Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Türkiye ekonomisi son yıllarda dünyada güçlü olarak kabul edilen ülkelerin bile çok zor başa çıkabileceği çetin sınamalardan geçmektedir. Devlet bu sıkıntılı süreçleri merhamet odaklı politikalar ve sosyal devlet anlayışının getirdiği dokunuşlarla başarıyla yönetmiştir. Ancak virüs salgını, depremler, EYT ve kuraklık gibi bu devasa sorunların çözümü için gerekli olan kaynak ihtiyacının temini bütçe dengeleri ve enflasyon üzerinde sarsıcı etkiler oluşturmuştur.
Yukarıdaki dört problemden birincisi ve en önemli olanı deprem kaynaklı maliyetlerin finansmanıdır. Asrın felaketinin yaşandığı günden bu yana kullanılan kamu kaynakları 90 milyar dolara yaklaşmıştır. Borç bularak temin edilen bu imkânların faiz giderleri ve halen devam eden işlere harcanacak olan paralarda dâhil edildiğinde depremin kamu maliyesi üzerindeki olumsuz etkileri uzun yıllar devam edecektir.
İkincisi ve en uzun süreçli olacak olanı ise EYT kaynaklı emeklilerin yıllara sâri olarak bütçe üzerinde oluşturacağı etkilerdir.
Üçüncüsü virüs salgını nedeniyle ticari dengelerin giderek bozulması ve gelir grupları arasındaki makasın kapanamayacak kadar açılmasıdır.
Dördüncüsü ise kuraklık kaynaklı faktörlerdir. Gıda sektörü üzerindeki olumsuz etkileri enflasyon sarmalından çıkışımızı giderek daha zor hale getirmektedir.
Yukarıda saydığımız problemlerin ekonomimiz üzerinde sarsıcılığının tahrip edici olmasının nedeni ise Türkiye'nin borçlanma maliyetlerinin çok yüksek olmasıdır. Ayrıca ülkemizin tasarruf yetersizliğinden kaynaklanan sorunları da dış kaynağa bağımlılığımızı adeta zorunlu hale getirmektedir.
Toparlayacak olursak; Deprem, EYT, Virüs Salgını ve Kuraklık nedeniyle oluşan mali tablonun bütçe dengeleri üzerinde oluşturduğu tahribatın büyüklüğünü dikkate almadan yapılan tüm yorumlar eksiktir.
Son olarak bir hakkı teslim etmek adına söylemekte fayda görüyorum. Türk devleti özellikle virüs salgını ve deprem felaketi gibi devasa sıkıntıları kadim bir kültürün şanına yakışır şekilde başarıyla yürütmüştür.
Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
Eko -Trump Ekonomi Yorumcularının Ayarlarını Bozdu
Fahiş Fiyatların Asıl Sebebi Tepkisiz Tüketicilerdir
Ekonomide yeni şeyler söyleme zamanı
Sömürge anlayışıyla büyüyen ekonomiler tek tek çökecek
Kontrollü kriz ekonomisi yeni normalimiz olacak
Ekonomik program tehlikede mi?
Türkiye enerji arz güvenliğinin merkezi olacak
Küresel Resesyon Kapıda