Özbekistan’da 14 Şubat ve Babürlülerin Kurucusu Zahîrüddîn Muhammed Doğum Günü
Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Sahada futbol devamında umut vardı
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
"Hayatımız düzenli gitmiyor. İşlerimizin tadı kaçtı. Evlat atayı dinlemiyor, evliliklerde ciddiyet kalmadı. Uyuşturucu, içki, kumar, fuhuş, aldatma, ırza tasallut, kadına şiddet, terör, insan haklarına uymamak, hukuksuzluk, yalan, iftira, dedikodu, riyakarlık, samimiyetsizlik, ilgisizlik, aymazlık, bananecilik, mankurtluk, "ben yiyeyim sen yeme, ben iyiyim, sen fena” aptallığı, stres, öfke, asabiyet, bencillik…aldı başını gidiyor!
Bu olumsuzluklar karşısında ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bir çıkış yolu arıyoruz. Evimizin, yuvamızın huzuru, çocuklarımızın anasına, babasına itaatkar olmaları, vatanseverlik içinde hayat sürmeleri, sevgiyi ikame etmeleri için bir kılavuza ihtiyacımız var. Ne olur bize el uzatın, yardım edin. Karanlıklar içindeyiz. Bir ışık arıyoruz, yolumuzu aydınlatacak bir rehbere muhtacız…” diyor insanlar.
Çarşıya, pazara çıkıyoruz; insanlar sanki kurşun yemiş gibi, nereye gittiğini, ne yaptığını, ne dediğini, ne diyeceğini, neye karar vereceğini bilmiyor. Kahveler; eli boş, serseri tiplerle dolu. Bir hedefleri yok. Serseri mayın misali! Konuşmaya korkuyorsunuz, acaba tersler mi, sert tepki mi gösterir? Diye çekiniyorsunuz. Bu tip insanlarımızın sayısı epeyce var.
Pekiyi bu insanlar bizim insanımız değil mi? Aynı vatan toprağını paylaşmıyor muyuz? Aynı gemide değil miyiz? Aynı apartmanda, aynı sitede, yan yana, kapı karşı komşuluk yapmıyor muyuz? Aynı sokağı, aynı mahalleyi, aynı caddeyi kullanmıyor muyuz? Mahalle marketinde karşılaşmıyor muyuz? Aynı otobüse, aynı dolmuşa, aynı tramvaya, aynı metroya, aynı uçağa… binmiyor muyuz?
Her canlının anlayacağı dil vardır. Hele bu insan olursa, kalbine girmek, gönlünü fethetmek daha da kolay olur. Tarihe bir yolculuk yaptığımız zaman görürüz ki; ülke kalelerinden önce kalpler fethedilmiş, gönüllere girilmiş ve sonra kale kapıları açılmıştır.
Gönüle girmenin yolları; selam, merhaba, hal hatır sormak. Durumuyla ilgilenmek; hastası varsa ziyaret etmek, cenazesi olmuşsa katılmak, siyasi tartışmaya girmemek, bayramlarda, kutsal gün ve gecelerde komşu ziyaretleri yapmak, mahalle konağında onlarla birlikte çay, kahve içmek, muhabbet etmek. Ara sıra yemek ikramında bulunmak. Konuşurken yargılayıcı üslup kullanmamak, hatalarını yüzüne vurmamak. "Sen var ya sen..” ifadelerinden kaçınmak. Dün yaptığı hata ve kusurlardan vazgeçmiş, temizlenmişse, eskiyi karıştırmamak. Konuşurken gözlerinin içine bakmak. Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmamak, empati içinde olmak. Kibirli, alaycı, aşağılayıcı tutum ve davranışları terk etmek. Başkalarıyla kıyaslamamak. Daima iyiliklerini söylemek. Hatası varsa, kırmadan, üzmeden, utandırmadan söylemek. Gönlümüzden hiçbir zaman, aldatma, yalan söyleme, iftira etme, namusunu kirletme… gibi olumsuzlukları geçirmemek. İş ortaklarımızla iyi geçinmek, onları işin başında; "ortağıma nasıl madik atarım, onu nasıl aldatıp, bana yalvartırıp…” mankurtluğundan uzak kalmak. Unutmayalım ki, aldatan, aldanır. Bilgiçlik taslamamak. Tevazu sahibi olmak. Veren el durumunda bulunmak. Zira veren el, alan elden daha üstündür. İnsanları meziyetlerinden yakalamak.
Olduğu Gibi!
Şöyle, başımı alıp gitsem; maskesiz diyarlara,
Tıkasam, kulak vermesem riyakarlara,
Asudeliği yaşasam, hiçbir sesi duymasam,
Gözlerim kapansa da, gölgeleri görmesem.
Doğaya açsam içimi, ağaçlara yaslansam,
Kuşlara derdimi döksem, hıçkırarak ağlasam.
Akan; berrak, riyasız suyla paklansam,
Ellerimi açsam Allah'a, yavaş yavaş aklansam.
Cücelerden uzaklaşıp, köşe bucak saklansam.
Toprağı ıslatsa gözyaşım, yüzüm türap olsa,
Ayaklarım şerha şerha, yolum serap olsa!
Ârifana elim değsem, kalbimi açıversem,
Âh ederek şikayetlerimi bir bir saçıversem,
Gönül Kâbe'sine yönelsem, içten fethetsem onu,
Muhlis çıkagelse uzaktan, hep methetsem onu.
En İyisi Şiire Yönelmek!
En iyisi şiire yönelmek;
Onda, riya yok, maske takmıyor
Sözü özünden söylüyor her an
Mısralar içten, hile yapmıyor.
Şiir, bana beni anlatıyor,
Yaraları sarıyor gönülden,
Üşüyene sıcacık bir ortam
Kimsesizlerin kimsesidir o,
Sessizlerin hakim sesidir o.
Dertlilerin hekim sesidir o.
En iyisi şiire yönelmek;
O, bazen âşık, Mecnun misali,
Yanar, kavrulur Leyla timsali.
Şiir kapısından eğri girmez,
Dertli olmayanlar bunu bilmez!
Şiir; anadır, babadır, yardır,
Şiir; vatan, bayrak ve diyardır!
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
TEMİZ TOPLUM; ALLAH DUYGUSUYLA MEYDANA GELİR
KANALİZASYON PATLADI!
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
KÜLTÜRDE KONYA FARKI
İRFAN SOFRASINDA BULUŞMAK
KÜLTÜRE KAPI AÇANLAR
ZİRVEYE ÇIKMANIN YOLLARI
KİM SÖMÜRGECİ?
YAZARLIK HAYATIM VE EVRENSEL MESAJLAR