakiniz” diyerek Silleli olduğunu söylemiştir. Doğum ve ölüm yılları tam kesin olarak bilinmemektedir. R.1240-1245/M.1824-1830 yıllarında hayatta olduğu bilinmektedir. Asıl adı Osman'dır. Sille'nin Kârhâne Mahallesinde doğmuştur. İlköğrenimi ve medrese eğitimini Sille'de tamamladı. Okur yazardı. Sürûrî'nin diğer kardeşleri Nigarî ve Zehrî de iyi şairlerdi. Konya ve Kayseri'de eğitim görmüştür. Sürûrî, Konya'da yetişen halk şairlerinin önde gelenlerindendi. Şem'i'nin öğrencisi olan Sürûrî (ö.1855), sazıyla sözüyle zamanında büyük bir şöhret kazanmıştı. Bundan dolayı İstanbul'a kadar gitmiş, padişahlardan II. Mahmut ve Abdülmecit huzurunda saz çalmış ve okumuştur. Bu esnada yapılan iltifatlar Sürûrî'yi fazla etkilememişti çünkü aklı Sille'de bıraktığı sevgilisinde idi. İstanbul'daki aşıklar Sürûrî'nin kazandığı bu başarıyı sanatındaki ustalığı çekemedikleri için bir fırsatını bularak onu H.1272/M.1855-1856'da zehirlediler. Onun zehirlenmeyip Sille'de öldüğünü ileri sürenler de vardır. Rumeli, İran, Arabistan'ı dolaşmış Kayseri'ye uğramış burada Seyranî ile tanışmış, Seyranî'yi Sille'ye davet etmiştir. Seyranî, bu davet üzerine Sille'ye gelmiştir.

 

 

(13 HAZİRAN 2022)

 


Yazarın Diğer Yazıları