YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
"Hayatımız düzenli gitmiyor. İşlerimizin tadı kaçtı. Evlat atayı dinlemiyor, evliliklerde ciddiyet kalmadı. Uyuşturucu, içki, kumar, fuhuş, aldatma, ırza tasallut, kadına şiddet, terör, insan haklarına uymamak, hukuksuzluk, yalan, iftira, dedikodu, riyakarlık, samimiyetsizlik, ilgisizlik, aymazlık, bananecilik, mankurtluk, "ben yiyeyim sen yeme, ben iyiyim, sen fena” aptallığı, stres, öfke, asabiyet, bencillik…aldı başını gidiyor!
Bu olumsuzluklar karşısında ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bir çıkış yolu arıyoruz. Evimizin, yuvamızın huzuru, çocuklarımızın anasına, babasına itaatkar olmaları, vatanseverlik içinde hayat sürmeleri, sevgiyi ikame etmeleri için bir kılavuza ihtiyacımız var. Ne olur bize el uzatın, yardım edin. Karanlıklar içindeyiz. Bir ışık arıyoruz, yolumuzu aydınlatacak bir rehbere muhtacız…” diyor insanlar.
Çarşıya, pazara çıkıyoruz; insanlar sanki kurşun yemiş gibi, nereye gittiğini, ne yaptığını, ne dediğini, ne diyeceğini, neye karar vereceğini bilmiyor. Kahveler; eli boş, serseri tiplerle dolu. Bir hedefleri yok. Serseri mayın misali! Konuşmaya korkuyorsunuz, acaba tersler mi, sert tepki mi gösterir? Diye çekiniyorsunuz. Bu tip insanlarımızın sayısı epeyce var.
Pekiyi bu insanlar bizim insanımız değil mi? Aynı vatan toprağını paylaşmıyor muyuz? Aynı gemide değil miyiz? Aynı apartmanda, aynı sitede, yan yana, kapı karşı komşuluk yapmıyor muyuz? Aynı sokağı, aynı mahalleyi, aynı caddeyi kullanmıyor muyuz? Mahalle marketinde karşılaşmıyor muyuz? Aynı otobüse, aynı dolmuşa, aynı tramvaya, aynı metroya, aynı uçağa… binmiyor muyuz?
Her canlının anlayacağı dil vardır. Hele bu insan olursa, kalbine girmek, gönlünü fethetmek daha da kolay olur. Tarihe bir yolculuk yaptığımız zaman görürüz ki; ülke kalelerinden önce kalpler fethedilmiş, gönüllere girilmiş ve sonra kale kapıları açılmıştır.
Gönüle girmenin yolları; selam, merhaba, hal hatır sormak. Durumuyla ilgilenmek; hastası varsa ziyaret etmek, cenazesi olmuşsa katılmak, siyasi tartışmaya girmemek, bayramlarda, kutsal gün ve gecelerde komşu ziyaretleri yapmak, mahalle konağında onlarla birlikte çay, kahve içmek, muhabbet etmek. Ara sıra yemek ikramında bulunmak. Konuşurken yargılayıcı üslup kullanmamak, hatalarını yüzüne vurmamak. "Sen var ya sen..” ifadelerinden kaçınmak. Dün yaptığı hata ve kusurlardan vazgeçmiş, temizlenmişse, eskiyi karıştırmamak. Konuşurken gözlerinin içine bakmak. Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmamak, empati içinde olmak. Kibirli, alaycı, aşağılayıcı tutum ve davranışları terk etmek. Başkalarıyla kıyaslamamak. Daima iyiliklerini söylemek. Hatası varsa, kırmadan, üzmeden, utandırmadan söylemek. Gönlümüzden hiçbir zaman, aldatma, yalan söyleme, iftira etme, namusunu kirletme… gibi olumsuzlukları geçirmemek. İş ortaklarımızla iyi geçinmek, onları işin başında; "ortağıma nasıl madik atarım, onu nasıl aldatıp, bana yalvartırıp…” mankurtluğundan uzak kalmak. Unutmayalım ki, aldatan, aldanır. Bilgiçlik taslamamak. Tevazu sahibi olmak. Veren el durumunda bulunmak. Zira veren el, alan elden daha üstündür. İnsanları meziyetlerinden yakalamak.
Olduğu Gibi!
Şöyle, başımı alıp gitsem; maskesiz diyarlara,
Tıkasam, kulak vermesem riyakarlara,
Asudeliği yaşasam, hiçbir sesi duymasam,
Gözlerim kapansa da, gölgeleri görmesem.
Doğaya açsam içimi, ağaçlara yaslansam,
Kuşlara derdimi döksem, hıçkırarak ağlasam.
Akan; berrak, riyasız suyla paklansam,
Ellerimi açsam Allah'a, yavaş yavaş aklansam.
Cücelerden uzaklaşıp, köşe bucak saklansam.
Toprağı ıslatsa gözyaşım, yüzüm türap olsa,
Ayaklarım şerha şerha, yolum serap olsa!
Ârifana elim değsem, kalbimi açıversem,
Âh ederek şikayetlerimi bir bir saçıversem,
Gönül Kâbe'sine yönelsem, içten fethetsem onu,
Muhlis çıkagelse uzaktan, hep methetsem onu.
En İyisi Şiire Yönelmek!
En iyisi şiire yönelmek;
Onda, riya yok, maske takmıyor
Sözü özünden söylüyor her an
Mısralar içten, hile yapmıyor.
Şiir, bana beni anlatıyor,
Yaraları sarıyor gönülden,
Üşüyene sıcacık bir ortam
Kimsesizlerin kimsesidir o,
Sessizlerin hakim sesidir o.
Dertlilerin hekim sesidir o.
En iyisi şiire yönelmek;
O, bazen âşık, Mecnun misali,
Yanar, kavrulur Leyla timsali.
Şiir kapısından eğri girmez,
Dertli olmayanlar bunu bilmez!
Şiir; anadır, babadır, yardır,
Şiir; vatan, bayrak ve diyardır!
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?