NEDEN BU HALE GELDİK?
Heycanlandıran Bir Gonçalves İzledik
Mikro Asrı Saadet’ten Makro Asrı Saadet’e (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
GÜNDEMİNİ KAYBEDEN ÜMMET NESLİNİDE KAYBEDER
Antalya Güneşi, Konya Rüzgârı
ÖZBEKİSTAN VE YEŞİL VATAN
Ekonomik program tehlikede mi?
Gelecek İnfaz Edildi
Bir Neslin Kırılma Noktası: İstikamet…!
KİŞİSEL BAKIMIN YERİ VE ADABI
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
UÇTU UÇTU BAŞKAN UÇTU!
Yazma Eserlerin İzinde – Akif Atakan (Mestanlı /Bulgaristan)
SİGARA VE KAHVE
Zavadanak İrancılar
BÜYÜK SAVAŞ YAKLAŞMAKTADIR
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
Sarı Lacivert Kemer
Finansal Nükleer Bomba: Hürmüz’de “Dolar Geçmez“ Dönemi
Konya’ya Bahar Geldi
YOL
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
"İnsanlar birbirini sevmiyor ama herkes birbirini seviyor gibi yapıyor.”
Hangi ortama girerseniz girin, kiminle karşılaşırsanız karşılaşın, bu cümleyi duyarsınız.
Hem bu cümleyi söyleyen hem bu durumdan şikâyetçi olan herkes böyle...
İnsanlarda hastalık derecesinde bir çelişki var...
"Ben istediğim gibi yaşayayım, sen de benim istediğim gibi yaşa.”
"Eziyet çekilen ortamlarda ben olmayayım ama diğer insanlar neden o ortamlarda yok?” diyoruz, yalan mı?
Bir ortamda şöyle bir cümle duymuştum:
"Ah Abdülhamid döneminde ben olacaktım; onu devirmeye çalışanlara haddini bildirirdim.”
Kalkıp çay koymaya üşenir ama oturduğumuz yerden ahkâm keseriz.
Herkes olmadığı ortamın kahramanı; herkes sırtında yumurta küfesi olmadan rahatça at koşturuyor her istediği ortamda.
Sırtına yumurta küfesi alan da "anlayış” bekliyor.
Hastalıklarımız aynı.
Toplumdaki çürüme yalnızca aramıza giren fitneden, aramıza giren münafıklardan kaynaklanmıyor.
Bizzat kendimiz fitneye davetiye çıkarıyor, münafıkları baş köşede ağırlıyor, sonra da başkasının baş köşesinde ağırlanıyoruz bir münafık olarak.
Ağırladığımız münafığın anlattıkları o kadar hoşumuza gidiyor ki...
Nefsimiz bayram ediyor.
O münafık çıkıp gittikten sonra mal bulmuş Mağribi gibi seviniyoruz.
Oysa içimizde büyük bir boşluk ve müthiş bir vicdan azabı olması gerekirken...
Kendimiz de gittiğimiz ortamda o boşluğu ve o vicdan azabını oluşturamıyoruz.
Neden?
İşimize öyle geldiği için...
Gruplar hâlinde dolaşıp gruplar hâlinde dost ziyareti yapar gibi, gruplar hâlinde insanlarımıza insanlarımız hakkında nefret pompalıyoruz. Hem de nefret pompalayanların hâline acıyor gibi yaparak.
Masum rolü oynuyoruz, muhataplarımızdan nefret ederek.
Mütevazılık yapıyoruz ama kibirli bir şekilde, hem de kibirli insanlardan hoşlanmayarak.
Müthiş bir ayrıştırmanın ayracı durumundayız.
Bulunduğumuz ortamlarda...
"Kolaylaştırın zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin!” diyemeyeceksek hiçbir ortama girmememiz daha evlâ...
Bırakın bize münzevi desinler, bırakın bize yalnız takılıyor desinler.
"Yukarıdakilere özenerek, aşağıdakilere acıyarak bakmak” maalesef karakterimize yapışmış.
Müslümanların birbirinden nefret etmesi, nefret edenlerden nefret edilmesi ne hazin bir durum!
Hani biz; her şart ve koşulda kardeşimizi düşünecek, onun iyiliği için çalışacaktık?
Buna da bahanemiz var...
Ben onun iyiliği için çalışırım ama o benim iyiliğim için çalışmaz ki?!
Yani iyilik yaparken bile ondan gelecek iyiliğin hesabını yapıyoruz.
İyilik gören de iyilik yapana vefalı davranmıyor, karşılık bekliyor "tefeci” mi yoksa diyoruz?
Toplumdaki çürümeye katkımızın muhasebesini ne zaman yapacağız?
Ne zaman bizim bulunduğumuz ortamlarda fitneye sebep olan sohbetler olmayacak?
Zulme rıza zulümse fitneye rıza nedir?
Yoksa münafıklık kötü bir haslet değil midir?
Zavadanak İrancılar
Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Gençlere Gelecek Vizyonu
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
İrtifa kaybeden muhalefet
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?