Linç Edilen Hekim ve Sessiz Çoğunluğun Feryadı
Teknolojinin Bizden Aldıkları
SÖZLERDE KENDİMİZİ ARAMAK
Mesele doktor değil hala anlamadın mı?
MALAZGİRT ZAFERİNİ KUTLAMAYI HAK EDİYOR MUYUZ?
Laik hutbe verelim
Kripto para piyasaları bir oyun alanı değildir
İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞTIĞININ KARŞILIĞI VARDIR
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Demokrasi Karanlıkta Ölür
Sessiz Tanık / Saatli Cami
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
İç sahada alınan net galibiyet
Kimlik Değiştiren Konyaspor
Rakamlarla Otomobil Piyasası
ERİNMEDEN
BASIN DİLİ
Zaman zaman gönül dostlarımız, yazdığı şiir, araştırma- inceleme, hikâye ve romanlarını imzalayıp bu abd-i aciz kula armağan ediyorlar. Bu imzalı kıymetli eserlerin sayısı Kitap Fuarlarında ve Kitap imza günlerinde daha fazla oluyor.
Kütüphanemin bir bölümü, gönül dostlarımızın nadide eserleriyle doludur. Her eser, emek mahsulü. Her eserde; aklı ve alnı terletmek, göz nuru dökmek vardır. Yazılan tüm kitaplar yazarların çocuğu gibidir.
Şu an elimde tuttuğum ve yazıma konu edineceğim kitap; "KIRK YILIN ŞİİRLERİ” adıyla kaleme alınmıştır. Bu kıymetli şairimi, bundan birkaç yıl önce İl Milli Eğitimin; "ÖĞRENCİ/ YAZAR BULUŞMALARI” programında Doğanhisar'a giderken tanıdım. O zaman İl Milli Eğitim Şube Müdürü idi. Yanında bir başka kıymetli şair dostumuz daha vardı; Ahmet Erdoğan. Arabada yol boyunca muhabbet derinleştikçe, iş şiire, şairliğe geldi. Bu fakir kardeşiniz şiirleri olduğunu söyleyince tabii şiir okumadan olmazdı. İire meraklı olan, usta şairlerimiz de birbirinden güzel iirlerini okudular. Gidiş, gelişlerle dostluklar peyda oldu. O gün bu gündür Ömer Kılıç ile dostluğumuz pekişti. Artık her hafta SELÇUKYA ŞİİR AKŞAMLARINDA gönle sürur veren, ruhen dinlendiren şiirleriyle mest oluyoruz.
Kapanmaz bilirim bendeki yara,
Kınsız kılıç gibi paslandı gönül,
Başını çarparak sert kayalara,
Deli dalgalarda uslandı gönül.
Hiçbir şey durmuyor yerli yerinde,
Bir sevdanın kökü kaldı derinde,
Damlayı taşıyan kirpiklerinde,
Sevda seli ile ıslandı gönül.
……………………..
Dağların başında gürleyip esen,
Kuzey rüzgârının obasıyım ben,
Esecek yellerden umudu kesen,
Köylünün dişi yok yabasıyım ben.
Kölesiyim ilim dolu her canın,
Tüyünü incitmem kör karıncanın,
Ekmek bulamayan fakir insanın,
Kırk yerinden yamalı abasıyım ben.
………………..
Neden bizi koyup gittin zamansız,
Ondan şikâyetim var anacığım,
Odalar karanlık, ocak dumansız,
Geniş dünya artık dar anacığım.
Sensiz serin değil dağların yeli,
Varlığı her yerde duruşu, eli,
Çocuklar büyüdü gittin gideli,
Ömrümden etmedim kâr anacığım.
………………………..
Yayın evleri; "şiir kitabı satmaz” diyorlar. Halbuki bilginin, fikrin en köklüsü, en temiz ve tortusuzu, en kısa yoldan mesaj verişi ile herkese hitap eden özdeyiş niteliğinde fikri eserlerdir. Çoğunlukla bir mısra (Satır), düz yazının sayfalarca anlatmak istediğini anlatır. Yunus'un dediği gibi;
"Ete kemiğe büründüm,
Yunus diye göründüm” Bu beyitle ciltler dolusu kitap yazılır ama Yunus, şiiriyle iki mısrada işi halletmiş.SÖZLERDE KENDİMİZİ ARAMAK
SIRAYA DİZİLEN DEVLET BAŞKANLARI
KENDİMİZİ HESABA ÇEKELİM
OLMAK MI GÖRÜNMEK Mİ?
MİKAİL BAYRAM
AYMANAS ANILARI! (2)
AYMANAS ANILARI! (1)
HUZURUN KAYNAĞI:“TERÖRSÜZ TÜRKİYE”
KARATAY TERMAL TATİL KÖYÜ
NE HAKKINIZ VAR?