EZELDEN AKDİMİZ VAR

 

 

 

 

 

 

"Elif Allah aşkıdır, gönlümde mihmanım benim.

Mim Muhammed mürşidim, hem canda cananım benim.”

(Laedrî)

 

 

Ruhlarla Allah arasında akdedilen sözleşme. Ruhlar yaratılmış, Allah; "ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna, "evet” demişlerdir. Allah, ilk olarak insanların, yanlışa düşmemeleri, sapıtmamaları, hak yoldan inhiraf etmemeleri için söz almıştır.

Buna; "Elest bezmi” denir. "sohbet meclisi” anlamına gelir. Elest bezmi ile; "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ifadesi arasında sıkı bir bağ vardır. İlk andan itibaren, günümüze hatta kıyamete kadar ilahi sevgiden ayrılmasın, hayatı sevgiyle devam ettirsin,

Hz. Âdem yaratılır yaratılmaz, Allah, bilgiyi öğretmiş ve meleklere;

-"Âdem'e secde edin” demiştir. Dosdoğru yolda olmak için, bilgi edinmek, okumak gerekir. Okuyan; Allah'ı bilir. Allah'ı bilen de; sevgiyi ibadet kabul eder.

A'raf Suresi 172. Ayette;

"Ve iz ehaze rabbüke min beni Ademe min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm a'la enfüsihim, elestü bi rabbiküm? Kalu; "Bela”. Şehidna. En tekulu yevme'l kıyameti inna künna a'n haza ğafilîn.”

Ey Resuli Kibriya! O vakti hatırla ki Rabbin, Âdemoğlundan- şimdiklerden tut da, nesilden nesle Âdem'e varıncaya kadarâdemoğullarının zürriyet sahibi olanlarından devam edip gelen- bellerinden zürriyetlerini aldı, vücuda getirdi. Onları kendilerine karşı şahit yaptı. Kendilerini duymayan o bilinçsiz zürriyetlere insanlık ruhunu verip hepsini eşi benzeri olmayan Bir Allah ve âlemleri terbiye eden Rab oluşuna şahit kıldı. Şahit kılarken de;

"Rabbınız değil miyim? Üzerinizde dilediğim gibi tasarruf eden ve etme hakkı olan yegane malikniz ve mürebbiniz, hakiminiz olduğuma şahitsiniz, şehadet edeceksiniz değil mi?” diyerek emanetini yükleyerek, Rab olduğunu takrir etti.

Hepsi birden;

"Bela” Evet Rabbimizsin, şahidiz” diyerek terbiye ve emaneti kabul edip taahhütte bulundular.

Hiçbir şey değilken Alemlerin Rabbinin ilahi kanunu altında yaratılıp terbiyeye tabi tutulmasıyla şuursuz zerreler halinde meydana getirlip bütün zevkleriyle şuurlu bir insan fıtratına girdiler, insan şahsiyetini aldılar. Hiçbir şekilde muhalefet etmediler. O zaman onlarda küfür ve inat yoktu. Allah dışında hiçbir şey tanımıyorlardı.

  1. halinde sulbden alınarak ana rahminde yaratılıp, dünyaya gelen insana; akıl, idrak, anlayış ve iz'an vererek hayatı inkişaf ettiriyor. Dolayısıyla insan, bütün varlığında ve yaptığı işlerde O'nun emrine, kanununa boyun eğiyor ve O'ndan yardım istiyor.

İslam inancına göre insanoğlunun bütün sorumluluklarının başında Allah'ın varlık ve birliğini kabul etmek ve yalnız O'nu ilah olarak tanıyıp kulluk etmek görevi gelmektedir. Fakat insanlar, sorumlulukları hakkında gerektiği biçimde bilgi sahibi kılınmazlar yahut böyle bir bilgiye ulaşma yeteneğiyle donanmazlarsa, bu durumu bir mazeret veya bahane olarak ileri sürmekte haklı olurlar. Büyük sorumluluğu, âdil bir temele dayanması için insanların bu konuda yeterli donanıma sahip kılınmaları gerekmiştir.

Allah, dünyayı yaratmadan önce dünyaya gelecek olan bütün insanların ruhlarını ruhlar aleminde bir araya getirerek, onları kendi varlığına şahit kılmış, kendisinin onların Rabbi olduğunu yine onlara onaylatmış, bu gerçeği tasdik ettikleri yönünde onlardan söz almış ve böylece kendisiyle dünyaya gelecek bütün kulları arasında bir tür sözü tanık göstermiş, sözleşme akdetmiş, ayrıca bu sözleşme ve taahhüde onların bizzat kendilerini şahit tutmuş, bir kısmını da diğerleri hakkında tanık göstermiştir.

Bu, mecazi bir anlatımdır. Dünya yaratılmadan önce değil, her insanın kendi bedeninin yaratılması sırasında gerçekleşmiştir. Rabbimiz, insanoğlunun doğasına; kendinin varlık ve birliğini tanıma, kavrama ve dolayısıyla kendine inanma yeteneğini yerleştirmiştir. Allah, her insanı iman etmesi için yeterli zihni ve psikolojik donanıma sahip kılmakta, iç ve dış alemde kendi varlığına ve birliğine kılavuzluk edecek bir çok kanıtlar yaratmaktadır.

"Elest” anlayışı, tevhit şuurunun yansımasıdır. Daha doğrusu tevhit fikrinin insanlara anlatılıp tasdik ettirilmesidir. Bu şuur içinde; "Emir olunduğun gibi dosdoğru ol”, "Niçin yapmadığınızı söylersiniz?”, "Niçin düşünmezsiniz?” ikaz ve hatırlatmaları da yer alır.

"Elest bezminde söz verenlerin, Allah'ın emir ve yasaklarına eksiksiz uymaları gerekir. Bu ahide karşı gelen, bu ahdi savsaklayanların hem dünyaları ve hem de ahiretleri heba olur, iki yakaları bir araya gelmez.

Allah'a söz veren; kullara karşı bir sorumluluk duygusu içinde olur. Sorumlu olanlar, sorunlu olmaz. Sorumluluk şuuru; ademleri Âdem yapar, Âdem'leri de adamlaştırır. Âdem adamlaşınca Kemal mertebesine ulaşır. (03 EYLÜL 2022)

 


Yazarın Diğer Yazıları