Altın Piyasalarındaki Gürültü Döviz Piyasalarını Tehdit Ediyor
Avrupa Hayalinden Ligde Kalsak Tedirginliğine
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
YIKIM
Bir Gol, Bir Puan, Bir Şans, Bir Umut
KÜLTÜRDE KONYA FARKI
Şehvet-i Kelam ve Kalem İçin Susturucu: Kabak
SAVAŞIN BARONLARI
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
BANKA PROMOSYONU VE PROSMOSYON YERİNE FAİZSİZ KREDİ SEÇENEĞİ CAİZ Mİ?
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Türkiye ekonomisi son yıllarda dünyada güçlü olarak kabul edilen ülkelerin bile çok zor başa çıkabileceği çetin sınamalardan geçmektedir. Devlet bu sıkıntılı süreçleri merhamet odaklı politikalar ve sosyal devlet anlayışının getirdiği dokunuşlarla başarıyla yönetmiştir. Ancak virüs salgını, depremler, EYT ve kuraklık gibi bu devasa sorunların çözümü için gerekli olan kaynak ihtiyacının temini bütçe dengeleri ve enflasyon üzerinde sarsıcı etkiler oluşturmuştur.
Yukarıdaki dört problemden birincisi ve en önemli olanı deprem kaynaklı maliyetlerin finansmanıdır. Asrın felaketinin yaşandığı günden bu yana kullanılan kamu kaynakları 90 milyar dolara yaklaşmıştır. Borç bularak temin edilen bu imkânların faiz giderleri ve halen devam eden işlere harcanacak olan paralarda dâhil edildiğinde depremin kamu maliyesi üzerindeki olumsuz etkileri uzun yıllar devam edecektir.
İkincisi ve en uzun süreçli olacak olanı ise EYT kaynaklı emeklilerin yıllara sâri olarak bütçe üzerinde oluşturacağı etkilerdir.
Üçüncüsü virüs salgını nedeniyle ticari dengelerin giderek bozulması ve gelir grupları arasındaki makasın kapanamayacak kadar açılmasıdır.
Dördüncüsü ise kuraklık kaynaklı faktörlerdir. Gıda sektörü üzerindeki olumsuz etkileri enflasyon sarmalından çıkışımızı giderek daha zor hale getirmektedir.
Yukarıda saydığımız problemlerin ekonomimiz üzerinde sarsıcılığının tahrip edici olmasının nedeni ise Türkiye'nin borçlanma maliyetlerinin çok yüksek olmasıdır. Ayrıca ülkemizin tasarruf yetersizliğinden kaynaklanan sorunları da dış kaynağa bağımlılığımızı adeta zorunlu hale getirmektedir.
Toparlayacak olursak; Deprem, EYT, Virüs Salgını ve Kuraklık nedeniyle oluşan mali tablonun bütçe dengeleri üzerinde oluşturduğu tahribatın büyüklüğünü dikkate almadan yapılan tüm yorumlar eksiktir.
Son olarak bir hakkı teslim etmek adına söylemekte fayda görüyorum. Türk devleti özellikle virüs salgını ve deprem felaketi gibi devasa sıkıntıları kadim bir kültürün şanına yakışır şekilde başarıyla yürütmüştür.
Altın Piyasalarındaki Gürültü Döviz Piyasalarını Tehdit Ediyor
Dar gelirli kesimlerin enflasyondaki düşüşle ilgili tereddütleri var
Devlet İnşaat firmalarının Ellerindeki Boş konutları Satın Alarak Kiralık Kamu Konutlarına Dönüştürebilir
Merkez bankası faiz indiriminde temkinli davrandı
Kripto Altınlar Güvenli mi?
Altın fonları mı, Altın sertifikaları mı, Gram altın mı tercih edilmeli?
AltınS1 ile Gram altın arsındaki makas gerçekçi değildir
2026 yılı refah artışının hissedildiği bir yıl olmalı
Emeklilerle İlgili Zam Tamam Sıra Diğer Sorunların Çözümünde
Özel Sektörle Kamu Sektörü Arasındaki Ücret dengesizliği Ekonomik Büyümeyi Tehdit Ediyor