SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
KAZIM ÖZTÜRK
ÖZTÜRKÇE
kazimozturk@yenikonya.com.tr
kazim_ozturk2016@mynet.com
semazen.net
Her birimizin geçtiği köprü, hepimizin kullandığı ortak alan, kadınımızla, erkeğimizle, genç ve yaşlımızla, Müslümanı ve Müslüman olmayanıyla, Türkiyeli ve dünyamızla içinde olduğumuz, olmazsa olmazlarımızdandır hayat.
"Hayat nedir?” diye sorduğumuz insanların çoğunun cevabı budur. Hayatı sadece, yeme, içme, gezme, yatıp, kalkma, zevk ü sefa etme olarak görenler de var. Yaşam veya hayat denilen zaman süreci, bir başka deyişle; ömürdür.
Doğarız, bebeklik yaşarız, genç oluruz, yaşlanır ve bir gün ölürüz. Hayat, adeta mevsimler gibidir. Mevsimlerden ilkbahar; doğum, gençlik ve yeniden dirilişi, yaz; Olgunluk, dinamizm ve kudreti, Güz; yaşlılık, iş görememe ve piri faniliği, kış; ölümü ve şeb-i arusu temsil eder.
Hayatımızı süsleyen, yaşama sevinci veren, mutsuzluğu, umutsuzluğu bir kenara atan, karamsarlığa veda eden, dimdik ayakta durmaya vesile olan ilke diyebileceğimiz hususlar vardır. Bunlardan birkaç tanesini sayacak olursak şunlar çıkar karşımıza;
Ne yöne gidersen git, doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
"Allah rızası için çalışmak”. Allah rızasını açalım; Yaptığın işi sadece hasbi olarak yap. Hesabi, çıkar amaçlı, menfaat temin edici yöntemlerden uzak kal.
İnsanları yargılayıcı olma. Konuşurken; "sen” sözünü sık sık dile getirme. Parmak sallayarak konuşma. Parmak sallayarak konuşmak, tehdit anlamı taşır.
Kimseyi küçük görme. Kendini kaf dağında sanma. Karşındaki muhataplarına hakaret etme. Sevdiklerini, inandıklarını tahkir etme. Unutma ki başkasının tanrısına söversen, o da senin tanrına ve kutsalına söver.
Kendin için istediğini başkaları için de iste.
Bir kötülük gördüğün zaman; elinle değiştir. Buna gücün yetmezse dilinle değiştir. Buna da gücün yetmezse kalben buüzet (Öfkelen, kız). Bu sonuncusu imanı zayıf olanların işidir.
Yapmadığınızı söylemeyiniz. İki yüzlü, riyakar olmayınız.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.
Hangi vasıtayla mümkünse ve hangisine güç yeterse kötülükleri onunla önlemek her Müslümanın üzerine vecibedir.
Toplumdaki kötülükleri önlemede, genel anlamda olmak üzere, el ile, yani fiilen engel olmak yöneticilerin; dil ile, yani tebliğ, öğretim, ikaz ve nasihat ile engel olmak alimlerin; kalben buğz etmek, kötülükten nefret etmek ve tiksinmek suretiyle karşı gelmek de halkın görevidir.
İyiliği emir ve kötülükten nehiy, İslam ümmetinin müşterek sorumluluğudur.
İslam anlayışında; "bana ne”, "beni ilgilendirmez, gelen ağam giden paşam”, "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”…düşünceleri yanlıştır, insani değildir. Böyle bir düşünce toplumda yaygınlaşırsa, kimin eli, kimin cebinde belli olmaz. Herkes önüne gelene hakaret eder, iftira atar ve aklına gelmedik ahlaksızlık içinde bulunur.
Bizim çocukluğumuzda birimiz yanlış yaptığında mahalle bakkalımıza varıncaya kadar, büyükler müdahale eder ve o yanlışı ve kötülüğü gidermeye çalışırlardı. Böyle yapınca da, anneler ve babalar; "Sana ne, sen ne karışıyorsun? Çocuğumun psikolojisini bozuyorsun, özgürlüğüne engel oluyorsun…” gibi laflar etmezdi.
Maske takmaya mecbur olduğumuz şu pandemi günlerinde yetkililer tabir yerindeyse yalvarıyor; "ne olur maskesiz sokağa çıkmayın. Maskesiz sokağa çıkmak, kul hakkı ihlalidir başkasına saygısızlıktır…” diyor. Ama duyan yok. Polis ve güvenlik görevlileri; "maskenizi takın” diye uyarıyor, karşılığında hakaret görüyor, icabında darp etmeye kadar vardırıyor işi!
O kadar vurdumduymaz olduk ki, kimse başkasına müdahale edemiyor. Zira karşılığında sözlü veya fiili saldırıyla karşılaşıyor.
Sosyal medya böyle bir sorumsuzluk sergiliyor. Bazı kendini bilmezler, aklına estikçe, kendisi gibi düşünmeyen, kendi fikrine onay vermeyen, dediklerini demeyenlere hakaret etmekte bir sakınca görmüyor.
Durum bu merkezde olunca iş sadece yasaya kalıyor. Yasalar caydırıcı güçtür. Yapmayana, uymayana gerekli cezai müeyyidelerle karşılık verilir. Gerçekten Sosyal Medya sınırsız ve kontrolsüz içeriklerle dolu. Bir anda bazı densizler ve ahlak fukaraları tarafından olmadık hakaretlere maruz kalabiliyorsunuz. İnsanın mahremiyeti ayaklar altına düşmemeli, inanç, itikat, milli ve manevi değerler, kişilik hakları… bu derece hakarete maruz kalmamalı.
"Keşke”lerle Kavruluyoruz!
O yandan bu yana savruluyoruz,
Her an "Keşke”lerle kavruluyoruz,
Nere gidiyoruz ne oluyoruz?
Niçin "Keşke”lerle kavruluyoruz?
Nedamet rüzgârı başta esiyor,
Gönüller öldürüp nefes kesiyor,
Her gün binlerce kez ipe asıyor,
Hala "Keşke”lerle kavruluyoruz!
Mevsim hazan oldu yaprak düşüyor,
Havalar soğudu her yan üşüyor,
Gözler kan ağlıyor yaşlar taşıyor,
Hala "Keşke”lerle kavruluyoruz!
Bak iki kere iki dört etmiyor,
Ellerde derman yok ayak tutmuyor,
Yediğimiz yemek lezzet katmıyor,
Niçin "Keşke”lerle kavruluyoruz?
Zamanın kadrini hiç bilemedik,
Ömür boşa gitti ders alamadık,
Yaşları silecek el bulamadık,
Her gün "Keşke”lerle kavruluyoruz!
Sık sık ölenleri görüyor muyuz?
Allah kelamına varıyor muyuz?
Aklımız "Oku”ya yoruyor muyuz?
Neden "Keşke”lerle kavruluyoruz?
Yaşadıkça
Kıldan ince kılıçtan keskin, hayat imtihan,
Doğan girer, ölen çıkar iki kapılı han,
Değiştiremez asla el ele verse cihan,
Yaşadıkça her zaman ellerine dikkat et!
Aldatmasın kimseyi menfaati dünyanın,
Canlara zehir olur şatafatı dünyanın,
Sabun köpüğü gibi, saltanatı dünyanın,
Yaşadıkça her daim, hallerine dikkat et!
Yalan yanlış konuşma, karşına çıkar her an,
Sen kimseyi incitme, incinmesin tek insan,
Kalp gözünle iyi bak, üzülmesin hiç bir can,
Yaşadıkça dünyada dillerine dikkat et!
İyi yapış şaşırma sırat-ı müstakimden,
İntikama uğrama, Hüda-i müntekimden,
Ne gelirse yanlıştır, Allah dışında kimden,
Yaşadıkça alemde yollarına dikkat et!
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ